istanbul tüik’ in verilerine göre, 2015–2016 yılları arasında istanbul’a 369.582 kişi göç ederken, şehirden göç edenlerin sayısı 440.889 kişi oldu. bu orana göre 71.307 kişi istanbul’u terk etti. peki ‘yenilecek’ istanbul nasıl ‘terk edilecek’ istanbul oldu?
(ilgili whatsapp tartışma grubunda öne çıkan görüşlerin derlemesini okumak için sayfanın ortasına gidiniz.)
140journos’tan “şehirden kaçanlar“
şehrin kaosuna “hasiktir” çekip güneye yerleşen engin abi, milyonlarca insanın hayalini yaşıyor. istanbul’un dahi göç veren şehir konumuna geçtiği son yıllarda; kalabalık, trafik, gürültü ve geçim sıkıntısıyla soluğu kesilen metropol sakinleri yaşadıklarını hissedecekleri alternatifler arıyor.
ümit oktay aymelek/140journos
kreatif direktör
cem aydoğdu/140journos
renk
sercan subaşı/140journos
mastering
ege tatlıcı/140journos
katkı sağlayanlar
dilan karadağ/140journos
damla barın/140journos yaz stajı
burak rami narin/140journos yaz stajı
araştırma-yazı: can pürüzsüz/140journos, dilara sönmez/140journos yaz stajı
istanbul ilk kez göç alan değil göç veren bir kent oldu
net göç, belirli bir kentin aldığı göç ile verdiği göç arasındaki fark ile oluşuyor. 2017'de bu oran, istanbul için -4.2 ile negatif seviyede. (kaynak)
‘‘istanbul’un çok göç aldığı karadeniz’e bir geri dönüş var, ordu ve giresun en başta. ikincisi istanbul’dan sahil bölgelerine gidenler var: antalya, muğla, balıkesir. bir de istanbul’dan metropollere gidenler var: eskişehir, izmir, adana, ankara gibi. her bir göçün altında farklı sebepler var.’’ prof. dr. murat güvenç — habertürk’teki röportajından
kim, nereye, neden gidiyor? ne yapıyorlar?
göç profilinin bize söylemek istediği en önemli şeylerden biri de bu gidişin bir bakıma da kaçış olması. sadece bir emeklilik hayalinden ibaret olan ege’ye kaçma fikri nasıl orta yaş idealine dönüştü? yıllarca duymaktan sıkıldığımız ‘ekmek aslanın ağzında’ düşüncesiyle göçmüş neslin çocukları, artık daha özgür bir yaşamın peşinde, idealize edilmiş hayatlarını bırakıp göç eder oldu.
‘‘iller arası göçte, artık yalnızca istihdam değil, farklı ekonomik boyutların yanında sosyal ve kültürel etkenleri de bir arada değerlendirmek gerekiyor.’’ yrd. doç. dr. serpil kahraman — iha’ya verdiği demeçten
“tutunamayanlar”
1996 yılında, erdoğan belediye başkanı olduğu dönemde başlatılan ‘tersine göç’ projesi kapsamında istanbul büyükşehir belediyesi; istanbul’a göç eden fakat ‘tutunamayanlar’ için nakliye, ulaşım gibi ihtiyaçları karşılarken; gitmek için bir kolaylaştırıcı görevi görüyor. belediye zabıtalarının da entegre olduğu projeden 21 yılda (1996–2017) 157 bin 504 kişi yararlandı. son 3 yılda ise 13 bin 83 ailenin ayrıldığı programda eşyalı göç çalışması sosyal hizmetler müdürlüğü, biletli yolcu olarak göç işlemleri ise zabıta destek hizmetleri müdürlüğü tarafından yürütülüyor.
