her gün yanımızdan yürüyüp geçen şehrin afro sakinleri, on yıllar boyunca bir direniş simgesi haline gelen saçlarını nerede kestiriyor? istanbul’un ortasındaki afro-stil kuaförlere buyrun.
“don’t let those other boys fool you, gotta love that afro hairdo…”
corinne bailey rae, ‘put your records’ isimli şarkısında hemcinslerine sesleniyor: afro saçlarınızı sevin kızlar!












dünya tarihinde siyahilerin saçları biyolojik tamamlayıcı olmaktan daha fazla anlam taşıyor. erken dönem afrika uygarlıklarında saç stilleri kişinin geçmişi, kabilesi ve toplumsal statüsünün bir göstergesiydi ve kimliğe dair her şey yalnızca saçlara bakarak anlaşılabilirdi. saçlar gökyüzüne yakın olduğu için kimi inanışlarda tanrıyla ruhsal bir etkileşim aracı olarak kullanılıyordu. senegal ve gambiya’da savaşa giderken bazı kabilelerden erkekler saçlarını örer, yas tutan kadınlar dikkat çekmeyen modeller uygularlardı.
antropolojik yaklaşımların ötesinde dikkat çeken, siyahiler için saçları politik bir direnişin de simgesi. 19. yy’da kölelik sona ermesine rağmen siyahilerin saçlarına yönelik ötekileştirme yıllar boyunca sürdü. toplumda varlık kazanabilmek için batı’nın dayattığı tek tip güzellik anlayışına uyum sağlamak, saçlarını kamufle etmek zorunda bırakıldılar. 1960’lara kadar, bizim ‘bonus’ olarak isimlendirdiğimiz kısa, kabarık ‘afro’ saçlarını neredeyse kafa derilerini yakan kimyasallar kullanarak düzleştirdiler. hedef, beyaz’larınki kadar ‘ipeksi’ saçlara sahip olabilmekti. düzleştirici kimyasallar, şampuanlar, bakım kremleri gibi ürünlerle sektör öyle büyüdü ki afro-amerika pazarını hedefleyen siyahi kadın girişimci madame c.j. walker, ürettiği saç bakım ürünleri ve merhemlerle milyonlar kazandı ve ‘döneminin en başarılı kadın girişimcisi’ oldu. 1960’da dünya genelinde karşılık bulan sivil haklar hareketi’yle birlikte afro-amerikan sivil hareket de bir kırılım yaşadı. yıllar boyu yaşanan ve zulme varan baskılardan sonra afro saç stili ‘black is beautiful’ hareketiyle; isyan ve onur simgesi olarak ikonikleşti. siyahlar ırk ayrımcılığına doğal saçlarıyla karşı koydular ve ‘afro pick’ yani kalın dişli afro tarağı simgesel hale geldi. tarak 70’lerde, siyah renkte ve sapında yumruk yapmış bir el figürüyle yeniden tasarlandı. 80’ler ve 90’larda doğanlar tarafından bu yumruk nelson mandela’nın tahliye edildiğinde kaldırdığı yumruğuyla ilişkilendirilse de bununla herhangi bir ilgisi yok.
yine 70’lerde bob marley’le birlikte dreadlock yani rasta da popüler kültürdeki yerini aldı. rasta saç modeli, rastafaryanizm dininin en önemli ögelerinden biri. eski ahit’ten esinlenen inanışlarına göre saçlarını kesmeleri yasak olduğu için uzatıyorlar. afrika saç stillerinin 70’lerde yakaladığı bu ivme 2000’lere kadar sürdü. bugün örgüler ve boncuklar herkes için popüler olsa da hala saçları sebebiyle ötekileştirilen siyahlar var. geçen yaz güney afrika’daki pretoria kız okulu, siyah kız öğrencilerine saçlarını düzleştirmelerini ve afro stili saçla gelmemelerini söyledi. konu #StopRacismAtPretoriaGirlsHigh etiketiyle sosyal medyaya taşınarak büyük reaksiyon aldı.
