araştırma arşivi · 2017-05-28

14 milyonda 1: muhammed gazi

istanbul’un sığınmacı ve göçmenlerini anlatan 14 milyonda 1'de bangladeş’ten istanbul’a gelmek için tüm birikimini kaçakçılara veren…

14 milyonda 1: muhammed gazi

istanbul’un sığınmacı ve göçmenlerini anlatan 14 milyonda 1'de bangladeş’ten istanbul’a gelmek için tüm birikimini kaçakçılara veren, istanbul’da akciğer kanseri olduğunu öğrenen muhammed gazi’nin hikayesi

1 / 16

yalnızca bir ülke vatandaşı olduğunuzda insan haklarına sahip olabileceğiniz modern dünyada birazdan okuyacağınız hikaye tanımlanamayacak bir umudu, öfkeyi, onursuzluğu, mutluluğu ya da zaferi anlatıyor olabilir. 14 milyonda 1 kişinin hikayesini.

karanlık merdivenlerden muhammed’in telefonunun ışığı ile biraz tökezleyerek de olsa bir bodrum katına indiğimizi hatırlıyorum. muhammed ile tanışmam, aslında onu bir kaçakçı sanıp nefret etmemle başlamıştı.

çoğunluğunu bangladeşlilerin oluşturduğu bir telefon dükkanınında giyimi diğerlerine göre daha iyi birisi. muhtemelen bir aracı. bu arada aracı, insan kaçakçılarının işlerini kolaylaştıran kişi. birkaç denemenin ardından sandalyelerden birine oturmayı başardığımda konuşmaya başladık. muhammed aslında benim tahmin ettiğim gibi bir aracı değildi. 7 yıl önce istanbul’a gelmiş ve bir türk’le evlenmişti. politik nedenlerden dolayı kaçtığı istanbul’da, kendisinden sonra gelen memleketlilerine yardım ediyordu. küçükpazar’daki bu dükkan ise yerel gıda ürünlerinin satıldığı bir marketti.

karanlıkta gözüme takılan ilk şey kapı üzerindeki numaralar 7.8.9.5 bir yandan da beynimde robin hammond’un güney afrika’da çektiği akıl hastanesi çalışmasından fotoğraflar dönüyor. rutubet ve lağım kokusu birbirine karışmış durumda. parmaklıkları andıran küçük gözlerden baktığımda mevlevilerin çilehanelerini andırıyor. bir yandan da köle pazarına çıkarılacak insanların bekletildiği küçük odaları gibi. içeride dört duvardan başka bir şey yok. minimum 5 kişi kalıyor. ödedikleri kira ise 600 lira. kazandıkları ise haftalık 120 lirayı geçmiyor. çoğu gerçek bir iş bulmanın sıkıntısını çekiyor. evlerine gönderebildikleri maksimum aylık 100 dolar. çalıştıkları işler ise kemer atölyesinden tut, lokantada bulaşık yıkamaya kadar.

kırmızı yorgan

kırmızı bir yorganın altında yerde yatıyor muhammed gazi. dakka’da üniversitenin gemi teknisyenliği bölümünden mezun. iyi bir iş dolgun maaş umuduyla dubai’ye gidiyor. teknisyenliğin dışında birçok iş yapmak zorunda bırakılıyor. atölyelerde çalışırken kimyasal ilaca maruz kalıyor. kendisiyle bağlantıya geçen aracı istanbul’da iş imkanının fazla olduğunu, çok iyi paralar kazanabileceğini söylüyor. biriktirdiği 3.000 doları iran üzerinden istanbul’a gelmek için kaçakçılara veriyor. şimdi ise bir yorganın altında eve geri dönmek için arkadaşlarının yardımını bekliyor. vakıf gureba hastanesi’nde doktorun koyduğu teşhis akciğer kanseri. tavsiyesi ise son zamanlarını ailesinin yanında geçirmesi. gerçek. acı veriyor.

doktorla konuşmayı, bir yanlış anlaşılma ihtimalini zorluyorum. telefonlarım cevapsız kalınca hastanenin yolunu tutuyorum. mülteci konumundaki yabancıların tedavi olabildiği hastanelerden birisi vakıf gureba. doktorun verdiği cevap ülkesinde tedavi edilmesi gerekli oluyor. aklıma ilk gelen biriktirdiğim uçuş milleri. 8 bin kilometre uzaklıktaki bangladeş için bilet almaya yetiyor. gazi mutluluktan ağlıyor. 2 gün sonrası için hazırlıkların yapması gerekli. önce konsolosluktan havalimanı polisine göstermesi için bir belge.

çete

muhammed refik. iran sınırından katırlarla van’a oradan da eski bir kamyonun gizli bölmesinde istanbul’a getiriliyor. avrupa hayaliyle çıktığı umuda yolculuk zeytinburnu’nda bir evde son bulur. çetelerin ağına düşen refik, bir ay boyunca işkenceye maruz kalır. naylonu eriten çete üyeleri refik in yüzünü ve sırtını yakar. çektikleri fotoğrafları ve ses kayıtlarını ise ailesine gönderir. evlerine satmak zorunda kalan aile parayı bir aracı vasıtasıyla çeteye ulaştırır. refik şimdi küçükpazar’da kendisi gibi göçmen arkadaşları ile zemin katta bir odada kalıyor.

doğu’daki yoksul ve çaresizliğin getirdiği mecburiyetle yola çıkan göçmenlerin çoğu için istanbul hesaplanmayan son durak. yüzlerine kapanan avrupa kapısı türkiye. kabus olan rüyalarından uyanmış ve bir an önce ülkelerine dönmek istiyorlar.