kuzeyinde türkiye, doğusunda levant, güneyinde mısır ve batısında yunanistan ile deniz komşusu olan akdeniz’in en büyük üçüncü adası, tarih boyunca birçok uygarlığın hüküm sürmesinin ardından 1960’ta bir devlet haline büründü ve günümüzde en büyük siyasi krizlerden birine ev sahipliği yapıyor. kıbrıs’ın paylaşılamayan bir ada olduğunu bildiğimize göre; onu sadece kendi varlığıyla değil, etkilendiği tüm aktörlerle birlikte ele aldık.
bir klişe: jeopolitik konum
bazıları kıbrıs’ın akdeniz’e, bazıları türkiye’ye, bazıları yunanistan’a ve bazıları ortadoğu’ya ait olduğunu düşünüyor.
antik uygarlıklardan osmanlı’ya
tarih boyunca hitit, mısır, fenike, roma, osmanlı ve britanya gibi birçok uygarlık, kıbrıs’ta hüküm sürmüştü.
1829’da yunanistan, kendi bağımsızlığını ilan etti. 1878’de kıbrıs, osmanlı’nın 93 harbi’nde rusya’ya yenilmesi sonrası arabuluculuk etmesi için britanya’ya 50 yıllığına kiralandı.


britanya, osmanlı’nın 1. dünya savaşı’nda 1914’te kendine savaş ilan etmesiyle adayı ilhak etti.
adaya yön veren iki aktör: din ve milliyetçilik
aktör 1: din (1878–1950)
çözülen osmanlı imparatorluğu’ndan koparılan kıbrıs’ta, britanya tarafından siyasileştirilen ruhban sınıfı.
osmanlı imparatorluğu’nun uyguladığı millet sistemi, kilisenin hem maddi hem de manevi bir özerkliğe ulaşmasına ve etkisinin bugünlere dek hissedilmesine sebep olmuştu. 1815’te, henüz osmanlı imparatorluğu idaresindeyken, adayı ziyaret eden ingiliz williham turner, bu konu hakkında şunları söylemekteydi:
‘‘kıbrıs, sözde osmanlı’nın atadığı beyin otoritesi altındadır. aslında adayı başpiskopos ve ruhban sınıfı yönetmektedir.’’
osmanlı devleti’nin gerileme döneminde genişleyen vali yetkilerini ele alırsak bu durum çok şaşırtıcı değil. britanya egemenliğinde bu durum biraz daha güçlendi ve ruhban sınıfının bu doğrudan etkisi, kıbrıs cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olan 3. makarios 1977’de ölene kadar devam etti. ruhban sınıfının etkisi, yaklaşık 150 yıl boyunca adanın sosyo-politik yaşantısında önemli bir rol oynadı. kıbrıslı başpiskoposlar ve piskoposlar, 1828 senesinde yunanistan’a bir memorandum göndererek onlara bağlanmak istediklerini belirtiyorlardı.
aktör 2: milliyetçilik (1950–1960)
yunan-rum milliyetçiliğinden çıkan enosis ve türk milliyetçiliğinden çıkan taksim.
yunan-rum milliyetçiliği: enosis, eoka ve akel
1enosis: ένωσισ — birleşme. ilk kez balkan savaşları sırasında girit için kullanılan bu sözcük, sonradan siyasi bir terim haline geldi: “bir ülkenin sınırlarına dahil olma, birleşme.”
kıbrıs’ın yaklaşık on bin yıllık tarihinde bir devlet olma fikri, yunanistan’ın 1829 yılında osmanlı imparatorluğu’ndan ayrılıp bağımsızlığını ilan etmesi sonrası kıbrıs’ta yaşayan rumların yunanistan’a bağlanma, yani tarihteki adıyla enosis talebiyle ortaya çıktı. britanya egemenliğindeki kıbrıs’ta rumların enosis talebi 1950’li yıllara gelindiğinde iyice yükselmişti.