siz de aniden erykah badu gibi saçlarınız olsun isteyebilirsiniz. yaza girmeden yenilenip saçınızı tek tek öresiniz gelebilir. sırım gibi afro örgülere sahip olmak için nereye gitmeli? istanbul’daysanız metroya binin, osmanbey’de inin. ibiza kuaför derdinize derman olacak.
ahmet egbon, istanbul’da yalnızca afrika stili saç modelleri yapan ibiza kuaför’ün sahibi. ibiza’nın kurtuluş, yenikapı ve kumkapı olmak üzere şimdilik üç şubesi var. kurtuluş’ta unisex saç örgüsü hizmeti veriliyor. yenikapı’daki şube kadınlar, kumkapı’daki şube ise yalnızca erkekler için. egbon, otuz yıl önce ticaret okumak için nijerya’dan ankara’ya göç etmiş. bir süre sonra okulu bırakıp çalışmaya başlamış. antalya, konya, istanbul demeden; kargo şirketlerinde, fabrikalarda ne iş olsa yapmış. en sonunda 2009 yılında ilk dükkanını açmış. istanbul’da tanıştığı nijeryalı fazilet hanım’la evlenmiş. kıbrıs’ta üniversite okuyan iki çocukları var. ahmet bey’in esnafla arası çok iyi fakat arkadaşı yok, bir eşi bir de kendisi. dükkanlar 08.00–22.00 arası açık ve her gün çalışıyor dolayısıyla sosyalleşmeye pek vakti kalmıyor. alışamadığı tek şey türk yemekleri. günde bir öğün yemek yiyor ama kesinlikle bir türk’ü ikiye katlayacak kadar çay içiyor.
ahmet bey’in rehberliğinde, ibiza kuaför kumkapı’dayız. dükkan tamamen ihtiyaçtan açılmış. istanbul’a okumak ya da çalışmak için gelen yüzlerce afrika kökenli insan var ve türk kuaförlerde saçlarını kestirmeleri mümkün değil. berberlerde siyahi erkeklerin saç anatomisine uygun bir traş makinesi bile bulunmuyor. ibiza kumkapı tam da bu ihtiyaca karşılık veren bir erkek berberi. iki saç yıkama koltuğu, iki de aynalı masası olan küçük bir dükkan. hemen sağda bir masa laptop’a ayrılmış, müzik asla kapanmıyor. içeri girdiğimizde wiz khalifa çalıyordu, ‘see you again.’ bruno mars, rihanna, drake, kanye west… parti atmosferinde imajınızı yenileyip çıkıyorsunuz, şahane! dükkanın trafiği yoğun, koltuklar dolu olduğu için gelenler bi’ tur atıp yeniden şansını deniyor. ortama siyahilere has cool, telaşsız bir hava hakim.
raflarda nijerya’dan getirilen kendi saçlarına özel kremler, bakım ürünleri var. iddia ediyorum, dünyanın en sevimli ambalaj tasarımları afro ürünlere ait. sırf vintage tipografileri için bile alınabilir ama dükkan sahibi ahmet bey bize göre olmadığını söyleyip, avon ürünlerine yönlendiriyor.
geometrik, vurgulu, yumuşak, tek tarafı traşlı gibi onlarca çeşit erkek saç kesim modeli var. örgü ise başlı başına bir evren. kurtuluş’taki dükkanda yalnızca örgü yapılıyor. saçın uzunluğuna göre örgünün tamamlanması 7–8 saat sürüyor. örgü saça kesinlikle zarar vermiyor, saçınız nasıl temizliyor ve kullanıyorsanız örgü için de aynı yöntemleri sürdürebilirsiniz. eski haline dönmek istediğinizde saçları kesmeye gerek yok, örgüleri açmak yeterli. örgüye dair doğru bildiğimiz yanlışları açıkladıktan sonra ahmet bey’den tüm saç tipleri için gelen bir bakım önerisi de var: hindistan cevizi yağı.
ibiza; değil saçları, varlıklarını kabul edebilmenin türkiye’de hala zor olduğu şehrin siyahi sakinleriyle sohbet etmek için bile gitmeye değer. onlara ait olan her şeyi onlardan dinlemek en güzeli.
