gündemin etimolojisi: aralık 2018
140journos, 3 senedir whatsapp üzerinden kesintisiz devam ettirdiği günlük z raporu yayınına 2019 itibarıyla son veriyor.
gündemin baş döndürücü söz tufanınında, aralık ayı süresince z raporu’na eşlik eden günün kelimesi uygulamamızla, takipçilerimizde kelimelerin zaman içindeki akıbetine dair bir duyarlılık uyandırmaya gayret ettik. 2018'in son ayına kelimelerin “zaviyesinden” bir bakış…

« … » kelimenin türkçe veya orijinal dilindeki standart imlâya göre yazılışı
/… / kelimenin okunuşu
“…” kelimenin anlamı
… < … kelimenin anlamsal ve biçimsel evrimindeki aşamalar
🔎140journos’tan yılın kelimesi « buhran »
🖊”hastalığın en şiddetli ve ağır dönemi, insanı şiddetle etkisi altına alan ruhsal sıkıntı ve sinir bozukluğu, bunalım” (“mali kriz” anlamında türkçe’de ilk kullanımı, 19. yy “görüldü ki devletin masârifi [masrafı] vâridâtını [gelirini] haylice aşmış. mâliye işi sahîhen fenâlaşmış. hazine bir kriz hâline düşmüş. bak belaya ki kriz lafzının lisân-ı türkî’de tercümesi yok. ona mukabil bir kelime bulmak dahi bir mesele oldu. bir gece fuad efendi’nin yalısında bulunduk, bu mesele dermeyan edildi [ortaya atıldı]. lede’t-taharrî [yazarken] ‘buhran’ lafzı bulundu ve ‘kriz’ tercümesi olmak üzre kabul olundu. — cevdet paşa”
🖊arapça «بحران» /buḥrān/ “hastalığın dönüm noktası” kelimesinden < aramice «בחרנא» /bəḥrānā/ “imtihan, sınayış, hastalığın dönüm noktası” kelimesinden alıntıdır.
🖍batı dillerine eski yunanca’dan geçmiş olan «κρίσις» /krisis/ “kriz” kelimesi de “hüküm, hastalığın dönüm noktası” anlamını taşır. tıbbi bir terim iken önce 18.yyılda “psikolojik altüst oluş”, ardından 19.yyılda toplumsal olayları da kapsayacak şekilde anlam genişlemesine uğrayan kelime, 1873'teki (osmanlı maliyesi’nin iflasını ilan ettiği) küresel mali bunalımdan bu yana alışılageldik “ekonomik bunalım” anlamını kazanmıştır.
🖍1929'daki ‘büyük buhran’dan 80'li yıllara dek, dünya ekonomilerinin içine çekildiği korumacı refah devleti sistemi süresince, kelime tedavüldeki yerini — ‘bunalım’a kıyasla daha hafif bir tını taşıyan — duraklama/resesyon kelimesine bırakmıştır; zira ii. dünya savaşı’nı takip eden süreçte 19.yyıl boyunca sanayi kapitalizmine içkin addedilen döngüsel ‘krizler’in önünün devlet müdahalesiyle alınabildiği ve olası ekonomik sorunların, daimi bir büyüme için ancak ‘duraklama’ olabileceği görüşü hakimdi. ’73 senesindeki küresel petrol ‘krizi’ ve 90'ların uzak doğu ve amerika’daki kronik finansal ‘kriz’leriyle, kelime yeniden revaç bulmuş ve gerek akademik gerek uluslararası cari basın dilindeki yerini korumuştur.
🔎1 aralık 2018, « jest »
🖊“bir şeyi açıklamak için genellikle el, kol ve baş ile yapılan içgüdüsel veya iradeli hareket” (türkçe’de ilk kullanımı, 1919)
🖊fransızca « geste » kelimesinden alıntıdır < latince « gestus », « gerēre » “eylemek, yerine getirmek” isim fiilinin ayrılma/genitif hâlinden türetilmiştir.