- enosis talebi, öncelikli olarak sömürgecilik karşıtlığı ideolojisiyle britanya’ya karşı oluşmuş olup daha sonra türklerin taksim tezi nedeniyle türkleri hedef aldı.
- ortaya çıkışı ve işlevi, osmanlı devleti’nin çöküşündeki turancılık, osmanlıcılık, islamcılık gibi ideolojilere benzer.
1950 halkoylaması
türklerin boykot ettiği referandumda rumlar %95 oyla yunanistan’a bağlanma kararı aldı. kıbrıslı rumlarca enosis talebi, adanın self-determinasyon hakkını temsil ediyordu.
2self-determinasyon: kendi kaderini tâyin hakkı, öz-belirtim. fransız ihtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik ideolojisi ile paralel ilerledi, lenin’in 1914 tarihli “ulusların kendi kaderini tayin hakkı” isimli makalesi ile siyasi bir terim haline geldi.
3eoka: εθνική οργάνωσισ κυπρίων αγωνιστών— kıbrıslıların millî mücadele örgütü. 1950'li yılların başlarında kıbrıs’ın yunanistan’a bağlanması için georgios grivas liderliğinde kuruldu.
1955 yılında enosis talebi, eoka silahlı örgütü ile britanya’ya karşı silahlı mücadeleye dönmeye başladı.
4 akel: ανορθωτικό κόμμα εργαζόμενου λαού — emekçi halkın ilerici partisi. enosis için yalnızca eoka mücadele etmiyordu; iktidardaki marksist-leninist parti akel de mücadele yönteminin sivil itaatsizlik ve toplu grevler şeklinde olmasını istiyordu ve eoka’nın milliyetçi ve militarist tutumundan rahatsızdı.
- enosis ve megali idea arasındaki bağlantı, siyaset bilimcileri tarafından hala tartışılıyor. eoka, megali idea’ya yatkındı ama akel değildi, aralarındaki çatışma özünde bu.
türk milliyetçiliği: taksim, 6–7 eylül, volkan, kara çete ve tmt
1 taksim: ayrılma. enosis’in referandum ile kabul edilmesine karşılık türk kamuoyu ve basınında şekillenmeye başladı. başlangıçta, adanın birleşik krallık’tan ayrılırsa türkiye’ye bağlanması konusunda şekillenen tez, 1955 yılında türkiye cumhuriyeti’nin dışişleri bakanı fatin rüştü zorlu’nun ifadesiyle, kıbrıs’a yönelik bir politika haline geldi. taksim tezi, türk silahlı kuvvetleri’nin 1974’teki harekatı ile birlikte kuzey kıbrıs’ın bir il olarak türkiye’ye katılması olarak şekillendi.
2 katak: kıbrıs adası türk azınlığı kurumu. 1943'te birleşik krallık kıbrıs valiliği’nde kıbrıs türkleri tarafından kurulan siyasi ve toplumsal örgüt. kıbrıslı türklerin, milli cephe partisi’nden sonra kurdukları ikinci siyasal partidir.
3 kmthp: kıbrıs milli türk halk partisi. fazıl küçük ve bir grup arkadaşının katak’tan ayrılmasından sonra, 23 nisan 1944'te kurulan siyasi parti.

4kmtbp: kıbrıs milli türk birliği partisi. 1949'da katak ve kmthp, bu partinin altında birleşti. fazıl küçük başkanlığındaki parti, 15 ağustos 1955’teki kongre ve kıbrıs türktür derneği’nin başkanı hikmet bil’in temasları sonucunda kıbrıs türktür partisi şeklinde değiştirildi.
fazıl küçük ayrıca 1955’te eoka’ya karşı kıbrıs türk mukavemet birliği ve volkan teşkilatını kurdu.