“sadece tutunamayanlara değil, askerlik, sağlık sorunları için veya öğrenci olarak gelip de memleketine dönecek parası kalmayanlara da yardımcı oluyoruz. çalışmayla istanbul’a göçü tersine çevirmeyi hedefliyoruz.” — ibb yetkilileri
beyaz yakalılar
tüik’in 2017 adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki verilere göre, 18 bin 506 kişi istanbul’dan izmir’e göç etti. izmir sektörel anlamda doyurucu bir şehir olmasa bile zihinlerde yarattığı algı ile orta yaş beyaz yakalıların başlıca tercihi olmuş durumda.
istanbul’daki eğlence mekanlarındaki mafya hesaplaşmaları, alkollü mekanlarına zabıta kısıtlamaları, yürütülen politikalar ve terör olayları, istanbul’daki eğlence hayatını da baltaladı. gençler üniversite tercihlerini izmir, eskişehir gibi gençlerin yoğun olduğu, eğlence hayatının hala sürdüğü yerlerden kullandılar. çoğu iş ve stajlarla beraber istanbul’dan uzaklaştı, gidenler geri dönmedi.
istanbul’un sosyal ve ekonomik yaşam koşulları yani yüksek nüfus, hayat pahalılığı, trafik gibi olumsuz koşulları izmir’i daha çekici hale getirdi.
‘‘istanbul’dan izmir’e taşınmak sistemden atılmak, kaybetmek gibi geliyordu. (…) sahilde yürüyüşe çıktım, bir baktım sahilde kadın tek başına denizi seyrederek bira içiyor… az ileride iki kadın sohbet ederek bira içiyor. istanbul’da yapamazsın bunu; ‘hemen gelirler, abla iş mi atıyorsun?’ derler. korkunç bir kadın baskısı var istanbul’da’’ ayça şen, radyocu, hürriyet’teki röportajından
izmir’e yerleşenlerin hemen hemen hepsinde bir özgürlük arayışı hakim. özellikle kadınlar; gece dışarıda rahatça dolaşabildiğini,güvende hissettiklerini, istediğini giyebildiğini, alkol tüketirken bir çekince yaşamadıklarını dile getiriyor.
fakat suç oranları izmir’in güvenirliği konusunda tam tersi şeyleri söylüyor. umut vakfı’nın yaptığı 2016–2017 silahlı şiddet haritasında izmir, 143 olayla ege’de birinci. 2015 yılında çocuğa şiddet ve cinsel istismar başvurusu 715 iken, 2016 nisan ile 2017 nisan aylarında başvuru sayısı 3 bin 100’e çıktı.
“özellikle izmir’in insanı güzel, medeni; bu kesinlikle doğru. çok farklı, hatta beklediğimden bile daha farklı izmir insanı. hayal kırıklığı yaşadığım çok nokta da oldu. ilk gördüğüm yer mesela kemer’di, o gecekondu mahallelerini görünce böyle şey olur mu dediğimi hatırlıyorum. sonra içine girdim, oradaki insanlarla tanıştım. beyaz yakalı istanbulluların tüm önyargılarını kırabilecek, çok tatlı insanlardı tanıştıklarım.” — sena aksoy, gazete duvar’daki röportajından
beyaz yakalılar arasında yaygınlaşmış kafe açma fantezisi istanbul’da gerçekleştirilmese de izmir’de hayata geçiyor. izmir aldığı göçlerle beraber uzaklaşılan istanbul’un bir prototipi oluşmaya başladı. istanbul’da şubesi olan alışveriş merkezleri, lüks konut inşaatları, şirketlerin izmir ofislerini büyütmesi kimi için ‘izmirli’ kimliğine beyaz yakalı tacizi gibi algılansa da hizmet sektöründe izmir’e farklı bir ivme de kazandırdığını söylemek mümkün. izmir valiliği verilerine göre türkiye’de 2017 yılında kurulan 44.238 ticari işletmenin 2.383’ü izmir’de.
2016 yılında dha’ya yaptığı değerlendirmede, hugent genel müdürü özlem veryeri taşkaya, izmir’e göç sebeplerini şöyle yorumluyor:
- ege’de olma arzusu.
- doğaya ve denize yakınlık.