🖍(lt.) gestus > (fr.) 1213 “vücut hareketi” > 1495 “vücudun iradi veya içgüdüsel hareketi” > 1662 “ifade bildiren her hareket” > ad aktarması yoluyla “ihtimam, nezaket işareti”
🔎2 aralık 2018, « sendika »
🖊“işçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik” (türkçe’de ilk kullanımı 1892 “heyet-i sarrafiye, kredi konsorsiyumu” > 1920 “işçi birliği”)
🖋… < (fr.) « syndicat » < (Lt.) 14.yy « syndicus » “şehir temsilcisi” < (yun.) « σύνδικος » “kayyum, eski atina’da hukuki vekil” = /sun-/ “birlikte” eki + /dike/ “usûl, kanun” | hint-avrupa anadilinde /*deik/ fiili “ilâhi veya hukuki anlamda işaret etmek”
🖍(yun.) “kayyum” > (Lt.) “bir şehri/cemaati temsilen hükümdarın huzuruna çıkan vekil” > (fr.) 15.yy “derebeyin nezdinde halk temsilcisi” > 1649 “tüzel kişi” > 1730 “esnaf loncası”, 1793 “anayasa komisyonu” > 1848 devrimi’nden sonra “ücret mukabili çalışan işçi örgütlenmesi”
🔎3 aralık 2018, « suikast »
🖋 “gizlice cana kıyma ve kötülük etmeye kalkışma” (türkçe’de ilk kullanımı 1680 “kötü niyet” > 1876 “öldürmeye teşebbüs”)
🖋arapça « سؤ » /sūˀ/ “kötülük, fenalık” + « قصد » /ḳaṣd/ “kasıt, maksat” kelimelerinden “kötü niyet”
🖍sevan nişanyan, söz konusu evrimi ii. abdülhamit istibdadı sürecince devrin basınında yabancı devlet erkânına yönelik cinayet girişimlerinden alenen söz etmek uygun görülmediği için başvurulan bir hüsn-i tabir olarak yorumlar. (bknz suistimal, suiniyet)
🔎4 aralık 2018, « konkordato »
🖌”dürüst ve en az borçlarının yarısını ödemeyi teklif eden bir borçlunun, haciz ve iflas takibinden kurtulmak için, alacaklıların üçte ikisinin kabulü ve ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan bir ödeme planını kabul etmesini sağlayan cebri icra yolu.” (türkçe’de ilk kullanımı, 1892 “hususat-ı iflâsiyenin tesviyesine dair mukavelename, iflas sözleşmesi”)
🖋it./fr. concordat(o) < latince /concordatum/; /concordare/ “anlaşma, mutabakat içerisinde olma” fiilinin isim-fiil hâli. /con-/ “birliktelik” eki + /cors/ “yürek/akıl” kelimesinden /concors/ “kalpten bağlı”.
🖍(Lt.) “mutabakat, akıl birliği içerisinde olma” > 1772 “kilise hukunda mukavele” > 1782 “ticaret, borç anlaşması” (n.b. antik zamanlarda insanların düşünce organının beyin değil, kalp olduğu görüşü hâkimdir)
🔎5 aralık 2018, « canavar »
🖋”çok eskiden yaşadığı düşünülen ve masallarda adı geçen, kan dökücü, cana kıyıcı, korkunç mahlûk” (türkçe’de ilk kullanımı, 1303 “hayvan”, 1680 “yabani hayvan, yaban domuzu”)
🖋(fars.) « جانور » /cānvar/ “canlı yaratık” kelimesinden, «جان» /cān/ “yaşam” kelimesi + «اور» /āvar/ “getiren, sahip olan” morfemi = “can taşıyan”
🖍farsça «جان» /cān/ kelimesi, hint-avrupa anadilinde *gʷeiə- “yaşamak” kökünde türemiştir. /*gʷ/ sesinin eski yunanca’da /b/ sesine dönüşmesiyle aynı kelime «βίος» /bios/ hâlini almıştır. bknz. biyoloji, antibiyotik
🔎6 aralık 2018, « tır »
🖊”ülkeler arası karayoluyla mal nakliyatında kullanılan uzun şasili kamyon”
🖊ilk olarak 1949'da imzalanan, 1959 ve son olarak 1975'te yenilenen, bugün itibarıyla 75 ülkenin dahil olduğu “uluslararası karayolu taşımacılığı” anlaşması “transports internationaux routières”in fransızca kısaltması.
🖍beyaz-mavi “TIR” logosu taşıyan plakalarından ötürü, söz konusu uzun şasili nakliyat araçlarına türkçe haricinde rumence, lehçe ve portekizce gibi başka dillerde de aynı isim verilmiştir.
