araştırma arşivi · 2018-08-09

istanbul’dan gidenler

istanbul tüik’ in verilerine göre, 2015–2016 yılları arasında istanbul’a 369.582 kişi göç ederken, şehirden göç edenlerin sayısı 440.889…

istanbul tüik’ in verilerine göre, 2015–2016 yılları arasında istanbul’a 369.582 kişi göç ederken, şehirden göç edenlerin sayısı 440.889 kişi oldu. bu orana göre 71.307 kişi istanbul’u terk etti. peki ‘yenilecek’ istanbul nasıl ‘terk edilecek’ istanbul oldu?

(ilgili whatsapp tartışma grubunda öne çıkan görüşlerin derlemesini okumak için sayfanın ortasına gidiniz.)

140journos’tan “şehirden kaçanlar“

şehrin kaosuna “hasiktir” çekip güneye yerleşen engin abi, milyonlarca insanın hayalini yaşıyor. istanbul’un dahi göç veren şehir konumuna geçtiği son yıllarda; kalabalık, trafik, gürültü ve geçim sıkıntısıyla soluğu kesilen metropol sakinleri yaşadıklarını hissedecekleri alternatifler arıyor.

video & video editing
ümit oktay aymelek/140journos 
kreatif direktör
cem aydoğdu/140journos 
renk 
sercan subaşı/140journos 
mastering
ege tatlıcı/140journos
katkı sağlayanlar
dilan karadağ/140journos
damla barın/140journos yaz stajı 
burak rami narin/140journos yaz stajı

araştırma-yazı: can pürüzsüz/140journos, dilara sönmez/140journos yaz stajı

istanbul ilk kez göç alan değil göç veren bir kent oldu

net göç, belirli bir kentin aldığı göç ile verdiği göç arasındaki fark ile oluşuyor. 2017'de bu oran, istanbul için -4.2 ile negatif seviyede. (kaynak)

‘‘istanbul’un çok göç aldığı karadeniz’e bir geri dönüş var, ordu ve giresun en başta. ikincisi istanbul’dan sahil bölgelerine gidenler var: antalya, muğla, balıkesir. bir de istanbul’dan metropollere gidenler var: eskişehir, izmir, adana, ankara gibi. her bir göçün altında farklı sebepler var.’’ prof. dr. murat güvenç — habertürk’teki röportajından

kim, nereye, neden gidiyor? ne yapıyorlar?

göç profilinin bize söylemek istediği en önemli şeylerden biri de bu gidişin bir bakıma da kaçış olması. sadece bir emeklilik hayalinden ibaret olan ege’ye kaçma fikri nasıl orta yaş idealine dönüştü? yıllarca duymaktan sıkıldığımız ‘ekmek aslanın ağzında’ düşüncesiyle göçmüş neslin çocukları, artık daha özgür bir yaşamın peşinde, idealize edilmiş hayatlarını bırakıp göç eder oldu.

‘‘iller arası göçte, artık yalnızca istihdam değil, farklı ekonomik boyutların yanında sosyal ve kültürel etkenleri de bir arada değerlendirmek gerekiyor.’’ yrd. doç. dr. serpil kahraman — iha’ya verdiği demeçten

“tutunamayanlar”

1996 yılında, erdoğan belediye başkanı olduğu dönemde başlatılan ‘tersine göç’ projesi kapsamında istanbul büyükşehir belediyesi; istanbul’a göç eden fakat ‘tutunamayanlar’ için nakliye, ulaşım gibi ihtiyaçları karşılarken; gitmek için bir kolaylaştırıcı görevi görüyor. belediye zabıtalarının da entegre olduğu projeden 21 yılda (1996–2017) 157 bin 504 kişi yararlandı. son 3 yılda ise 13 bin 83 ailenin ayrıldığı programda eşyalı göç çalışması sosyal hizmetler müdürlüğü, biletli yolcu olarak göç işlemleri ise zabıta destek hizmetleri müdürlüğü tarafından yürütülüyor.