5 kara çete: 1957 yılında, fazıl küçük ve taksim yanlısı kıbrıs türkü kişiler tarafından kurulan silahlı bir örgüt. eylem olarak fazla etkinlik gösteremedi ve kendini feshederek tmt’ye katıldı.
6 volkan teşkilatı: fazıl küçük tarafından, 1956'da kuruldu. bu dönemde fazıl küçük tarafından kurulmuş olan kıbrıs türk mukavemet birliği ve kara çete gibi diğer örgütler başarısızlığa uğrayarak volkan’a katıldı. daha sonra tüm bu örgütler tmt etrafında çevrelendi.
7 tmt: türk mukavemet teşkilatı. kıbrıs’ta 1 ağustos 1958'de eoka örgütüne karşı mücadele etmek için rauf denktaş, burhan nalbantoğlu ve mustafa kemal tanrısevdi tarafından kurulan silahlı örgüt. 1 ağustos 1976 tarihinde kıbrıs türk güvenlik kuvvetleri komutanlığı’na dönüştürüldü.
8 kip: kıbrıs’ı istirdat projesi. 1958’de tmt kurucuları tarafından hazırlanan proje. tmt’nin varlığının açığa çıkarılacağı gün eoka saldırılarına göre belirlenecekti. bu güne kadar örgüt toplantı veya gösteri yapmayacak, bildiri dağıtmayacaktı. örgüt 18 yaşını geçmiş erkek veya kız gençlerle oluşturulacak, örgüte alınanların türkiye’de veya kıbrıs’ta eğitimden geçirilmesi zorunlu olacaktı.
londra zirvesi: enosis vs taksim
1955'te, londra’da ingiltere, türkiye ve yunanistan arasında üçlü zirve toplandı. yunanistan, self-determinasyon hakkını kullanmayı (enosis), türkiye ise mevcut düzenin devamını veya adanın türkiye’ye bırakılmasını (taksim) önerdi.
6–7 eylül olayları
londra konferansının devam ettiği 6–7 eylül 1955’te istanbul’daki rum azınlığın mal ve mülkleri, ekspres gazetesinde yayınlanan sahte bir haber sonrası yağmalandı. onbinlerce rum türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. türk ve rum milliyetçiliğinin ve şiddetin tırmandığı dönem, 1974’te türklerin “barış,” rumların “işgal” diye nitelendirdiği harekat ile zirveye ulaşacaktı.

“ya taksim ya ölüm”
1950’li yıllarda ayrıca, kıbrıs’ta ve türkiye’de yaklaşık 50 “ya taksim ya ölüm” mitingi düzenlendi. ilk miting kıbrıs’ta düzenlendi. türkiye’de ise; 12 haziran 1956'da ankara’da, ikincisi 7 haziran 1958'de istanbul beyazıt meydanı’nda, üçüncüsü 12 haziran 1958'de ankara’da, dördüncü miting 15 mart 1964'te beyaızt ve taksim’de gerçekleşti. beyazıt’ta gerçekleştirilen 7 haziran 1958 tarihli mitingden bir gün önce, kıbrıs’tan gelen, 54 türkün öldürüldüğü iddiasının etkisiyle, meydana yaklaşık 300 bin kişi geldi.
macmillan planı
19 haziran 1958'de, birleşik krallık başbakanı macmillan tarafından önerilen kıbrıs’ın, ingiliz milletler topluluğu içinde kalan; türkiye ve yunanistan ile bağlara sahip olan, özerk bir ada olmasını öneren plan.
plan, türk ve rum yönetimlerine ayrı meclisler, türkiye ve yunanistan’ın ada üzerinde ayrı ayrı kontrolü ve kıbrıslı’lara ingiliz vatandaşlığı yanı sıra seçimlik olarak türk veya yunan vatandaşlığı verilmesi gibi öneriler içeriyordu. plan için türk tarafı ‘görüşülebilir’ dedi ama rum tarafı kabul etmedi, kıbrıs’ın bağımsızlığı ağır bastı.
rumların yunanistan’a bağlamak, türklerinse adanın etnik unsurları arasında taksim etmek istediği bir sömürge toprağı olan kıbrıs’ta 1960 yılına gelindiğinde, tarihte ilk kez bir devlet kuruldu.

