araştırma arşivi · 2017-08-16

45 saniye: 17 ağustos 1999 depremi

türkiye 17 ağustos sabahı saat 03:02’de 7.4 şiddetinde bir depremle sarsıldı. resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 23 bin…

45 saniye: 17 ağustos 1999 depremi

türkiye 17 ağustos sabahı saat 03:02’de 7.4 şiddetinde bir depremle sarsıldı. resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 23 bin 781 kişi yaralandı, 285 bin 211 konut hasar gördü. 99’dan bu yana her 17 ağustos, depremzedeleri anmakla birlikte, türkiye’nin coğrafi kaderi olan deprem tehlikesini tekrar hatırlamakla geçiyor.

video: serkan arslan/ 140journos stajı, derleme: ışıl yarımoğlu/ 140journos stajı

(ilgili whatsapp tartışma grubunda öne çıkan görüşlerin derlemesini okumak için sayfada aşağı ininiz.)

merkez üssü kocaeli gölcük olan ve 45 saniye süren deprem, resmi raporlara göre 285.211 ev, 42.902 iş yerine hasar verdi. depremin ağır hasar yarattığı bölgelerde hem türkiye’den gönüllüler hem de uluslararası ekipler arama kurtarma çalışmalarına katıldı. deprem, çevre iller başta olmak üzere ankara’dan izmir’e kadar birçok bölgede milyonlarca insanı etkiledi.

bunu da okuyun · mediumİstanbul 17 Ağustos Depreminden Ders Çıkardı Mı?17 Ağustos 1999'da Gölcük’te 7.8 büyüklüğünde ve 12 Kasım 1999'da Düzce’de 7.5 büyüklüğünde meydana gelen depremlerde…

marmara depremi sonrasında depremin geride bıraktığı hasarın giderilmesi ve depreme dönük çalışmalar yapılması amacıyla 26 kasım 1999 tarihinde 4481 no’lu kanunla ek vergiler ve iki yeni vergi yürürlüğe girdi. bu iki yeni vergiden özel işlem vergisi 2003 yılında kaldırılırken, özel iletişim vergisi kalıcı hale getirildi. 2011 yılında yaşanan van depremi ile gündeme gelen bu vergiler ve hangi kalemlere harcandıkları tartışma yarattı. dönemin maliye bakanı mehmet şimşek açıklama yaparak, toplanan vergilerin sağlık, eğitim, duble yollar gibi 74 milyonun ihtiyaçlarına harcandığını belirtti.

bunu da okuyunvan: yıkımın portresi [visual essay]ekim 2011'de yaşanan van depremi sonrası kürşad bayhan’ın kaydettiği fotoğraflar eşliğinde yıkımın bir portresi.

gerek yalova’da bulunan deprem anıtı, gerek 16 ağustos 2017’de kocaeli’de açılacak deprem müzesi 99’da yaşanan ve yüzyılın en büyük deprem felaketlerinden kabul edilen depremin hafızalarımızdan silinmemesi için yapılan çalışmalardan. buna rağmen, beklenen büyük istanbul depremi gibi, olası bir büyük depreme ne kadar hazırlıklıyız konusu hala akıllarda soru işaretleri bırakıyor. bülent ecevit’in, 2000 yılında gazetecilerin “depremi unutalım mı?” sorusuna karşılık verdiği cevap, deprem toplama alanlarının imara açıldığı günümüzde büyük önem taşıyor:

“‘çarpık yapılaşmanın devam etmesi, önlem alınmaması ve sorumluların yakasına yapışılmaması halinde, depremin unutulması daha iyi olur.”

140journos’un “deprem” konulu whatsapp tartışma gruplarında katılımcılardan gelen yorumlar

(❓ emojisi whatsapp tartışma grubunda 140journos’un sorduğu soruları; her bir paragraf, whatsapp grubundaki katılımcılardan gelen cevapları gösterir.)

1999’da gölcük, 2011’de van ve 2017’de muğla’da örneklerini gördüğümüz, yüksek şiddetli depremlerden herhangi birine tanıklık ettiniz mi? tecrübelerinizi dinleyebilir miyiz?

“17 ağustos… bütün ışıklar gitmişti. her yer kapkaranlık. yerden bir ses geliyor gittikçe artan. sanki dünyanın sonu gelmiş gibi. sonrasında sarsıntı.”

“gölcük depreminde adapazarı’ndaydım. sabaha karşı büyük bir sarsıntıyla yatakta beşik gibi sallandık. deprem süresince yataktan doğrulup yürüyebilmek dahi mümkün değildi. siteyi terk etmeden önce tüm zillere bastığımızı hatırlıyorum. sitenin önünde büyük bir kalabalık vardı ve 30–40m ilerimizdeki bir bina çok büyük hasar almıştı. insanların bağırış seslerini duyuyorduk. babam binaya doğru arabayı çevirip farlarını yaktı. bunun ardından orada anahtarı olan herkes arabalarını alıp farlarını binayı aydınlatacak şekilde yaktılar. o ışıklarla çok insanın çıkış yolu bulduğunu duyduk daha sonra.”

