hafriyat kamyonları, kapatılan sokaklar, yükselen toz bulutları… başta istanbul fikirtepe bölgesi olmak üzere günümüzde birçok ilde ve semtte manzara bu şekilde. devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları birçok sorunu da beraberinde getiriyor.
derleme: cansel kiraz / 140journos yaz stajı · fotoğraf: kürşad bayhan, çağdaş erdoğan / 140journos
toz toprak fikirtepe
kentsel dönüşüm kapsamındaki 1 milyon 340 bin m²’lik arazisiyle fikirtepe, inşaat sektöründeki dinmeyen kaosun odaklarından. 140journos’tan “toz toprak fikirtepe”.
das kapital
2000’lerin başından bu yana ekonominin ve siyasetin lokomotifi olan inşaat furyası, kentleri ve insanları yutan türk tipi bir kapitalizm yarattı. marx hayatta olsa, das kapital’i baştan yazmak zorunda kalırdı. 140journos’tan “das kapital”.
istanbul’daki kentsel dönüşüm alanlarından fikirtepe’de 4 yıl süreyle inşaat şirketiyle anlaşma imzalamayan alaaddin demirel’in evi, yıkım sahası içerisinde ayakta kalan tek yapıydı. ev, ağustos 2014'te, alaadin demirel’in ortalama 90 metrekareden 5 daire sahibi olacağı sözleşmenin imzalanmasıyla yıkıldı.
7 milyon binayı kapsayan kentsel dönüşüm projesi 2012 yılında esenler’de başbakan erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen resmî törenle başlamıştı. dönüşümle ilgili en önemli gerekçe ise 636 kişinin hayatını kaybettiği van depremi’ydi. erdoğan o dönem “iktidarı kaybetme pahasına yapacağız, kentsel dönüşümü gerçekleştireceğiz” demişti. çalışmalar, birinci derece deprem bölgesinde yer alan kentlerdeki ilçe belediyelerine yetki verilmesinin ardından kentsel dönüşüm ile tam anlamıyla başlamış oldu.
kentsel dönüşüm başlangıç dönemine baktığımızda çevre ve şehircilik bakanlığı’na göre türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyordu. bu konutlardan 2000 yılından sonra yapılan 5 milyon konut haricindeki 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerekiyordu. deprem tasarımının yetersiz olduğu binalar, malzeme dayanımı yetersiz olan ve mühendislik hizmeti almayan kaçak yapılar dahil yapı stoğunun yaklaşık %40’ının (6–7 milyon konut) yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerektiği belirtilmişti.
gecekonduların yoğun olarak bulunduğu maltepe gülsuyu mahallesinde bir usta evinin çatısını yapıyor.
istanbul, kocaeli, sakarya, bursa ve izmir illeri deprem kuşağında bulunduğundan bu illere bağlı ilçeler öncelikli dönüşüm alanları arasında bulundu. kentsel dönüşümün istanbul’daki ilk ayağı olan esenler atışalan havaalanı mahallesi’nde ise dönüşüm geçtiğimiz yıl tamamlandı.
6306 sayılı “afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi” kanunu başlangıçta yalnızca risk altındaki arsa ve arazileri kapsıyordu; ancak geçtiğimiz yıl yönetmelikte yapılan değişiklikle “kamu düzenini bozan veya güvenlikten ötürü normal hayatın sekteye uğrayacağı yerlerde, altyapı hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde, ruhsatsız ve imarsız yapılaşmanın bulunduğu yerlerde” çevre ve şehircilik bakanlığı’nın bölgeyi riskli alan ilan edebilmesi yönünde değiştirildi.
birçok ilçede kentsel dönüşüm devam ediyor; ancak değişen yönetmeliğin de etkisiyle sorunlar beraberinde geliyor. müteahhit-ev sahibi anlaşmazlıkları, tabelacılar ve çantacılar, devlet tarafından sağlanan finansal destekteki sorunlar, bölge halkının evini terk etmek istememesi, acele kamulaştırma kararları ve hafriyat kamyonlarının sebep olduğu kazalar kentsel dönüşüm problemlerinden yalnızca birkaçı.
sol: ataşehir dereboyu mahallesinde bir gecekondunun bahçesinde çocuklar oyun oynuyor. · sağ: başakşehir’de yapımı tamamlanan mall of istanbul projesi ile hemen yanında bulunan çöp istasyonu ve belediyeye ait arazi.
malikler vs müteahhitler
kat malikleri ile müteahhitler arasındaki anlaşmazlıklar kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan problemlerin önemli bir kısmını oluşturuyor. yeni inşa edilen binalarla ilgili olarak özellikle dairelerin küçük olduğundan şikâyet ediliyor.