aktör 3: kıbrıs cumhuriyeti (1960–1964)
bağımsızlığını kazanan kıbrıs’ın cumhuriyet denemesi.
türkiye ve yunanistan’ın aralarında anlaşması ve kıbrıslı topluluk liderlerinin bu kararı kabul etmeleriyle britanya adadan çekildi ve kıbrıs 1960 yılında bağımsızlığını kazandı. kıbrıs cumhuriyeti ismiyle adanın tarihinde ilk kez bir devlet kuruldu. ülkenin güvenlik gücü olarak, 650 türk ve 950 yunan askeri garanti edildi.

cumhurbaşkanı: ııı. makarios
cumhurbaşkanı yardımcısı: fazıl küçük
adaya yön veren iki aktör: kıbrıs cumhuriyeti devleti ve ordu
istenmeyen adam’ ve cumhurbaşkanı denktaş
ama maalesef her şey bu kadar şirin kalmayacaktı. bundan sadece 4 yıl sonra, 1964’teki londra konferansı’nda makarios, rauf denktaş’ı persona non grata ilan etti.
persona non grata: istenmeyen kişi. makarios’un rauf denktaş’a atfettiği statü. bunun üzerine denktaş’ın kıbrısa girmesi yasaklandı. 1967'de yakalandı ve serbest bırakıldı. denktaş’ın, tekrar adaya girmesi 70'lerde mümkün oldu.
sonra denktaş, 1983’te kurulan kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olacaktı.
anayasa sorunu
etnik temele göre kurulan iki meclisli kıbrıs cumhuriyeti’nde londra ve zürih anlaşmalarıyla şekillendirilen bir anayasa kabul edildi ancak bu anayasa, adada kıbrıslı rumlar ve türkler arasındaki anlaşmazlıklara çözüm olmadı.
kurulan bu yeni cumhuriyette yasama konusunda her iki tarafa da veto hakkı verildi. bu durumda yasaların çıkartılabilmesi için uzlaşı sağlanması gerekiyordu. ingiliz yönetiminden devralınan vergi yasasının süresinin bitmesi üzerine yeni bir yasa hazırlanmak istendi. ancak; ne eski yasanın devam etmesi, ne de yeni bir yasanın çıkması konusunda karar kılınabildi.
kıbrıslı türk toplumu adadaki nüfusun %18’ini oluşturuyordu, ancak kıbrıslı türk toplumu yeni kurulmuş parlamentoda %30 oranında temsil ediliyordu. bunun yanında, yaşanan vergi yasası krizi, tek devletli kıbrıs’ın sınandığı son nokta oldu, çünkü makarios eski vergi yasasını onayladı ve denktaş, türklerin veto hakkını savundu. makarios’a göre durum, türklere pozitif ayrımcılık yapılması ve gereğinden fazla temsil edilme hakkı verilmesiydi.
kanlı noel
kıbrıslı türklerin, makarios’un sunduğu anayasa değişiklikliğini kabul etmeleri için bir grup kıbrıslı rum tarafından akritas planı yapıldı, basında ve kamuoyunda kampanyaları yürütüldü.