“gölcük depremini istanbul’da karşıladık. bulunduğumuz yer merkez üssüne bir parça uzaktı. gece 3 gibi o zamanki bebek kardeşim babamın elinde, apartmandan indik. o geceyi ve peşinden gelen 4 günü dışarıda, mahallelinin kendi imkanları ile kurduğu çadırda geçirdik.”

“gölcük depreminde gölcük’teydik. o anları kimse yaşamak istemezdi. ama ölümlerin tek sorumluları müteahhitler ve onlara izin veren belediyeler…”

“daha önceden 5.8 simav depremi çevre illerde doğrudan hissedildi. bilecik’te gece saatlerinde sağa sola sallanarak hissettim. 5.7 bilecik depremi yerin 2.4 km altında gerçekleşti. depremde dışarda olmam beni korkuttu, bir anda gürleyen kalın bir ses ve ardından sallanmaya başlamam yanımdaki havuzda minik dalgaların oluşması depremden bir süre korkmama sebep oldu. 21 temmuz 6.8 bodrum depremi ise gece yarısı sanki bir kişinin yatağı sallarcasına evin sallandığı ürkütücü ve uzun süren bir depremdi.”

“2011 van’daki 2 büyük depremi de yaşadım. yıkılan binaların çoğunda ihmal vardı. (…) deprem zamanındaki en büyük sıkıntı yardımların dağıtılmasıydı. yardım malzemesi geliyordu fakat ya yolda yağmalanıyordu yada gelip afad depolarında bekletiliyordu.”

“6,3'lük bingöl depreminde oradaydım, 2003 yılı. öğretmen kuzenimin ilk görev yeriydi ve onu ziyarete gitmiştim. depremle birlikte bina üzerimize yıkıldı. karanlığın içinde parlayan kuzenimin telefonunu gördüm. alıp fenerini açtım. enkaz içinde nerdeyse bir oda kadar geniş bir alandaydiok. hava aydınlandığında bizi de kurtardılar. herhangi bir yara almadık ikimiz de.”

❓17 ağustos’tan bu yana devlet tarafından alınan deprem güvenlik önlemlerini yeterli buluyor musunuz?

“binalar işin aslına uygun yapılırsa ve denetimler yapılırsa sorun olmuyor. mesela van’da yıkılan bayram oteli’nin hemen yanında bulunan ve yaklaşık olarak aynı zamanlarda inşa edilen ziraat bankası binası var. ziraat bankası binasına depremden birkaç sene önce bakım yapıldı ve o bina hala sağlam.”

“açıkçası televizyonda depremle ilgili haberleri ancak yeni bir deprem olduğunda ya da 17 ağustos yıl dönümlerinde görüyorum.”

“bizim her deprem olayından sonra bunu tartışmamız ve çok kısa sürede unutmamız çözüme ulaşmanın önündeki en büyük engel.”

“maalesef yeterli bulmuyorum, yeterli şekilde gündeme taşınıp hatırlatma yapılmadığını da düşünüyorum. bu konuda sadece devlete değil kendimize de çuvaldızı batırmamız lazım.”

“büyük istanbul depreminin olacağı kesin. bunu bilmek bile önlem almak için yeterli. kaç yılında gerçekleşeceğine bakılmamalı. bu depremi en az hasarla nasıl atlatabiliriz, ne gibi önlemler almalıyız bu düşünülmeli.”

“insanlar bilgisiz bilinçsiz bu konularda. binalar öylesine… alınmış bir önlem yok ki zaten. göstermelik işler…”

“yaşadığım yerde insanların sadece ayakta durmalarına yetecek kadar bile toplanma alanı yok”

“güvenlik önlemlerinin sadece depreme karşı yapılması gerektiği algısını da hatalı buluyoruz, nitekim deprem olmadan da binalar yıkılıyor.”

“betonarme kullanılması azaltılmalı, yüksek değil de daha az katlı ve mümkünse ahşap ya da hafif materyalle yapılan binalar olmalı ve bir ilçeye 300 bin kisi istiflenmemeli.”

“eski binaları makul bir sekilde kar amacı gütmeden devletin yenilemesi gerekiyor. bunu da taksitli odeme seçenekleri sunarak uzun vadede tahsil etmesi lazım. yoksa sahtekar müteahhitlerin eline düşüyoruz.”

“deprem sonrası olucak sıkıntılar bize zarar verecek. biz depreme değil deprem sonrasına da hazır değiliz.”