“3 misafirim gelse birisi kapıda kalır. kendim sığamam ki misafir ağırlayayım. 2+1 diyorlar ama burası 1+1 bile değil.”
“bizim arsamız 390 metrekare. kentsel dönüşüm adı altında evim yıkılsa bana 2 oda 1 salon verilecek. biz 5 kardeşiz, bize arsamızın tapusu verilse 5 daire yapacağız.”
türkiye sınai kalkınma bankası (tskb) gayrimenkul değerleme genel müdürü makbule yönel maya konuyla ilgili şöyle diyor:
“kentsel dönüşümde daire metrekareleri istanbul’da genelde mevcut hâlinden daha düşük hâle geliyor. bu tamamen parsel imar hakları ile mevcut binanın geçmişte bu imar hakkının ne kadarını kullandığıyla alakalı. ancak daire metrekaresi her zaman düşmüyor; aynı metrekareyi ya da hak sahibinin daha büyük daireye sahip olduğu projeler de oluyor. imar hakkının elvermediği durumlarda müteahhit, hak sahibinin daire alanını küçültmek suretiyle kendisi açısından kârlı bir proje yakalayabiliyor.”
inşaat firmaları ise kat maliklerinin daha kazançlı olduğunu iddia ediyor.
“en iyiyim diyen bir inşaat firmasının kârı en fazla yüzde 50. ancak vatandaşınki çok daha yüksek. kartal atalar mahallesi’nde ilk zamanlarda bir daire 150–200 bin tl aralığındaydı; şu anda konut sahibi yenilenen dairesini 800–900 bin tl’den satıyor. yani hiç suya sabuna dokunmadan yüzde 500’lere varan bir kazanç sağlıyor. müteahhit ise 5 yılda hem para yatırarak hem risk alarak yüzde 50 kazanıyor.”stca inşaat yönetim kurulu başkanı aydın aslandağ
sol: feriköy’de kentsel dönüşüm kapsamında binalar yıkılırken bir yanda yaşam devam ediyor. · sağ: istanbul’un en yüksek binası sapphire binaların arasından görünüyor.
tabelacılar ve çantacılar
“bu bina … firması tarafından kentsel dönüşüme alınan proje alanıdır.”
dönüşüm alanlarındaki binaların çevresine yerleştirilen firma tabelaları da kentsel dönüşüm problemlerinden biri olabiliyor. bazı kişiler, kentsel dönüşümün henüz başlamadığı yerlere bina sahipleriyle anlaşarak tabela asıyor, uzun vadeli rezerv ediyor. ev sahipleri ise bu tabelaları asanlardan bina/daire sayısı ve arazi büyüklüğü baz alınarak 25–60 bin lira arası para talep ediyor.
kentsel dönüşüm bölgelerinde yaşayan ev sahipleri bölgedeki çantacılardan da oldukça rahatsız. dünya gazetesi’nden leyla ilhan’a göre, “dönüşüm bölgesindeki ev sahipleriyle görüşüp anlaşma yapan aracılar arasında, emlakçıların yanı sıra bu işi hiç yapmayıp ‘fırsatları değerlendirenler’ de bulunuyor.”
140journos’a görüş beyan eden bir fikirtepe sakini şöyle değerlendiriyor: “fikirtepe’ye imar geldiği zaman devlet buranın altyapısını hazırlamadan, master planı yapılmadan müteahhitlerin kucağına attı. onlar da kaçmak zorunda kaldı. bu sefer mecburen bizleri çantacı grubunun içine attılar. çantacı gruplar da bu adayı toparlayıp imzalarını alıp büyük firmalara pazarlamaya çalıştı.”
sol: feriköy’de yapımı devam eden rezidans projesi anthill ve çarpık yapılaşmasıyla feriköy mahallesi. · sağ: piyalepaşa’da inşaatı devam eden bir proje.
bölge halkı evini terk etmek istemiyor
kentsel dönüşümle ilgili son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz bir cümle: “mahalleli evini terk etmek istemiyor.” peki mahalleli evini neden terk etmek istemiyor? çoğu zaman talep açık: yerinde dönüşüm ve adil paylaşım.