- daha huzurlu ve daha hoşgörülü hayat tarzı olduğunu dair geniş algı.
- i̇stanbul-i̇zmir otoyolunun i̇zmir’e ve i̇zmir’den ulaşımı kolaylaştıracağı düşüncesi.
- tren ve metro olanaklarıyla i̇zmir’in şehir merkezinden çevre bölgelerine ulaşımın kolaylaşması.
- i̇zmir’in çevre ilçelerinde beyaz yakalılara ihtiyaç duyulan önemli büyük yatırımların gerçekleşmesi. aliağa’da petrokimya tesisleri, tire’de var olan tarımsal sanayi yatırımları
- bazı global şirketlerin maliyetlerini düşürmek ve nitelikli işgücünden faydalanmak amacıyla operasyonlarını i̇zmir’e taşıması veya taşımaya hazırlanması.
- öğrencilik veya iş hayatının bir döneminde yolu i̇zmir’den geçmiş olan beyaz yakalıların tekrar i̇zmir’e dönme isteği.
- eğitim olanaklarının i̇stanbul’daki kadar karmaşık olmaması.
öte yandan, istanbul’dan izmir’e gidişler, izmir yerlilerinde “burası da istanbul’a benzeyecek, istanbul’un karmaşası buraya da taşınacak” endişesini de beraberinde getiriyor. örneğin, izmir mimarlar odası başkanı halil ibrahim alpaslan, konuya ilişkin değerlendirmesinde “istanbul’u yaşanmaz hale getiren çevreler, izmir’e daha fazla ağırlık vermeye başladılar. işte onun için de bir miktar yükseklik artışları ile muhatap oluyoruz. 5 yıl önce izmir köy kaldı diyerek, hakaret edercesine konuşurlardı, şimdi herkes o köye gelmeye çalışıyor. bu kente köy diye dalga geçenler, buraya akın ediyor.” ifadelerini kullanıyor.
“izmir trafiği de istanbul’u yakında aratmayacak. izmir’in istanbul gibi olmasını istemiyorsak; bugünden bir şeyler yapmamız gerekiyor.” — deniz sipahi, hürriyet’teki yazısından
“yeni köylüler”
göçün bir tarafında da “sistem”den tamamen çıkanlar var. bu gidenler istanbul’un sosyo-ekonomik olarak üst sınıfından gelen; doygunluğa ulaşmış, bir zihin ve yaşam macerasına atılan “yeni köylüler”.
antalya nüfus artışında lider şehirlerden. istanbul’dan antalya’nın alakır vadisi’ne yerleşen ve alakır nehri’ndeki hes çalışmalarına gösterdikleri tepki ile kamuoyunda tanınan tuğba günal ve birhan erkutlu çifti, örneklerden biri. alakır vadisi ekolojik hayata kaçanların uğrak noktası. birhan ve tuğba’nın alakır’a gidişinin ardından alakır bu kaçışın sembolü oldu.
“tekrar bağdat caddesi’ne geri dönme fikri mi? allah korusun. allah kimseyi yoklukla terbiye etmesin. benim için, doğrudan yokluğun içine gitmek gibi bir şey bu. bize ‘ne büyük cesaret burada yaşamak’ diyorlar. asıl kentte yaşamak büyük cesaret istiyor. inanılır gibi değil. otuz tane kilit takmak zorundasın.” — birhan erkut, milliyet’teki röportajından
son zamanlarda oldukça popüler olan likya yolu yürüyüşü de bu coğrafyayı yakından keşfetmek, yaşanabilirliği deneyimlemek adına bir opsiyon, tanışma mekanı.
ege ve akdeniz illerine giden istanbullular, ağırlıkla köyleri tercih ediyorlar. antalya’nın köylerine kaçanlar izmir veya diğer örneklerdeki gibi orada ekonomik bir düzen kurmuyor; elektriği, parayı, teknolojiyi hayatlarından çıkarıyor. alakır’daki iki isim parayı hayatlarından çıkartanlardan. hes’e karşı mücadelelerinin maddi masraflarını karşılamak içinse bir albüm yayınladılar.