🔎7 aralık 2018, « şeytan »👿
🖋”meleklerin başı ve hocası olduğu halde isyan edip allah’ın emirlerine karşı geldiği için huzurdan kovulan ve rahmetten uzak kalan asi varlık; insanda bulunan ve ona musallat olup doğru yoldan uzaklaştıran, daima fenalığa ve isyana teşvik eden kötü kuvvet” (türkçe’de ilk kullanımı, 1303)
🖋arapça şyṭ kökünden «شيطان» /şayṭān/ sözcüğünden alıntıdır. arapça sözcük, ibranice «שָׁטַן» /şāṭan/ “iftira etmek, kandırmak” fiilinden türetilmiş « שָׁטָן » /şāṭān/ “düşman, iftiracı, şeytan” sözcüğünden alıntıdır.
🖍aynı kelime batı dillerine ibranice’den eski yunanca vasıtasıyla geçmiştir. bknz. satan
🔎8 aralık 2018, « istismar »
🖊”işletme, faydalanma, birinin iyi niyetini kötüye kullanma, sömürme” (türkçe’de ilk kullanımı xix. yüzyıl)
🖊arapça « ﺍﺳﺘﺜﻤﺎﺭ » /samara/ “meyve, fayda” kelimesinden, (yeni) osmanlıca’da fr./ing. « exploiter, to exploit » “sömürmek, menfaat devşirmek” fiilini karşılamak için türetilmiştir. arapça’da « *إستثمار » /*istiṯmār/ diye bir kelime yoktur. bknz. semere, semeresini almak
🖍1850’lerde başlayan, “yeni osmanlıca” olarak da adlandırılan, dil cereyanı süresince, batı dillerinde var olan kavramları karşılamak üzere, bu kavramların latince ve eski yunanca’ya uzanan etimolojik silsilelerine sadık kalınarak, arapça ve farsça köklerden hareketle osmanlıca’da, farsça ve arapça’da var olmayan, yeni kelimeler türetilmiştir.
🔎9 aralık 2018 « mozaik »
🖊”küp biçiminde ve değişik renklerdeki mermer, taş, pişirilmiş toprak parçalarının bir yüzey üzerine yan yana yerleştirilmesiyle elde edilen süs veya resim” (türkçe’de ilk kullanımı, 1891)
🖊fr./it. mosaïque/mosaico “renkli taş parçalarından yapılan resim” < Lt. opus mosaicus “mozaik eseri” deyimi < eski yun. « μούσα » /mousa/ “yunan mitolojisinde sanat/ilham tanrıçası, müz” kelimesinden /+ik/ ekiyle türetilmiştir. bknz. mûsiki, müzik, müze
🖍söz konusu « -ικος » /+ik(os)/ eki, eski yunanca’da izafet/isim tamlaması kurma işlevi görüyordu. birçok batı dilinde hâlen üretken bir şekilde kullanılmaktadır; (ing.) -ic « sympathic », (fr.) -ique « allégorique », (alm.) -isch « elektronisch » bknz. (tr.) pandik = (esk. yun.) pénte “beş” + -ik(os) = pendíko(n) “beşlik”
🔎10 aralık 2018, « bütçe »
🖊”belli bir süre içindeki gelir ve giderleri ayrıntılarıyle tasarlayıp denkleştiren hesap cetveli” (türkçe’de ilk kullanımı, 1855)
🖊(fr.) XIX. yy. budget /büdje/ “gelir ve giderleri gösteren çizelge” < (ing.) budget “evrak veya para kesesi, İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta” < (eski fr.) bouget “kese, çıkın” < (Lt.) bulga “torba, bohça” kelimesinin küçültme hâlinden
🖍devlet hazinesinin keseler dolusu madeni para ile hesaplandığı pre-modern dönemlerde bir ölçü birimi olan “kese”nin, 19. yüzyılda kurulan modern devlet maliyelerinin genel ismi olması tipik bir anlam genişlemesi örneğidir. « bütçe » kelimesinin, osmanlı’nın ilk dış borcunu (inkırâz) çıkardığı 1854 senesinin ertesinde dile girmiş olması ayrıca manidardır.
