araştırma arşivi · 2017-02-28

“28 şubat’ta neredeydiniz?”

türkiye’nin postmodern darbesi olarak nitelendirilen 28 şubat süreci, siyasal islamın türkiye siyasetindeki yerini tasfiye etmek istedi…

türkiye’nin postmodern darbesi olarak nitelendirilen 28 şubat süreci, siyasal islamın türkiye siyasetindeki yerini tasfiye etmek istedi ancak aksine sağlamlaştırdı ve uzun vadede ordunun siyasetteki rolünü kırdı. bu nedenle, türk siyasi kompozisyonunun oluşmasında bir kilometre taşı olarak görülür. 28 şubat’ı, önü ve arkasını derledik: 28 şubat’ta kim neredeydi?

veri derleme: irem aydemir/140journos

ön plandaki figürler

süleyman demirel | cumhurbaşkanı
necmettin erbakan | başbakan
tansu çiller | dışişleri bakanı
ismail hakkı karadayı | genelkurmay başkanı
çevik bir | genelkurmay 2. başkanı

postmodern darbe ne demek?

ne darbe sayılan, ne de darbe kategorisi dışında bırakılabilen eylem.

bu terim, türkiye’de ordunun siyasi hükümete yapılacakları ve yapılmayacakları dikte ettiği, yani demokratik olmayan bir kurumun, demokrasinin işleyişine müdahelesini anlatmak için kullanılır.

fakat, postmodernlik, aslında ileri modernlik anlamına gelir. güncel sosyo-ekonomik özelliklere işaret edebildiği gibi, mgk kararlarının tavsiye niteliğinde olması ve sonrasında iktidar tarafından dikkate alınmaması, 28 şubat’ı postmodern darbe olarak nitelemeye sebep verir.

arkaplan

90'ların ilk yarısında türk siyasi atmosferi, islami terör ve pkk çatışmaları ile çevrelenmişti. bu sıkıntılı atmosfere 1994'teki 5 nisan kararları eklendi. merkez bankası’nın kararı ile, türk lirasının değeri yaklaşık %38 devalüe edildi. ekonomik krizin yoğun yaşandığı bu dönemde, enflasyon %134 arttı. 2. dünya savaşından beri, ekonomi ilk kez bu kadar küçülmüştü.

türkiye, 1994 yerel seçimlerine böyle gitti ve necmettin erbakan’ın refah partisi, adil düzen kavramını türkiye ile tanıştırdı. adil düzen, milli görüş’ten oluşuyordu ve muhafazakar bir türkiye, sorunlara çözüm olarak görülüyordu.

refah partisi’nin yükselişi

94 yerel seçimlerinde refah partisi birinci oldu ve genel seçimlere emin adımlarla ilerledi. 1995 genel seçimlerinde de rp, birinci parti oldu.

1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan dyp-anap koalisyon hükümeti, refah partisi’nin, güven oyu için gereken 273 sayısına ulaşılamadı, 257 kabul oyu aldı. refah partisi’nin, güven oylamasının geçersiz sayılması gerektiğini belirterek anayasa mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından koalisyon dağıldı.

bunun üzerine, tbmm’de 1. parti refah partisi ile 2. parti olan dyp arasında kurulan 54. hükümet (refahyol hükümeti), 8 temmuz 1996'da güvenoyu aldı.

28 şubat’a giden yol

refahyol hükümeti döneminde yaşanan bazı olayların, 28 şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı belirtiliyor.

erbakan, şeriat, tepkiler

1 2–7 ekim 1996'da başbakan necmettin erbakan, sırasıyla mısır, libya ve nijerya’yı ziyaret etti. libya’da, kaddafi’nin bir çadırda erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler, muhalefet ve basın tarafından eleştirildi. kaddafi, “kürtlere eziyet etmeyin” demişti.

2 6 ekim 1996’da ankara kocatepe camii’nde aczmendi üyeleri, “şeriat isteriz” sloganı atarak gösteri yaptı.

3 3 kasım 1996’da susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri tartışma yarattı. başbakan erbakan, bu söylentileri fasa fiso olarak değerlendirdi. adalet bakanı şevket kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için “mum söndü oynuyorlar” dedi.

4kayseri’nin refah partili belediye başkanı şükrü karatepe, 10 kasım 1996 tarihli refah partisi il divan toplantısındaki konuşmasında, türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hakim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. karatepe konuşmasında şunları söylemişti:

süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. refah partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. insanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. ey müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. bu bizim boynumuzun borcudur.”

karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkum edildi.

5başbakan necmettin erbakan, 11 ocak 1997 cumartesi günü, başbakanlık konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.

6 3 şubat 1997’de, ankara’da star tv muhabiri ışın gürel, muhafazakar biri tarafından saldırılarak darp edildi.