‘’emekli olana kadar ben de aklımdan geçenleri yapamadım, hep erteledim. şimdi gençlerde bu var, cesaret işi bu. ‘ben yaşamımı böyle geçireceğim’. onu yapabiliyor, saygı duyulacak bir şey bu. imkanlarla, parayla hiçbir şey yok, sadece cesaret işi bu.” — engin öztürk
buğday derneği’nin istanbul’u bırakıp, ekolojik hayata geçiş adımında gidenlere yardımcı olabilecek tatuta adında bir platformları var. bu platform aracılığı ile tarım turizmi de önemli bir oranda destekleniyor. ayrıca aklında göç fikri olanlar için de bir oryantasyon adımı.
doğa derneği, “gidilen” coğrafyayı değiştiren, üretim odaklı işler yapan bir diğer platform. seferihisar’daki doğa okulu, usta-çırak ilişkisi mottosuyla yola çıkarak doğa ile ilgili her konuda eğitimler veriyor. doğa okulu, yerli ile göç edeni imece çatısı altında buluşturuyor.
“seferihisar doğa okulu pek çok farklı insanın ortaya koyduğu bir imece. doğa derneği, seferihisar belediyesi, orhanlı köyü derneği gibi kurumlar, orhanlı ve seferihisar halkı, anadolu’nun farklı yerlerinde doğayla bir arada yaşayan alakır nehri kardeşliği gibi topluluklar, pek çok sanatçı, araştırmacı, düşünür ve gönüllü seferihisar doğa okulu’nun gövdesini oluşturdu.” — doğa derneği
vasıf kortun ve defne koryürek de ayvalık mutluköy’e yerleşip; ekolojik tarım aktivistliğini sürdürenler arasında. hatta bu süreçlerini bir online günlük açarak kitlelerle paylaşıyorlar.
“şehri feshediyoruz” — defne koryürek, manifold günlüğü’nden
elinde tahta bavuluyla istanbul’a gelen neslin çocukları gidiyor. yıllarca “kucak açan” konumda olan istanbul artık göç veriyor, kaçınılası oluyor. her gidiş farklı bir profil ve beklenti sunuyor. tutunamayıp şu an memleket havası soluyanlar, terk edip izmir’de kafe açanlar ya da alakır’ın sesini dinleyenler… bu üç profil de net göç hızındaki negatif’in bir sayısı. sayı olmanın ilerisinde bir hikaye, bir cesaret. bu hikayeler ise değişen istanbul’un sonuç kısmı.
whatsapp tartışmasında öne çıkan görüşler
140journos whatsapp tartışma grubunda istanbul’dan giden, gitmeyi düşünen metropol sakinlerinin şehrin neyinden kaçtıklarını, şu anki uğraşlarını, alternatif olarak nereye gitmek istediklerini şehrin imkanları ve problemleriyle ele aldık.
whatsapp editörü: dilara sönmez/140journos yaz stajı, can pürüzsüz/140journos
tartışma moderatörleri: ceren altınörs/140journos stajı, berkcan havutlu/140journos stajı, dilara sönmez/140journos yaz stajı, can pürüzsüz/140journos
derleme: ceren altınörs/140journos stajı
(❓ emojisi 140journos tarafından sorulan soruları; → işareti, tartışmadaki bir katılımcıdan gelen bir yoruma başka bir katılımcının cevap verdiğini gösterir.)
❓ siz veya çevrenizde istanbul’dan gitmeyi düşünen veya giden var mı? çevrenizde giden varsa; nereye gittiler? neleri bıraktılar? şu an ne yapıyorlar?
- “bir arkadaşım berlin’e gitti. okulunun ardından orada kalıcı olmaya karar verdi. yakınım bir abim de katar’a yerleşti. kendisi doktor mesleğini orada sürdürüyor.”