“sadece tutunamayanlara değil, askerlik, sağlık sorunları için veya öğrenci olarak gelip de memleketine dönecek parası kalmayanlara da yardımcı oluyoruz. çalışmayla istanbul’a göçü tersine çevirmeyi hedefliyoruz.” — ibb yetkilileri

beyaz yakalılar

tüik’in 2017 adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki verilere göre, 18 bin 506 kişi istanbul’dan izmir’e göç etti. izmir sektörel anlamda doyurucu bir şehir olmasa bile zihinlerde yarattığı algı ile orta yaş beyaz yakalıların başlıca tercihi olmuş durumda.

istanbul’daki eğlence mekanlarındaki mafya hesaplaşmaları, alkollü mekanlarına zabıta kısıtlamaları, yürütülen politikalar ve terör olayları, istanbul’daki eğlence hayatını da baltaladı. gençler üniversite tercihlerini izmir, eskişehir gibi gençlerin yoğun olduğu, eğlence hayatının hala sürdüğü yerlerden kullandılar. çoğu iş ve stajlarla beraber istanbul’dan uzaklaştı, gidenler geri dönmedi.

istanbul’un sosyal ve ekonomik yaşam koşulları yani yüksek nüfus, hayat pahalılığı, trafik gibi olumsuz koşulları izmir’i daha çekici hale getirdi.

‘‘istanbul’dan izmir’e taşınmak sistemden atılmak, kaybetmek gibi geliyordu. (…) sahilde yürüyüşe çıktım, bir baktım sahilde kadın tek başına denizi seyrederek bira içiyor… az ileride iki kadın sohbet ederek bira içiyor. istanbul’da yapamazsın bunu; ‘hemen gelirler, abla iş mi atıyorsun?’ derler. korkunç bir kadın baskısı var istanbul’da’’ ayça şen, radyocu, hürriyet’teki röportajından

izmir’e yerleşenlerin hemen hemen hepsinde bir özgürlük arayışı hakim. özellikle kadınlar; gece dışarıda rahatça dolaşabildiğini,güvende hissettiklerini, istediğini giyebildiğini, alkol tüketirken bir çekince yaşamadıklarını dile getiriyor.

fakat suç oranları izmir’in güvenirliği konusunda tam tersi şeyleri söylüyor. umut vakfı’nın yaptığı 2016–2017 silahlı şiddet haritasında izmir, 143 olayla ege’de birinci. 2015 yılında çocuğa şiddet ve cinsel istismar başvurusu 715 iken, 2016 nisan ile 2017 nisan aylarında başvuru sayısı 3 bin 100’e çıktı.

“özellikle izmir’in insanı güzel, medeni; bu kesinlikle doğru. çok farklı, hatta beklediğimden bile daha farklı izmir insanı. hayal kırıklığı yaşadığım çok nokta da oldu. ilk gördüğüm yer mesela kemer’di, o gecekondu mahallelerini görünce böyle şey olur mu dediğimi hatırlıyorum. sonra içine girdim, oradaki insanlarla tanıştım. beyaz yakalı istanbulluların tüm önyargılarını kırabilecek, çok tatlı insanlardı tanıştıklarım.” — sena aksoy, gazete duvar’daki röportajından

beyaz yakalılar arasında yaygınlaşmış kafe açma fantezisi istanbul’da gerçekleştirilmese de izmir’de hayata geçiyor. izmir aldığı göçlerle beraber uzaklaşılan istanbul’un bir prototipi oluşmaya başladı. istanbul’da şubesi olan alışveriş merkezleri, lüks konut inşaatları, şirketlerin izmir ofislerini büyütmesi kimi için ‘izmirli’ kimliğine beyaz yakalı tacizi gibi algılansa da hizmet sektöründe izmir’e farklı bir ivme de kazandırdığını söylemek mümkün. izmir valiliği verilerine göre türkiye’de 2017 yılında kurulan 44.238 ticari işletmenin 2.383’ü izmir’de.