“deprem sonrasında yağmalar olucağını ve egemenliğimizin bile tehdit altında olucağını söyleyenler var”

“bu kadar kalabalık bir kentte kaos yaşanmaması mucize olur.”

“dinar/düzce/kocaeli ve fujiyama depremlerini yerinde yaşamış bir inşaat mühendisi olarak bu konuyla ilgili nihai fikrim, istanbul’da bir deprem gerçekleşirse depremden sonra ortaya çıkacak tablo dehşet niteliğinde olacaktır. 20 milyonluk şehrin ilk yardımına hangi şehir yetişebilecek?”

“depreme yaşanacak kayıplara karşı bir önlem alınmadığı gibi afet toplanma alanları ve acil durum bölgesi diye adlandırılan bir çok alan imara açılıyor. ve bundan tüm uyarılara rağmen vazgeçilmiyor. böyle vahim bir olay yaşanır ve toplanma alanı bulamayarak hayata veda ederse insanlarımız, temeli sağlam olmamasına rağmen oturma izni çıkarılan binalarda can verirse vatandaşlar bunun sorumlusu bunlar yaşanırken göz yuman, 3–5 kuruş rant için sessiz kalanlardır. olası bir deprem sonrası çıkıp ‘allah’ın takdiri’ gibi aptal açıklamalar yapılırsa şayet bunu kabul edemeyiz.”

“oturduğum ev tam 24 yaşında. bu eve dask yapılıyor, ancak hiçbir yetkili bu vakte kadar gelip de dayanıklılık testi yapmadı. deprem bizi öldürmez esasında. bizi öldüren sözde önlemler sigortalar, özde ise ihmalkarlıklar. kaldı ki çoğu insan dask’ı elektrik su aboneliklerini üzerine alabilmek icin yaptırıyor, bir nevi zaruretten. yoksa güzelim memleketimde dask’ın açılımını bilmeyen vatandaşlar bile var.”

“oturduğum ev tam 24 yaşında. bu eve dask yapılıyor, ancak hiçbir yetkili bu vakte kadar gelip de dayanıklılık testi yapmadı. deprem bizi öldürmez esasında. bizi öldüren sözde önlemler sigortalar, özde ise ihmalkarlıklar. kaldı ki çoğu insan dask’ı elektrik su aboneliklerini üzerine alabilmek icin yaptırıyor, bir nevi zaruretten. yoksa güzelim memleketimde dask’ın açılımını bilmeyen vatandaşlar bile var.”

“kentsel dönüşümde yeni yapılan evlerin bir çoğunun devlet tarafından sıkı denetim altında olduğunu düşünüyorum. aksi bir durumda ihaleyi iptal etme hakları var. ancak gözden kaçanlar tabiki vardır. bu durumda da iş vatandaşa düşüyor. şahit olduğunuz olayları şikayet etmeli ve üstüne gitmelisiniz.”

“türkiye’de bazen inşaat yapılmamasına dair çıkan mahkeme kararları bile göz ardı ediliyor.”

“allah aşkına 3 saat yağmur yağdığında istanbul felç oluyor. depremde ne hale gelicek kim bilir?”

“depremin zamanı ve şiddeti net değil, bu yüzden devletin acil planlar oluşturması (kentsel dönüşüm, deprem sonrası müdahale planlarınını netleştirilmesi) ve halka deprem ile ilgili bilgi ve donanım kazandırılması ayrıca da istanbuldaki aşırı nüfus yoğunluğunun diğer bölgelere yayılması gerekir.”

“devlet teşviki ve iş sahası yaratımı ile iç anadolu’ya doğru toplumun yayılması gerek, fakat büyükşehirde yetişmii kisilerin farklı yörelerde yaşamak isteyip istememesi de bir faktör ve kolay bir çözüm değil.”

“ devletin görevi büyükşehir harici yerlerin albenili hale getirilmesi ama büyükşehirleri de yaşanır hale getirmesi”

❓1999’dan bu yana beklenen büyük istanbul depremi hakkında, farklı uzmanlardan birbiriyle çatışan görüşler ortaya çıktı. fransız deprem bilimci prof. le pichon kısa sürede, 7.6 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşeceğini açıklarken, prof. dr. övgün ahmet ercan depremin (%71 olasılıkla) 6–6.5 arasında olacağını ve olasılıkla 2045 yılında gerçekleşeceğini belirtti. bu tarz açıklamalar göz önüne alındığında beklenen istanbul depremiyle ilgili görüşleri aydınlatıcı ve güvenilir buluyor musunuz?

“deprem için tam tarih vermenin bir nevi falcılık olduğu konusuna herhalde itiraz eden olmaz. biriken enerjinin analizi sonucu yaklaşık büyüklük ve ne kadar zaman içinde olabileceğinin olasılığı hesaplanıyor. ancak bu olasılıkların da aynı fayda bulunan ve öngörülemeyen depremlerle değişebileceğini belirtmek isterim.”