- “tıp öğrencilerinin çok büyük bir kısmı almanya, abd ve diğer avrupa ülkelerine yol alıyor. sağlıkta şiddet ve çalışma şartlarından dolayı aynı eforla daha fazla değer görecekleri yerlere gittiler. çok büyük bir kısmı da çalışıyor.”
- “çok yakın bir aile dostum istanbul’da türkiye’ nin en köklü şirketlerinden birindeki yazılım işini bıraktı ve izmir’e gitti. şu anda hamburger dükkanı var çok yakında da üçüncü dalga kahveci açmak için çalışıyor.”
- “memur çevrem olması münasebetiyle bu kitle adına konuşmak istiyorum. sabit maaş ile çalışan meslek grupları genelde burada geçici süreyle kaldıkları ve taşınmaz mal sahibi olamadıkları için doğu görevlerinin ardından küçük batı illerini tercih ediyorlar. birikim açısından neredeyse iki katı rakamlardan söz ediyor geneli.”
- “birçok arkadaşım üniversite için farklı ülkelere gittiler, geri dönmeyi düşünmüyorlar. gerek eğitim, gerek dini inançlarını rahat yaşamak olsun.”
- “eşimle ben 1–2 ay içerisinde aydın’a taşınacağız. tarımla uğraşmayı düşünüyoruz.”
- “berlin, amsterdam, londra, sidney -gidenler buralara gitti. ailelerini, evlerini ve işlerini bıraktılar. yeni iş kuran da var, buradaki mesleğini devam ettiren de var. ben de gitmeyi düşünüyorum hatta az kaldı ocak’ta gitmiş olacağım.”
- “merhaba çorlu’dan yazıyorum, 2007’de ikitelli’den taşındım. şimdi bakınca istanbul akvaryum gibi geliyor. merak ettiğim istanbul yakında çorlu’yu da içine alacak kadar büyüyecek mi?”
- “3 yaşımdan beri istanbul’dayım, öğretmenim 4 yıldır. ama her şeyi bırakıp gerçekten İstanbul’u terk etmek istiyorum, atanamadığım için tayin isteme şansım yok, şayet atanabilseydim doğuda öğretmenlik yapmayı çok isterdim birçok arkadaşım abd’ye yerleşti, gerçekten kaçma alternatifleri arıyorum.”
- “istanbul ile birlikte, ülkeyi de terk edip güney kore’ye geldim. yaklaşık 8–9 ay burada yaşadıktan sonra. türkiye’ye dönüp ege bölgesinde sahil kasabasına yerleşeceğim.”
- “istanbul’da doğdum ve büyüdüm. orada okudum, ilk iş tecrübemi de orada edindim. ama 2016 yılında, 26 yaşında bir karar alıp ailemi, arkadaşlarımı, tüm sosyal hayatımı ve anılarımı bırakıp muğla’da 0 km bir hayata başladım. 2016'dan beri buradayım. şu an üniversitede akademisyen olarak çalışıyorum. bir daha da tatiller harici dönmeyeceğim sanırım.”
- “gökçeada’ya bekleriz. üniversite okuyorum burada.”
- “bu grubun çoğu istanbul’dan ayrılmak için çok genç bence. ben 1 aydır istanbul’da değildim ve özlüyor insan.”
- “herkes yurt dışına kaçmış. yok mu şöyle memleketine dönüp çay toplayan ya da solucan gübresiyle uğraşan?”
❓istanbul’dan gidenler şehrin neyinden kaçıyor? istanbullular artık çevrelerinde ne görmek istiyor/ istemiyor?
- “kalabalık, nefes alamamak, üst üste yaşamak. insanlar kendilerini değersiz hissediyor bu şehirde. her şey elinizin altında olsa bile ekonomik krizden dolayı insanlar eğlenmek dahi istemiyor artık.”
- “kötülüğün sıradanlaştığı, hayatın anlamsızlaştığı ve tüm bunların kanıksandığı sahte, samimiyetsiz insanlarla dolu aynı zamanda betonlaşmadan başka bir gelişme kaydedilmeyen, doğanın dengesinin bozulmaya yüz tuttuğu şehir.”