7 11 şubat’ta şeriata karşı kadın yürüyüşü ankara’da yapıldı.

8 23 şubat 1997’de fatih camii’nde öğlen namazının ardından bir grup ellerindeki yeşil bayraklarla “şeriat isteriz”, “yaşasın hizbullah” sloganlarıyla yürüdü. islamcı gazeteci yaşar kaplan, gerektiğinde İslam uğruna şehit olacaklarına dair bir açıklama yaptı.

9 refah partisi’nin ümraniye müftülüğünden milletvekilliğine getirdiği hasan mezarcı, şu ifadeleri kullanmıştı:

“(…) mustafa kemal ölmedi mi? niye hala izindeyiz niye deyip duruyorsunuz o zaman? ordudan bir sürü insan atıyorsunuz, mustafa kemal’in ilkesi lailkik adına. (…) üniversiteden bacılarımızı atıyorsunuz, onun adına. (…) kerhane açıyorlar, onun adına; meyhane açıyorlar, onun adına (…).”

mezarcı sonra ihraç edildi, yargılandı ve tutuklandı. yıllar sonra hapisten çıktığında, kendisini meryem oğlu isa olarak tanıtacaktı.

gölcük’te “irtica iktidarda” toplantısı

10 yüksek rütbeli subaylar 22 ocak 1997 tarihinde gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.

fitil ateşlendi: kudus gecesi

11 30 ocak 1997’de sincan belediyesi kudüs gecesi düzenledi. belediye başkanı bekir yıldız ve iran büyükelçisi’nin bulunduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. star muhabiri ışın gürel, saldırıya uğradı. bekir yıldız tutuklandı.

sincan’daki tanklar

12 4 şubat’ta ankara sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.

demirel’in ve erkaya’nın uyarıları

13 5 şubat’ta cumhurbaşkanı süleyman demirel, başbakan erbakan’a uyarı mektubu gönderdi.

14deniz kuvvetleri komutanı oramiral güven erkaya “irtica, pkk’dan daha tehlikeli” dedi.

28 şubat mgk toplantısı ve kararları

28 şubat 1997'de yapılan milli güvenlik kurulu toplantısı 9 saat sürdü.

mgk, laikliğin türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu vurguladı ve kararlar hükümete bildirildi.

kararda, özetle şunlar isteniyordu:

kararların tamamı şu şekilde:

millî güvenlik kurulu’nun 28 şubat 1997 tarih ve 406 sayılı kararına ek-a (rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler)

1 anayasamızda cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4. maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması için mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır.

2 tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak tevhid-i tedrisat kanunu gereği milli eğitim bakanlığı’na devri sağlanmalıdır.

3 genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle cumhuriyet, atatürk, vatan ve millet sevgisi, türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihrakların etkisinden korunması bakımından:

a- 8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı.

b- temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği kuran kurslarının milli eğitim bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

4 cumhuriyet rejimine ve atatürk ilke ve inkılaplarına sadık, aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü, milli eğitim kuruluşlarımız, tevhid-i tedrisat kanunu’nun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır.

5 yurdun çeşitli yerlerinde yapılan dini tesisler belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı, bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar diyanet işleri başkanlığı’nca incelenerek mahalli yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordine edilerek gerçekleştirilmelidir.

6 mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.

7 irticai faaliyetleri nedeniyle yüksek askeri şura kararları ile türk silahlı kuvvetleri’nden (tsk) ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek tsk’yı, dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının silahlı kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalıdır.

8 irticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasadışı örgütlerle irtibatları nedeniyle tsk’dan ilişkileri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkan verilmemelidir.

9 tsk’ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalıdır.

10iran’ın türkiye’deki rejimi istikrarsızlığa itmeyi amaçlayan çabaları yakın takibe alınmalıdır. iran’ın türkiye’nin içişlerine karışmasını önleyici politikalar uygulanmalıdır.

11 aşırı dinci kesimin türkiye’de mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.

12 t.c. anayasası, siyasi partiler yasası, türk ceza yasası ve bilhassa belediyeler yasası’na aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır.

13 kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve türkiye’yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve anayasa mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalıdır.

14 çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.

15 kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtari örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır.

16 özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalı ve bu tür yasadışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile öngörülmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalıdır.

17 ülke sorunlarının çözümünü “millet kavramı yerine ümmet kavramı” bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne de aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yollardan önlenmelidir.

18 büyük kurtarıcı atatürk’e karşı yapılan saygısızlıklar ve atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.