2016 yılında dha’ya yaptığı değerlendirmede, hugent genel müdürü özlem veryeri taşkaya, izmir’e göç sebeplerini şöyle yorumluyor:

öte yandan, istanbul’dan izmir’e gidişler, izmir yerlilerinde “burası da istanbul’a benzeyecek, istanbul’un karmaşası buraya da taşınacak” endişesini de beraberinde getiriyor. örneğin, izmir mimarlar odası başkanı halil ibrahim alpaslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde “istanbul’u yaşanmaz hale getiren çevreler, izmir’e daha fazla ağırlık vermeye başladılar. işte onun için de bir miktar yükseklik artışları ile muhatap oluyoruz. 5 yıl önce izmir köy kaldı diyerek, hakaret edercesine konuşurlardı, şimdi herkes o köye gelmeye çalışıyor. bu kente köy diye dalga geçenler, buraya akın ediyor.” ifadelerini kullanıyor.

“izmir trafiği de istanbul’u yakında aratmayacak. izmir’in istanbul gibi olmasını istemiyorsak; bugünden bir şeyler yapmamız gerekiyor.” — deniz sipahi, hürriyet’teki yazısından

“yeni köylüler”

göçün bir tarafında da “sistem”den tamamen çıkanlar var. bu gidenler istanbul’un sosyo-ekonomik olarak üst sınıfından gelen; doygunluğa ulaşmış, bir zihin ve yaşam macerasına atılan “yeni köylüler”.

antalya nüfus artışında lider şehirlerden. istanbul’dan antalya’nın alakır vadisi’ne yerleşen ve alakır nehri’ndeki hes çalışmalarına gösterdikleri tepki ile kamuoyunda tanınan tuğba günal ve birhan erkutlu çifti, örneklerden biri. alakır vadisi ekolojik hayata kaçanların uğrak noktası. birhan ve tuğba’nın alakır’a gidişinin ardından alakır bu kaçışın sembolü oldu.

tekrar bağdat caddesi’ne geri dönme fikri mi? allah korusun. allah kimseyi yoklukla terbiye etmesin. benim için, doğrudan yokluğun içine gitmek gibi bir şey bu. bize ‘ne büyük cesaret burada yaşamak’ diyorlar. asıl kentte yaşamak büyük cesaret istiyor. inanılır gibi değil. otuz tane kilit takmak zorundasın.” — birhan erkut, milliyet’teki röportajından

son zamanlarda oldukça popüler olan likya yolu yürüyüşü de bu coğrafyayı yakından keşfetmek, yaşanabilirliği deneyimlemek adına bir opsiyon, tanışma mekanı.

ege ve akdeniz illerine giden istanbullular, ağırlıkla köyleri tercih ediyorlar. antalya’nın köylerine kaçanlar izmir veya diğer örneklerdeki gibi orada ekonomik bir düzen kurmuyor; elektriği, parayı, teknolojiyi hayatlarından çıkarıyor. alakır’daki iki isim parayı hayatlarından çıkartanlardan. hes’e karşı mücadelelerinin maddi masraflarını karşılamak içinse bir albüm yayınladılar.

‘’emekli olana kadar ben de aklımdan geçenleri yapamadım, hep erteledim. şimdi gençlerde bu var, cesaret işi bu. ‘ben yaşamımı böyle geçireceğim’. onu yapabiliyor, saygı duyulacak bir şey bu. imkanlarla, parayla hiçbir şey yok, sadece cesaret işi bu.” — engin öztürk

buğday derneği’nin istanbul’u bırakıp, ekolojik hayata geçiş adımında gidenlere yardımcı olabilecek tatuta adında bir platformları var. bu platform aracılığı ile tarım turizmi de önemli bir oranda destekleniyor. ayrıca aklında göç fikri olanlar için de bir oryantasyon adımı.

doğa derneği, “gidilen” coğrafyayı değiştiren, üretim odaklı işler yapan bir diğer platform. seferihisar’daki doğa okulu, usta-çırak ilişkisi mottosuyla yola çıkarak doğa ile ilgili her konuda eğitimler veriyor. doğa okulu, yerli ile göç edeni imece çatısı altında buluşturuyor.