- “iyi gıdaya ulaşamama benim için bir sorun.”
- “beton ekip asfalt biçiyorlar. ruhsuz ve ifadesiz herkes. burjuvalar godamanlar saltanatını sürüyor. herkes acele ediyor. sakinlik sıfır. güzelim şehir rantçılar tarafından emiliyor ve benim evlâdım torunum bu şehrin büyülü güzelliğini değil, beton yığını halini görecek.”
- “hayatımda hiç fabrikada çalışmadım fakat güney kore’de birkaç fabrikada bulundum, inanın insanlar babalarının fabrikası gibi çalışıyor. özveri hat safhada. ben böyle bir sistemli çalışma görmedim. türkiye’de insanlar mesai saatini bitirmek için işe gidiyor verimli çalışmıyorlar. özverili değiller. bunu kişiselleştirilmemek gerekiyor. balık baştan kokar diye bir sözümüz var boşa söylenmemiş. yöneticilerimiz insanlarımızı bu hale getirdiler. güney kore 70 sene önce savaştan çıkmış bir toplum yüz ölçümü olarak ege bölgesi kadar fakat bu adamlar 5–6 tane dünya markası ürün çıkarmışlar. ülkede metroya biniyorsunuz yerin beş kat altında 5g internet çekiyor + wifi var her yerde ücretsiz. sosyal hak bunlar.”
- “ağaç görmek istiyorum. doğa olsun orman olsun…”
- “şehir tüketimi mecbur kılıyor. hep lüks daha lüks pompalanıyor. oysa rolex de casio da aynı zamanı gösteriyor. sade ve mütevazi değiliz, beni üzen bu istanbul’da.”
- “istanbul’dan ayrılanlar suriyeliler çok olduğunda kaçıyor, suriyeli görmek istemiyor. bu yüzden ayrılan 2 arkadaşım var. bilmiyorum belki başka bir sebepten ayrılıp böyle bir yalan söyleme gereği duymuşlardır ama hangimiz rahatsız değiliz ki?”
- “benden sonra 4 arkadaşım da istanbul’daki işlerini bırakıp bodrum’a yerleşti. beşimizin ortak noktası turizmci olmamız. istanbul’da turizm sektörünün yıpratıcılığından da kaçmış olabiliriz. “
- “istanbul güzel bir şehir, deniziyle, tarihiyle, kültür sanat ve sosyal aktiviteleriyle yaşayan bir şehir. ancak istanbul’u paylaştığımız insanlar, sürekli gelen mülteci göç dalgası ve günlük hayattaki keşmekeş insanları bıktırıyor.”
- “sorun aslında şehirlerin taşıma kapasitesi. kurban bayramı’nda istanbul’daydım, gerçekten çok güzeldi. çünkü gitmek istediğiniz yere olağan sürelerde gidip, hiçbir yerde sıra beklemeden, kalabalığa maruz kalmadan (tarihi yarımada hariç, orası yine kalabalıktı) yaşayabiliyordunuz. aynı dönemde muğla’da kalan arkadaşlarım da hep kalabalıktan, gürültüden ve trafikten şikayet etti. çünkü bayram haftası muğla nüfusu 10 milyondu, yani normalin 10 katı.”
- “ikitelli’de oturup beşiktaş’ta çalışıyordum. satış departmanında çalıştığım için işin doğasında stres ve gerginlik vardı. işe gidip gelirken 6 toplu taşıma aracı değiştiriyordum: 2 metrobüs, 4 otobüs. günde 4 saatim yolda geçiyordu. işten doğan strese bir de yoldaki yorgunluk ve karmaşa ekleniyordu. üstüne yolda birbirine saygısı olmayan, anlayışsız insanlarla aynı ortamdaydınız. bir yerden sonra kalabalıkta aldığınız darbeleri bile görmezden geliyordunuz. ama buna bir yere kadar dayanabiliyorsunuz. ben 18 ay dayanabildim. benim kaçışımdaki en büyük etken bu oldu.”