*28 şubat 1997 tarih ve 406 sayılı mgk kararı’nın eki’dir.

dönemin gazete manşetleri

28 şubat sonrası gelişmeler

batı çalışma grubu:

28 şubat 1997 tarihli millî güvenlik kurulu kararlarının denetimi amacıyla kurulan bir yapıdır.
 
bçg, güven erkaya’nın komutanı olduğu deniz kuvvetleri bünyesinde faaliyet göstermiştir. fikir babası ise genelkurmay 2. başkanı çevik bir’dir. çevik bir, sonradan 28 şubat davasında yargılandı. bçg’nin, 28 şubat sürecinde 6 milyona yakın insanı fişlediği belirtiliyor. yasadışı olarak kurulan bu kurum mesut yılmaz hükûmeti döneminde yasallaşmış, birkaç yıl sonra lağvedilmiştir.

kararlara gelen tepkiler ve gelişmeler

1 4 mart’ta başbakan erbakan, mgk kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadı.

2 13 mart’ta başbakan necmettin erbakan, medya tarafından mgk kararlarını “imzaladı” şeklinde sunuldu. ancak 2013’te başlatılan “28 şubat post modern askeri darbesi davası” soruşturmasında erbakan’ın kararları imzalamadığı, mgk tutanakları incelenerek teyit edildi. ayrıca, dönemin gazetecilerinden olan mehmet ali birand’ın cnn türkte katıldığı cüneyt özdemir’in programında da teyit edilmişti.

3 21 mayıs’ta yargıtay başsavcısı vural savaş, ‘‘ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek, refah partisi’nin kapatılması için dava açtı.

4 3 haziran’da susurluk davası 7 ay aradan sonra dgm’de başladı.

5 7 haziran’da genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.

6 10 haziran’da anayasa mahkemesi, yargıtay ve danıştay başkan ve üyeleri genelkurmay başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.

7 18 haziran’da necmettin erbakan başbakanlıktan istifa etti. istifasının nedeninin başbakanlığı tansu çiller’e devretmek olduğunu belirtti.

8 19 haziran’da cumhurbaşkanı süleyman demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında tbmm çoğunluğu olan dyp lideri tansu çiller’e vermeyip, anap genel başkanı mesut yılmaz’a verdi.

9 30 haziran’da mesut yılmaz, bülent ecevit ve hüsamettin cindoruk’la birlikte anasol-d hükümeti’ni kurdu.

10 refah partisi, “laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri” gerekçesiyle, 16 ocak 1998'de anayasa mahkemesi tarafından kapatıldı.

11 1998'de recep tayyip erdoğan’ın yargılanması, onun yükselmesine ve ona katılmayan birçok insanın onu desteklemesiyle sonuçlandı.

12 2012 yılında tbmm, darbeleri araştırma komisyonu kurdu ve 28 şubat başta olmak üzere askeri darbeleri araştırmaya başladı. 28 şubat’ta etkin rol oynayan kişiler tutuklu olarak yargılanmaya başlandı.

13 2 ekim 2012'de, dönemin başbakan yardımcısı ve dyp genel başkanı tansu çiller mağdur sıfatıyla ifade verdi.

28 şubat davası

başlangıç tarihi:

2 eylül 2013

suçlama:

“türkiye cumhuriyeti hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak”

önemli sanıklar:

76'sı tutuklu 103 sanık.
dönemin genelkurmay başkanı ismail hakkı karadayı,
orgeneral çevik bir,
emekli tümgeneral erol özkasnak,
emekli tümgeneral kenan deniz,
emekli korgeneral engin alan,
emekli tuğgeneral idris konuralp.

19 aralık 2013'te “tutuklu süreleri göz önüne alınarak ve delilleri karartma şüphesinin ortada kalkması” sebebiyle çetin doğan hariç herkes tahliye edildi. çetin doğan, bir süre daha balyoz davası nedeniyle tutuklu kaldı.

28 şubat davasının arka planı

1997 — gülen’in refahyol hükümetine yönelik “beceremediniz artık bırakın” demeci gazetelerde manşet oldu.

2012–28 şubat soruşturması kapsamında gözaltılar gerçekleşti.

2013–103 sanık hakkındaki 28 şubat davası başladı.

2016 — devam eden davada çevik bir, “fetö’nün tehdit olduğunu ilk genelkurmay tespit etmişti. ismail hakkı karadayı bizi yalnız bıraktı.” dedi. çevik bir’in avukatı ümit kara “gerek iddianameyi hazırlayan savcının konumu gerek de sorgu ve mahkeme hakimlerinin büyük bölümünün fetö’ye üye olmaktan tutuklandığını ya da meslekten atıldıklarını” söyledi.

2017 — dönemin genelkurmay başkanı karadayı ve 2. başkan çevik bir’in de aralarında olduğu 60 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi.

2018 — ismail hakkı karadayı, çevik bir ve çetin doğan’ın da aralarında bulunduğu 21 sanık müebbet hapis cezasına çarptırılırken 68 sanığın beraatine karar verildi.