“seferihisar doğa okulu pek çok farklı insanın ortaya koyduğu bir imece. doğa derneği, seferihisar belediyesi, orhanlı köyü derneği gibi kurumlar, orhanlı ve seferihisar halkı, anadolu’nun farklı yerlerinde doğayla bir arada yaşayan alakır nehri kardeşliği gibi topluluklar, pek çok sanatçı, araştırmacı, düşünür ve gönüllü seferihisar doğa okulu’nun gövdesini oluşturdu.” — doğa derneği

vasıf kortun ve defne koryürek de ayvalık mutluköy’e yerleşip; ekolojik tarım aktivistliğini sürdürenler arasında. hatta bu süreçlerini bir online günlük açarak kitlelerle paylaşıyorlar.

“şehri feshediyoruz” — defne koryürek, manifold günlüğü’nden

elinde tahta bavuluyla istanbul’a gelen neslin çocukları gidiyor. yıllarca “kucak açan” konumda olan istanbul artık göç veriyor, kaçınılası oluyor. her gidiş farklı bir profil ve beklenti sunuyor. tutunamayıp şu an memleket havası soluyanlar, terk edip izmir’de kafe açanlar ya da alakır’ın sesini dinleyenler… bu üç profil de net göç hızındaki negatif’in bir sayısı. sayı olmanın ilerisinde bir hikaye, bir cesaret. bu hikayeler ise değişen istanbul’un sonuç kısmı.

whatsapp tartışmasında öne çıkan görüşler

140journos whatsapp tartışma grubunda istanbul’dan giden, gitmeyi düşünen metropol sakinlerinin şehrin neyinden kaçtıklarını, şu anki uğraşlarını, alternatif olarak nereye gitmek istediklerini şehrin imkanları ve problemleriyle ele aldık.

whatsapp editörü: dilara sönmez/140journos yaz stajı, can pürüzsüz/140journos

tartışma moderatörleri: ceren altınörs/140journos stajı, berkcan havutlu/140journos stajı, dilara sönmez/140journos yaz stajı, can pürüzsüz/140journos

derleme: ceren altınörs/140journos stajı

(❓ emojisi 140journos tarafından sorulan soruları; → işareti, tartışmadaki bir katılımcıdan gelen bir yoruma başka bir katılımcının cevap verdiğini gösterir.)

❓ siz veya çevrenizde istanbul’dan gitmeyi düşünen veya giden var mı? çevrenizde giden varsa; nereye gittiler? neleri bıraktılar? şu an ne yapıyorlar?

❓istanbul’dan gidenler şehrin neyinden kaçıyor? istanbullular artık çevrelerinde ne görmek istiyor/ istemiyor?

→ “galiba hiç…”

❓başka bir şehre gitme düşünceniz varsa; nereye gidersiniz yine şehir hayatının olduğu bir kente mi yoksa doğanın sonsuz huzuruna kaçmak mı?

❓bugün gitseniz hangi imkanlarınızı bırakıp gidersiniz; giderseniz bu imkanları özler misiniz? yine o imkanlar için gittiğiniz yerde de uğraşır mısınız? bu imkanlar sizin için ne kadar vazgeçilmez?

- ailem

- aktarmasız uçuşlar (yıllık iznimi önceden kullanmam yasak olduğundan asla plan yapamaz ve gidemezdim)

- kültür sanat etkinliklerinin çeşitliliği (ama şehrin yoruculuğundan hiç gidemezdim)

- tuttuğum takımın maçları (evime 2 saat, 3 vasıta uzaklıkta olduğundan pek gidemezdim)”

❓bu gidişi sadece istanbul özelinde tutmak mümkün mü? yoksa bu türkiye’den ya da dünyadan birçok şehirde gözlemlenebilecek yeni bir trend mi?

ilginizi çekebilir

bunu da okuyunseküler göç140journos “seküler göç” video serisiyle türkiye’den ayrılanların neden gittiğine ve “motivasyon”larına odaklanırken…