- “sıradan bir istanbullu senede kaç kere boğazda yürüyüş yapabiliyor? dikkat edin boğazda yemek yiyebiliyor demiyorum. kendinize sorun.”
→ “galiba hiç…”
❓başka bir şehre gitme düşünceniz varsa; nereye gidersiniz yine şehir hayatının olduğu bir kente mi yoksa doğanın sonsuz huzuruna kaçmak mı?
- “tabii ki doğanın sonsuz huzuru. ama ne yazık ki ekonomik şartlar bizleri hep sanayilerin, kötü havanın, kötü trafiğin olduğu yerlere itiyor.”
- “doğma büyüme istanbulluyum hatta nezih bir semtte oturuyorum. kazancım orta düzeyde diyebilirim. trafik, göç, cehalet, göçmenler artık beni bu şehirden itiyor. kendim denize giremiyorum sahilimden fakat gel gelelim dışardan gelenler (bunların bir kısmı göçmen) donla çorapla denize giren mi dersin, o donuyla marketemi gelmiyor… haberleri izleyin bir tane düzgün haber yok. zenginsen, aileden mal varlığın bolsa kralsın ama yoksa bu şehir sana bişey vermez. taksim’de yanımdan geçenler artık benim dilimi konuşmuyor. artık son, 8 kasım’da terkediyorum memleketimi. doğası daha güzel bir ülkeye gidiyorum artık.”
- “ben cevabımı muğla’ya gelerek verdim aslında. likya ve karia yolu’nun tam ortasında yaşıyorum. doğanın sonsuz huzurundayım şu an. her yerde doğa yürüyüşü rotaları, eşsiz koylar ve yeşilin binbir tonu.. doğru yerdeyim sanırım.”
- “iskoçya veya izlanda mantıklı.”
- “almanya’ya gidiyorum.”
- “bir süreliğine aydın merkezde yaşayıp, köyleri gezip tamamen doğal hayata geçiş yapmayı planlıyorum.”
- “2013 yılında memur olarak geldim küçük yaştan beri istanbul hayranlığı ile televolelerle istanbul aşığı olarak büyüdüm. geldikten sonra sadece 1 ay gezdim. geri kalan zamanlar iş-ev, ev-iş ama her ayrılmak istediğimde, her tayin döneminde içim bir cız ediyo gidemiyorum. garip ama ayrılamıyorum bu şehirden.”
- “şöyle bir 5 milyon olsa nüfusu güzel şehir aslında.”
- “dünyanın elle tutulur yerlerine gitmek zaten günümüz türkiye ekonomik şartlarında mümkün değil. kur farkımız 6–7 katı. su almaya kalktığımızda ki avrupa’da su zaten pek ucuz bir ürün değilken kur farkı da binince oluyor sana 21 katı. e haliyle her ne kadar sövsek de güzel istanbul’un hırçın temposunda çalışmaya devam.”
- “ben alaska’ya giderim imkanım olsa, tam bir doğa hayatı.”
- “hayatımda hiç istanbul’da bulunmadım burada yazılanları görünce finlandiya’da yaşıyor hissine kapıldım. ayrıca aydın’ da yaşıyorum gerçekten butik sevimli bir şehirdir tavsiye ederim.”
- “istanbul’dan kaçmak kolay. önemli olan istanbul’u yaşanır kılmak. hep birlikte.”
- “imkan ve fırsat olsa türkiye’de yaşamam.”
❓bugün gitseniz hangi imkanlarınızı bırakıp gidersiniz; giderseniz bu imkanları özler misiniz? yine o imkanlar için gittiğiniz yerde de uğraşır mısınız? bu imkanlar sizin için ne kadar vazgeçilmez?
