araştırma arşivi · 2017-06-04

gezi parkı: kurumuş ağaçların gölgesinde

gezi parkı’nın sadece bir park olmadığını artık dünya alem biliyor. parkın üzerine uzun süre önce çöken kara bulutlar 4 yıl önce iyice…

gezi parkı’nın sadece bir park olmadığını artık dünya alem biliyor. parkın üzerine uzun süre önce çöken kara bulutlar 4 yıl önce iyice yoğunlaşmış, bunları dağıtmak için yüzbinlerce insan büyük bir mücadele vermişti. bu mücadelenin sonunda iktidar mensupları, on yıllarca önce yıkılmış bir kışlanın hayaletinden avm devşirme hayallerini zamanın başka bir karanlık dönemine ertelemek zorunda kalmışlardı. bu yüzden de gezi parkı artık sadece bir park değil, siyasal bir hesaplaşma alanıydı.

yazı ve fotoğraflar: yücel tunca

günümüze kalan beş-on fotoğrafından tanıdığımız ve konunun uzmanları tarafından ‘kıymetsiz mimari yapı’ olarak anılan topçu kışlası’nın ihyası gerekçesi ile parkın yok edilip yerine avm-rezidans yapılacağı lafları her fırsatta tekrarlandı durdu. mahkeme kararları, kurul kararları hukuksuz biçimde geçersiz ilan edildi, gezi’nin başlangıcında ağaçlara sahip çıkmak için kendilerini ortaya koyanlar ‘çapulcu’, parktaki ağaçların yaşam hakkı da ‘üç-beş ağaç’ denilerek halkın gözünde önemsizleştirilmeye çalışıldı.

2010 yılında 6.05 metrekare olan kişi başına düşen aktif yeşil alan oranını günümüzde 3.66 metrekareye geriledi.

gezi’nin birbirinden ayırılamayacak iki yönü, iki gerekçesi vardı gerçekten de: şehrin önemli yeşil alanlarından birinin yok edilmesine karşı çıkmak başlangıç noktasını oluşturdu; geniş bir kesimin bu yöndeki talebinin göz ardı edilmesi, diğer tüm dayatmalara duyulan birikmiş öfkenin patlamasına neden oldu ve büyük bir demokratik, kitlesel hareketin gelişmesini sağladı.

iktidarın ilk büyük travması olarak da tanımlanabilecek gezi’nin toplumsal mesajı yeterince iyi okunamamış olacak ki bugün halen parkın yerine bir avm yapılmasından söz edilebiliyor ve bu sözlerle yan yana geldiğinde güçlü şüpheler uyandıran gezi parkı’ndaki ağaçların hızla kuruması konusunda toplumun endişelerini yatıştıracak açıklamalar yapılmıyor.

gezi parkı’nda 563 adet ağaç var. bunlardan 425’i (yüzde 75) sağlıklı. 86 ağaç kurumuş durumda. yaklaşık bir bu kadar daha kurumaya yakın zayıflıkta ağaç mevcut.

taksim gezi parkı koruma ve güzelleştirme derneği geçtiğimiz günlerde istanbul büyükşehir belediyesi’nin (ibb) gezi parkı’ndaki “suni çim, kazıma, sulama” gibi düzenleme çalışmalarıyla ilgili hazırladığı raporda belediyenin parka büyük zarar verdiğini ileri sürdü. raporda, ibb’nin çalışmaları sırasında kullanılan mini ekskavatörlerin çok sayıda ağacın saçak kök sistemine zarar verdiği, toprak üzerinde gezen tonlarca ağırlıktaki makinenin toprağı sıkıştırması yüzünden ağaçlarda kök stresi oluştuğu, mesafe bırakılmadan dikilen yeni ağaçların büyümesinin imkânsız olduğu, gereksiz yere rulo çimler serilerek hem köklerin hava almasının engellendiği hem de kamu israfı yapıldığı belirtildi.

tmmob’un 31 mayıs 2017’de yaptığı basın açıklamasında da kamuoyunun dikkati gezi parkı’ndaki kuruyan ağaçlara çekildi. açıklamada ağaçların “bilerek ve isteyerek bakımsız bırakılıp kurutularak yok edilmeye” çalışıldığının altı çizildi:

“park içinde her yıl artan kuru ağaç sayısı, bu yıl 86’ya ulaşmıştır. park içi yürüyüş yollarının etrafındaki ağaçlarda yoğun olarak görülen kurumalar, periyodik bakım, sulama, gübreleme, budama, zararlılarla mücadele eksiklikleri ile beraber, sert zemin uygulamalarının yol açtığı toprak sıkışmasından da kaynaklanmaktadır. kuruyan/kurumasına göz yumulan ağaçların, parkta tahribat yaratmadan sökülerek yerlerine aynı yaş, boy, çap, kutur ve türde ağaçların, usulüne uygun olarak dikilmesi gerekmektedir.”

gezi parkı’ndaki içler acısı durum, evet, tıpkı ilk günlerdeki gibi yine ‘üç-beş ağaç’ için mücadeleyi gerektiriyor. parkın akıbetinin iktidarın hoyrat ellerine teslim edilmesi kuzey ormanları gibi, karadeniz yaylaları gibi, iğneada’nın longoz ormanları gibi, ege ve akdeniz’in zeytinlikleri gibi gezi parkı’nın da ölümcül bir tehlikeyle başbaşa bırakılması anlamına gelecek.