örneklerden biri başakşehir güvercintepe mahallesi. yaklaşık 250 hane bulunan bölgedeki proje; “metronun, hastanenin, olimpiyat stadının yakın olduğu, altı kayalık ve depreme dayanıklı bir bölgede rantsal dönüşüm yapılmak istendiği” argümanıyla eleştiriliyor ve bölge yerinde dönüşüm talep ediyor.
diyarbakır’ın sur ilçesi de kentsel dönüşüme verilen tepkilerle gündeme gelmişti. şehir plancıları odası diyarbakır şube başkanı büşra cizrelioğlu sadak, “projenin kentin dokusunu tamamen ortadan kaldıracağını, özdeşleşmiş dar sokakların artık olmayacağını” söylüyor.
feriköy’de gecekondu bahçesinde futbol maçı izleyen sakinler.
hafriyat kamyonlarının yol açtığı ölümler
istanbul’da hafriyat kamyonlarının sabah 06.00–10.00 ve akşam 16.00–22.00 saatlerinde trafiğe çıkması yasak; ancak kent içinde kalan inşaat alanlarındaki dönüşüm sebebiyle günün her saatinde beton mikserleri ve hafriyat kamyonlarıyla karşılaşmak mümkün.
kuzey ormanları savunması’nın “hafriyat kamyonu terörü” raporuna göre, hız sınırı ve sürüş kurallarını ihlal eden hafriyat kamyonları ile beton mikserleri son bir yılda 24 kişinin ölümüne yol açtı.
inşaat mühendisleri odası yönetim kurulu başkanı cemal gökçe, kamyonların prim usulüyle çalışmasına dikkat çekiyor:
“hafriyat kamyonları prim usulü çalışır; gün içinde ne kadar çok malzeme taşırlarsa o kadar çok para kazanırlar. böyle olunca aşırı hız yapıyorlar. beton mikserleri de betonu 2,5 saatte ulaştıramazsa beton özelliğini yitirdiği için hız yapıyor. çözüm bulunabilir: inşaat alanına en yakın şirketten beton temin edilerek zaman sorunu çözülebilir. ancak her şeyden önce ciddi denetimler yapılmalı.”
“hafriyat kamyonları ve beton mikserlerinin neden olduğu kazaların önemli bir bölümü, şoförlerin göremediği kör noktalarda gerçekleşmiştir. bu yüzden kaza yapan şoförlerin hemen hepsi küçük sürelerle cezalandırılmış, önemli bir kısmı hiç ceza almamıştır. insan ölümlü kazaların büyük bölümü kent içinde olmuştur. bu araçların, insanların sokaklardan çekildiği gece saatleri dışında şehre girmesi yasaklanmalıdır.”kuzey ormanları savunması
kentsel dönüşümde asbest tehlikesi
kentsel dönüşümün bir diğer sorunu asbest. aşınmaya ve kimyasal maddelere çok dayanıklı, lifli yapıda kanserojen bir mineral olan asbest, uluslararası kanser araştırma ajansı’nın (IARC) raporlarına göre insanda kanser yaptığı kesin olarak ortaya konmuş en az 30 madde arasında. solunum ya da içme yoluyla vücuda girdiğinde yalnızca kansere değil akciğer hastalıklarına da neden oluyor.
asbest 2010 yılında yasaklansa da, kentsel dönüşüm ile 2010’dan önce yapılan binaların yıkımı sırasında yüksek miktarda ortaya çıkıyor. kadıköy belediyesi tarafından yaptırılan hava kalitesi ölçümleri, fikirtepelilerin adeta “zehir soluduğunu” ortaya koyuyor.
“partikül madde 10” için olması gereken sınır değer 70 µg/m³ iken 20 temmuz ölçümünde bu oran 145,85 µg/m³; “partikül madde 2,5” için 25 µg/m³ olan sınır ise 91,86 µg/m³ olarak belirlendi.
“bölgede 7, toplamda 11 adet beton santrali kurulu ve bu sayı artıyor. sorunların temeli aşırı inşaat yükü, beton santralleri ve kamyon trafiği. kamyonlara ceza yazma yetkisi ne yazık ki bizde değil; ciddi bir yetki karmaşasından dolayı bütün bu sorunlar ortaya çıkıyor.”kadıköy belediye başkanı aykurt nuhoğlu