“tahminler gerçeği yansıtmasa dahi arada böyle açıklamaların olmasını insanlara depremin yakın zamanda olabileceğini ve tedbir almak gerektiğini hatırlattığı için faydalı buluyorum. gerçi bir yandan da çok fazla açıklama olunca güvenilirliğini iyice yitirip insanların umursamamasına da neden olduğu oluyor. keşke deprem dede hala yaşasaydı.”

“yakın zamanda tanıştığım bir hocam var, kadir sütçü. kendisi deprem bulutu (sütçü bulutlarının) patent sahibi. bugüne kadar 400'e yakın tahmininde %92 doğru tahmin ile en iyisi. ülkemiz bu ve buna benzer hocaları önemsemiyor.”

“ytü hocası şükrü ersoy da lepichon ile paralel şeyler söylemiş. deprem öncesinde tatminkar bir öngörü beklemeyi saçma buluyorum. birçoğu önceki depremlerden alınmış verilerle tümevarim yapılarak söyleniyor.”

❓muğla depreminden sonra çevre ve şehircilik bakanı mehmet özhaseki açıklamasında “türkiye’de yedi buçuk milyon civarında yapı depreme dayanıksız ve yaşamaya elverişsiz. bunların yıkılması lazım.” dedi. bu tabloya göre ağır mobilyaları duvara sabitlemek, deprem çantası hazırlamak gibi bireysel önlemler ne kadar etkili olabilir? yerel yönetimlerin bu konuda nasıl adımlar atması gerekir?

“direkt ölüm riskini % 2 hafifletir. eşyalardan ötürü sıkıntı yok ama yukarıdan aşağıya gelen yarım metre kare beton yığını sarsıntıyla hız alarak daha da öldürücü olur. yerel yönetimler, birimler oluşturup denetleme yapıp güçlendirmeye teşvik yapmalı, kentsel dönüşüm uygulanamıyor ise şayet.”

“her şeyin öncesi bilinçlenmek ve bilinçlendirme. doğru şekilde seminerler verilmeli. ancak bunun önünde şöyle bir engel var, insanlar ‘iyi de bunlar benim ne işime yarayacak, burada deprem olmaz’ kafasında.”

“sanırım herkes 99 depreminde acil yardım çantası hazırladı. bizim de vardı ancak deprem konusu gündemden düştüğünde çantalar da gözden düştü. şu an istanbul’da herhangi bir evde yardım çantası bulunduğunu düşünmüyorum.”

“deprem çantası hazırladığım için insanlar ‘felaket tellalı’ diyorlar bana.”

“2016'daki konut sayısı yaklaşık 22 milyonmuş. bu rakama işyerleri dahil değil. 7,5 milyon dayanıksız yapı olması sadece konutlar üzerinden gitsek dahi korkunç bir rakam. ancak bu sadece mevcut yönetimin değil geçmiş dönem yönetimlerin ve müteahhitlerin de hataları. yerel yönetimler belli bir yaşı geçmiş bütün konutları talep olmadan da kontrol etmeli ve sağlamlık konusunda raporlar oluşturmalı. ayrıca vatandaşlar da alacağı veya kiralayacağı evleri iyi seçmeli, ve sağlamlık raporlarını mutlaka istemeli.”

“deprem anında kendini balkondan atan insan haberi görmek çok trajikomik hatta afedersiniz ama doğal seleksiyon da denebilir buna.”

“benim okuduğum şehirde aynı yıl içinde, kapasitesi bini geçen iki yurt depreme dayanıksız ilan edildi, yıkılması ise bir dönemi geçti. sabitlesek ne oluyor?”

“bireysel önlemlerin depremin yaratacağı hasarları azaltacağı özellikle can kaybı noktasında eser miktarda bir etkisi olacağını söylemek mümkün. fakat resmi biraz daha geriden okumak gerektiğini düşünüyorum. biz mühendisler olarak yapı/yol ve zemin mekanikleriyle ilgili aldığımız akademik eğitimlerde bile ekipman ve laboratuvar ortamlarının eksikliğinden ötürü çoğu testin yalnızca frekans aralıklarını biliyoruz ve detaylar için sadece yabancı kaynaklardan okumlama yapabiliyoruz. kaldı ki halk seviyesine bilgilendirme yapabilecek akademik yeterliliğe sahip kaç kişi var ülkemizde tamamen muamma. özellikle istanbul’da sürekli deniz zemini dolduruluyor, bırakın yapıların durum kontrolünü toplanma alanları bile inşaat sahasına dönmüş halde. deprem sonrası yapılan yapının denetim raporlarının önemli kısmı acınacak halde. ve tüm bunlar olurken sadece eşya sabitleyerek neyi nasıl koruyacağız?”