🔎11 aralık 2018, « kral »
🖊”en yüksek devlet otoritesini, bütün devlet başkanlığı yetkilerini kalıtım veya soylularca seçilme yoluyla elinde bulunduran kimse” (türkçe’de ilk kullanımı, 15.yy “balkanlarındaki (hristiyan) hükümdarı”)
🖊sırpça /kral/ “hükümdar” sözcüğünden alıntı < /carolus/ “kutsal roma imparatorluğu hükümdarı (hd. 768–814) şarlman/karl” özel isminden türetilmiştir < şarlman’ın ismi germence /karlaz/ “adam, erkek” sözcüğünden türetilmiştir.
🔎12 aralık 2018, « sermaye »
🖊”bir gelir elde etmeye imkân sağlayan bütün araçlara verilen ad, üretim araçlarının bütünü; bir ticari işe konan para ve paraya çevrilebilir malların bütünü” (türkçe’de ilk kullanımı, 14. yy)
🖊farsça « سر » /sar/ “baş” + « مايه » /māya/ “para, hammadde, öz” = « سرمايه » /sarmāya/ “bir borcun ana parası” kelimesinden alıntıdır. bknz. sarhoş, serseri, serencam
🖍batı dillerinde aynı anlamda kullanılan /kapital/ kelimesi de latince /caput/ “baş” kelimesinden türetilmiştir. bu bakımdan her iki dilde kelimenin etimolojisi anlamsal paralellik gösterir. bknz. kapuska < (rus.) /kapusta/ < (esk. alm.) /kapuz/ “top lahana” < Lt. /caput/ ; bknz. türkçe argoda « kaput »
🔎13 aralık 2018, « istatistik »
🖊”bir konu hakkında toplanan bilgilerin sayılarla ve belli bir maksada uygun tarzda tablolar hâline getirilmesi işi ve bu iş sonunda ortaya çıkan yazı veya liste” (türkçe’de ilk kullanımı, 1870'ler)
🖊(fr.) « statistique » < (alm.) 1785 « statistik » “devlet idaresi sanatı, idari amaçla toplanan sayısal bilgiler” < (ital.) /stato/ “devlet” kelimesinden türetilmiştir.
🖍prusyalı iktisatçı gottfried achenwall tarafından, “hikmet-i devlet, bir devlet adamının devlet işleyişine dair sahip olması gereken bilgiler bütünü”nü karşılamak üzere yaratılmış bir kelimedir. kelimenin ilk anlamı, tarih boyunca dini, etik ve felsefi ilkeler üzerinden temellendirilen kadim “hikmet-i hükümet” anlayışının, modern zamanlarda kazandığı “teknoktatik” tınıya işaret eder.
🔎14 aralık 2018, « şantiye »
🖊”inşaat için lüzumlu araç gereç ve malzemenin bulundurulduğu, hazırlandığı yer; inşaatı bitmemiş yapılar ve bunların bulunduğu alan.” (türkçe’de ilk kullanımı, 20. yy başı)
🖊fransızca « chantier » kelimesinden alıntı < (Lt.) /cantharius/ “yük atı, beygir”
🖍inşaa edilen yapıyı desteklemek için ahşap kalaslardan kurulan iskeletin beygire benzetilmesinin tek örneği değildir. nitekim, resim tuvalinin oturtulduğu ahşap yapıya da “şövalye/chevalier” adı verilmesi benzer bir anlamsal örüntünün devamıdır.
🔎15 aralık 2018, « dijital »
🖊”ondalık sayılara dayanan; elde edilen, ölçülen bilgileri sayılar hâlinde depolama ve ekranda ondalık sayı olarak gösterme (işlemi)” (türkçe’de ilk kullanımı, 1960'lar)
🖊(fr./ing.) digital “tam sayılara ilişkin” < (ing.) digit “0 ile 9 arasındaki rakamlar” kelimesi + /-al/ eki < (Lt.) digitus “parmak” kelimesinden türetilmiştir.