- “beyaz yakayım ve çok iyi bir işte çalışıyordum. çok daha iyisi için gideceğim. buradaki imkanlarımdan daha kötü durumda olmama imkan yok. sadece ailemi burada bırakıyorum. arkadaşlarım, sosyal çevrem de resmen yurt dışına taşınıyor. eskiden işçi göçü olurdu artık beyaz yaka göç ediyor. gitmeyen, ama potansiyeli olan herkesi de gaza getiriyorum yanıma gelmeleri için.”
- “giden biri olarak özlediklerimi sıralayabilirim:
- ailem
- aktarmasız uçuşlar (yıllık iznimi önceden kullanmam yasak olduğundan asla plan yapamaz ve gidemezdim)
- kültür sanat etkinliklerinin çeşitliliği (ama şehrin yoruculuğundan hiç gidemezdim)
- tuttuğum takımın maçları (evime 2 saat, 3 vasıta uzaklıkta olduğundan pek gidemezdim)”
- “bence imkanlardan çok imkansızlıklar var istanbul’da, çok şeyi feda ediyoruz burada yaşamak için. moral, sağlık, para, ömür… temiz havadan mahrumuz en basiti. sadece bunları bile kazanmak için gitmeyi düşünmeli.”
- “dünyadaki en büyük şehirlerden biri olan istanbul’da doğdum, yararlanabildiğim kadarıyla tüm sanat, kültür ve eğlencesinden yararlanmaya çalışıyorum. fakat istanbul’u bırakıp istanbul’dan daha küçük bir şehre taşınmak en azından benim gibi genç ve burada doğmuş insalara göre değil. bu durumda buradan göç etmeyi (avrupa gibi daha gelişmiş yerlere) düşünen benim gibi insanların sosyal çevresi (ailesi, arkadaşları) dışında hiçbir şey kaybedeceğini sanmıyorum. istanbul’da, evet, kültür, sanat etkinlikleri var, aktarmasız uçuşlar, bir nebze para kazanma ve ülkenin geneline göre daha iyi bir eğitim alma şansımız var fakat göç edeceğimiz çoğu yerde sosyal ilişkilerimizi orada güçlendirme dışında daha iyileri olduğunu düşünüyorum.”
- “her şeyimi bırakıyorum, anne baba kardeş iş… özlerim tabiki.”
❓bu gidişi sadece istanbul özelinde tutmak mümkün mü? yoksa bu türkiye’den ya da dünyadan birçok şehirde gözlemlenebilecek yeni bir trend mi?
- “hayır dünya genelinde aynı sorunlar mevcut. büyükşehirde yaşamanın dezavantajları. londra, new york örneklerden birkaçı.”
- “son yıllarda trend olan seyahat temalı sosyal medya paylaşımları insanlardaki farkındalığı arttırdı ve onları hedefleri, planları, hayalleri doğrultusunda ‘göç’e itiyor.”
- “dünyanın her yerinde doğaya dönüş var, farklı sebeplerle bence.”
- “bence insanlar istanbul’dan değil, kendi nüfus yoğunluğundan kaçıyor. trend olan istanbul’dan kaçmak değil, insanlardan kaçmak.”
- “benim de içinde bulunduğum nesil kesinlikle dünyanın neresinde olursa olsun yepyeni arayışlar içinde. italyan bir arkadaşım (25) yakın bir zaman içinde roma’dan istanbul’a taşınacak, ben ise istanbul’dan berlin’e taşınacağım.”
- “bu bir trend veya modern insan hastalığı. hep gitmek istiyoruz. muğla’dayım şu an. ama uzun vadede buradan da gitmek istiyorum. öncelikleriniz, istekleriniz, beklentileriniz ve hedefleriniz zamanla değişiyor çünkü. ve işiniz, yeni arkadaşlarınız, yaşadığınız şehir o beklentileri karşılamamaya başlıyor. bu nedenle özellikle kimseye karşı bir sorumluluğunuz yoksa çözümü yine gitmekte buluyorsunuz.”
ilginizi çekebilir
bunu da okuyunseküler göç140journos “seküler göç” video serisiyle türkiye’den ayrılanların neden gittiğine ve “motivasyon”larına odaklanırken…↗