🖍latince digitus kelimesi, hintavrupa anadili’ndeki /*deik-/ “işaret etmek, göstermek” kökünden gelmektedir. bknz. endeks, dikte, diktatör
🔎16 aralık 2018, « patrik »
🖊”ortodoks ve doğu kiliselerinin başı” (türkçe’de ilk kullanımı, 15. yy)
🖊arapça « بطريق » /bāthrīk/ “bizans soylusu, kumandan” alıntı < (orta yun.) « πατρίκιος » /patrikios/ “soylu sınıfa mensup kişi” < (Lt.) /patricius/ “atadan romalı olan kimse, aristokrat” < (Lt.) /pater/ “baba” kelimesinden türetilmiştir.
🖍kelimenin bizans/orta yunanca’daki kullanımı “ruhanî lider” anlamı taşımaz. konstantiniyye’nin osmanlı idaresine geçmesini takip eden süreçte, “patrikhane” kurumunun ihdasıyla birlikte, sözcük “ekabir, ileri gelen” anlamından “dini lider” anlamına kavuşmuştur. modern yunanca’daki /patriárkhēs/ kelimesi, görünüşte benzer olsa da, farklı bir yapıya sahiptir. /pater/ + « ἄρχω » /arkho/ “kumandan” bknz. patron
🔎17 aralık 2018, « sigorta »
🖊”ileride doğabilecek muhtemel bir riskin sebep olacağı zararın belirli bir ücret karşılığında temînat altına alınması ve bu husus için yapılan iki taraflı sözleşme” (türkçe’de ilk kullanımı, 19. yy başı)
🖊venedikçe /sicurtà/ “güvenlik, emniyet; kaza veya kayıp ihtimaline karşı ayrılan emniyet akçesi” kelimesinden alıntı < (Lt.) /securitas/ “güvenlik, emniyet” < (Lt.) /sēcūrus/ “güvenli” sıfatından < /se/ “kendi” + /cura/ “bakım, ihtimam”
🔎18 aralık 2018, « fantezi »
🖊”çağrışımın tabii akışına uyan yaratıcı hayal gücü, sınırsız hayal; değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş” (türkçe’de ilk kullanımı, 1876 “tantana, gösteriş, debdebe”; 1936 “hayal mahsulü”,” pozitivizm haricinde kalan düşünce sistemleri fantezi midir?”- cumhuriyet gazetesi ‘36)
🖊fransızca fantaisie “hayal mahsulü, düş gücü” kelimesinden alıntı < (eski yun.) « φαντασία » /phantasia/ “görüntü, hayalât” < /phaínō/ “aydınlatmak, görünür kılmak” fiilinden türetilmiştir. bknz. fener, fenomen, fantastik; (es. yun.) /phos/ “ışık”
🔎19 aralık 2018, « propaganda »
🖊”bir fikir veya harekete taraftar kazandırmak, düşünce, kanaat ve değer hükümlerini değiştirmek, davranış tarzlarını istenen yönde etkilemek amacıyle söz, yazı vb. yollarla yapılan çalışma” (türkçe’de ilk kullanımı, 1870)
🖊(fr.) « propagande » kelimesinden alıntı < (modern Lt.) 17. yy /propaganda/ < (Lt.) /propagare/ “çubukta fide yetiştirmek” fiilinden türetilmiştir.
🖍kelime modern anlamını, katolik inancını yeni keşfedilen denizaşırı ülkelere yaymak amacıyla 1622 yılında papa 15. gregorius tarafından vatikan bünyesinde kurulan “Sacra Congregatio de Propaganda Fide”, teşkilatından almıştır.
🔎20 aralık 2018, « linç »
🖊”halkın galeyana gelerek kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargısız olarak öldürmesi” (türkçe’de ilk kullanımı, 1930)
🖊(amerikan ing.) « to lynch » “yargısız infaz etmek” kelimesinden alıntı < “lynch’s law” — “linç kanunu” 19. yüzyılın başında abd’nin virginia eyaletinde yasal otoriteden bağımsız bir yargısız infaz düzeni tesis etmeye çalışan yüzbaşı william lynch’in (1742–1820) isminden türetilmiştir.
🖍söz konusu tabir, 19. yy süresince abd’de “batı’nın fethi” olarak adlandırılan süreçte, yeni yerleşime açılan yörelerde halk tarafından ekseriyetle bağnaz ithamlarla gerçekleştirilen toplu yargısız infaz eylemlerini tarif etmek için kullanılmıştır.
🔎21 aralık 2018, « satir »
🖊”toplumun ve kişilerin kusurlu taraflarını alaycı bir tenkitle ortaya koyan yazı türü, hiciv” (türkçe’de ilk kullanımı, 19.yy)
🖊(fr.) « satire » “alaylı yergi, hiciv, insanın zaaf ve gafletini alaya alan manzum eser” kelimesinden alıntı < (Lt.) /satura/ “eski roma’da birçok teatral türün karışımı sahne oyunu” < (eski yun.) « σάτυρος » /sáturos/ “yunan mitolojisinde şarap ve bereket tanrısı diyonisos’a eşlik eden keçi ayaklı ve insan gövdeli şehvet düşkünü, işret erbabı yaratıklar” bknz. soytarı
🔎22 aralık 2018, « emek »
🖊”insanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği, hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci; uzun ve zahmetli çalışma, mesai” (türkçe’de ilk kullanımı, 735 orhun yazıtları, “ok bodun emgek körti [ok boyları zahmet çekti]”)
🖍eski türkçe /emgek/ “zorluk, zahmet, eziyet” kelimesinden evrilmiştir. < /emge-/ “zorluk çekmek, göğüslemek” fiilinden < /emig/ “göğüs” sözcüğünden türetilmiştir.
🔎23 aralık 2018, « tsunami »
🖊”denizin yüzünde çok büyük ölçüde karışıklıkların ya da denizaltı depremlerinin ortaya çıkardığı, çok uzun deniz dalgası” (türkçe’de ilk kullanımı, 1960'lar)
🖊(ing.) aynı anlamdaki kelimeden alıntı < japonca « 津波» /tsunami/ “liman dalgası”, /tsu/ “liman” + /nami/ “dalga” bileşik kelimesinden.
🖍kelimenin japonca’dan batı dillerine geçişi, 15 haziran 1896'da japonya’nın kuzey-doğusundaki sanriku kıyı şeridi açıklarında gerçekleşen 8.5 büyüklüğündeki deprem akabinde meydana gelen facianın dünya basınında uyandırdığı yankı vesilesiyle olmuştur.
🔎24 aralık 2018, « lav »
🖊”yanardağların püskürme sırasında fırlattığı, sonradan katılaşan, kızgın bir ateş seli hâlinde akan erimiş madde, püskürtü” (türkçe’de ilk kullanımı, 19. yy sonu lav, mevadd-ı mezabe-i bürkâniye [volkanik akıntı maddeleri])
🖊(fr.) 1739 «lave» “yanardağ akıntısı” kelimesinden alıntıdır < (ital. sicilya lehçesi) /lava/ “etna yanardağı’nın akıntısı” < (arap.) «لابة» /lāba(t)/ “volkanik tüf taşı” kelimesinden alıntıdır.
🖍batı dillerinde yazılmış sözlüklerde kelimenin etimolojisi ekseriyetle latince /lavāre/ “yıkamak” fiiline bağlanır, fakat arapça sözcük “kara tüf” ve “medine yakınındaki kara tüf alanı” anlamında erken islam döneminden beri kaydedilmiştir.
🔎25 aralık 2018, « noel »
🖊”hristiyanların her yıl 25 aralıkta isa’nın doğum gününü kutladıkları yortu”
🖊(fr.) noël “İsa’nın doğum günü, milat” kelimesinden alıntı < (Lt.) /natalis dies/ “doğum günü” deyiminden < /nasci/ “doğmak” fiilinden türetilmiştir.
🖍ermeni ortodoks kilisesi gibi bazı doğu kiliseleri, isa’nın doğumunu (gregoryen takvime göre) jülyen takviminde 25 aralık’a denk gelen 6 ocak’ta kutlarlar. noel yortusu, ermenice’de asdvadza-haydnutyun (tanrı’nın belirişi/zuhur edişi) olarak adlandırılmıştır.
🔎26 aralık 2018, « grev »
🖊”işçilerin isteklerini iş verene kabul ettirmek amacıyle, aralarında anlaşarak veya bağlı oldukları kuruluşun bu husustaki kararına uyarak çalıştıkları iş yerinde faaliyeti durdurmak için toplu hâlde işi bırakmaları” (türkçe’de ilk kullanımı, 20. yy)
🖊(fr.) «grève» aynı anlamdaki kelimeden alıntıdır < fransız ihtilâli’ni takip eden yıllarda iş bırakan eylemcilerin toplandıkları paris’teki belediye binasının önündeki meydanın isminden «place de la grève» < grève kelimesi, fransızca’da esasen “çakıllı dere kumu” anlamına gelmektedir => “çakıllı meydan”
🖍paris’in 4. bölgesinde, belediye binasının karşısında yer alan meydanın bugünkü adı “place de l’hôtel de ville” yahut “esplanade de la libération”dur.
🔎27 aralık 2018, « atlet »
🖊”insanın beden gücünü geliştirmeye yarayan, zaman, mesâfe ve yüksekliğe göre değerlendirilen koşu, atma, atlama vb. spor yapan kimse” (türkçe’de ilk kullanımı, 20. yy)
🖊(fr.) «athlète» kelimesinden alıntı < (eski yun.) «αθλητής» /athlētḗs/ “yarışçı” < «αθλέω» /athléō/ “yarışmak” fiilinden türetilmiştir.
🔎29 aralık 2018, « almanak »
🖊”mevsimler, aylar, günler, bayram, panayır vb. tarihleri; güneş ve ayın seyri; astronomi, mitoloji, edebiyat ve sanata dair bilgiler; fıkralar, atasözleri; hatta zamanla ziraate, fiyatlara, ilaçlara, rüya tabirlerine varıncaya kadar halkın işine yarayacak pek çok konuda bilgiler veren bir tür yıllık takvim” (türkçe’de ilk kullanımı, 20. yy)
🖊(fr.) «almanach» kelimesinden < (Lt.) /almanac/ < (arap.) «المنقّح» /al-munaḳḳaḥ/ “özetlenmiş, hülasa geçilmiş yazı” sözcüğünden alıntıdır.
🖍zaman içerisinde bir nevi folklorik ansiklopedi işlevi kazanmaları göz önünde bulundurulursa, batı’da 15. yüzyıldan itibaren basımı yaygınlaşan almanakların bir tür saatli maarif takvimi olduğu göze çarpar.
🔎30 aralık 2018, « hunhar »
🖊”kana susamış, kan dökücü, zalim, gaddar, cani” (türkçe’de ilk kullanımı, 15. yy “hiddette χūnχorlıkda [hunharlıkta] nişāneydi, hemīşe χalkı [halkı] incidürdi”)
🖊(fars.) «خونخوار» /hūnhʷār/ “kan içici” kelimesinden alıntıdır < /hūn/ “kan” + /hʷār/ “yiyen” veya /hor/ “içen” kelimelerinin bileşiğidir.
🖍farsça /hʷār/ kelimesi, hint-avrupa anadili’nde *gʷerh- kökünden gelir; bu bakımdan birçok batı dilinde canlıların beslenme şekillerini tarif etmek için kullanılan -vore takısıyla kökteştir. bknz. köftehor, omni-vore, herbi-vore “ot-yiyen”, pisci-vore “balık-yiyen”, carni-vore “et-yiyen”, hurda “yenmiş olan”
faydalandığımız kaynaklar:
· thesaurus linguarum orientalium: turcicæ, arabicæ, persicæ, 1680, franciscus a mesgnien meninski
· osmanlıca-türkçe ansiklopedik lûgat, 2010, ferit devellioğlu
· kamûs-ı türkî, 1901, şemseddin sâmi
· osmanlıcadan türkçeye cep kılavuzu, 1935, tdk
· büyük argo sözlüğü, 2011, hulki aktunç
· türk argosu: inceleme ve sözlük,1990, ferit devellioğlu
· nişanyan sözlük, 2018, sevan nişanyan
· an etymological dictionary of pre-13th century turkish, 1972, sir gerard clauson
· a grammar of old turkic, 2004, marcel erdal
· dictionnaire historique de la langue française, 2016, alain rey
· dictionnaire d’étymologie du français, 2009, jacqueline picoche
· the cambridge history of the english language, 6 cilt, 1992–2001
· etymological dictionary of latin and the other italic languages, 2008, michiel de vaan
· dictionnaire étymologique de la langue latine, 2001, ernout&meillet
· the online liddell-scott-jones greek-english lexicon (tlg version), 2006 stephanus.tlg.uci.edu/lsj/