bununla birlikte 20-21 aralık 1963'te, kıbrıs türklerine karşı başlatılan silahlı saldırılar başlatıldı. olaylarda toplam 364 kıbrıs türkü ile 174 kıbrıs rumu hayatını kaybetti, yaklaşık 25 bin kıbrıs türkü evlerinden zorla ayrılıp çeşitli yerleşim bölgelerine gittiler.
abluka altındaki yerleşim bölgeleri
evlerinden ayrılan kıbrıslı türkler, bazı yerleşim birimlerine yerleştiler ve bu yerleşim birimleri birleşik değildi, adada serpiştirilmiş haldeydi. her bir yerleşim birimi dış dünyadan kopuktu çünkü rumlar tarafından türklerin kaçakçılık, asker yardımı yapacağı düşünülüyordu ve bu engellenmek istendi. binlerce kıbrıslı türk, harekata kadar böyle yaşadılar ve yaşanan abluka, ekonomik ambargo şeklinde hala kktc için geçerli. bu yüzden de kktc, ekonomik olarak türkiye’ye bağımlı halde.
makarios ve denktaş, kıbrıs’ta bir ulus olmadığını savunuyordu; yani milliyetçilik ve din aktörleri aslında adada hala devam ediyordu.
makarios:
“anlaşmalar, bir devlet yaratmıştır; bir ulus değil.”
rauf denktaş:
‘‘kıbrıslı türk de yoktur, kıbrıslı rum da, kıbrıslı da. tek kıbrıslı vardır, o da kıbrıs eşeğidir.’’
mağusa-magosa-famagosta-famagouste-ammochostos
bu arada rauf denktaş demişken, 1960 antlaşmaları ve kıbrıs cumhuriyeti anayasası’nın hazırlanmasının ardından 16 ağustos 1960'ta 650 kişilik türk alayı magosa limanı’na ayak basmıştı.

magosa limanı’nı başka nereden biliyoruz? yunanca’da “kumda saklı” anlamına gelen ammochostos, fransızca’daki karşılığı famagouste ve italyanca’daki karşılığı famagosta olarak anılır, türkçe’de ise mağusa olarak bilinir. aslında şehrin isminin türkçe karşılığı, 1974 yılının ardından resmen gazilik unvanını aldığı için gazi mağusa’dır. yıllar sonra volkan konak, anonim bir kıbrıs türküsü olan mağusa limanı’nı ali ismail korkmaz için söyler.
kıbrıs cumhuriyeti fikrinin zarar gördüğü siyasi süreç ve 1963 yılının sonlarına gelindiğinde yeniden başlayan etnik çatışmalar, adanın gelecek 10 yılını şekillendirecekti.
yeşil hat
güney kıbrıs rum yönetimi ile kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’ni, lefkoşa kentinde de facto (fiilen) ayıran bölge. de jure (hükmen) lefkoşa, rum yönetimi’ne ait.
ilk olarak 1964'te birleşmiş milletler’e bağlı barış kuvvetleri komutanı peter young tarafından ortaya kondu. 180 km uzunluğunda, birleşmiş milletler tampon bölgesi statüsündeki yeşil hatın bugünkü sınırları ise 1974 kıbrıs harekatı ile belirlendi.
aktör 4: ordu (1964–1983)
1967 cuntası ve 1974 harekatı. kıbrıs’taki türk ve rumlar arasındaki etnik çatışmaların zirvesi. kıbrıs’ta yeni düzenin ortaya çıkışı ve şiddet eylemlerinin bilançosu.
londra konferansı
kıbrıs cumhuriyeti’nin 4.yılında etnik çatışmalar artarken, ocak 1964’te londra konferansı toplandı. türk temsilci, adada coğrafi olarak bölünmüş federal yapı, rum temsilci ise, yasama süreçlerini tıkamayacak yeni bir anayasa önerdi. konferansta sonuca ulaşılamadı.
bm barış gücü
mart 1964’te birleşmiş milletler barış gücü askerleri barışı sağlamak ve sürdürmek amacıyla kıbrıs’a gönderildi. aynı günlerde türkiye büyük millet meclisi, gerektiğinde kıbrıs’a müdahale etme ve yunan pasaportu olan 13 bin rum’u türkiye’den sınır dışı etme kararı almıştı. 1963–64 yıllarındaki çatışmalarda 25 binden fazla kıbrıslı türk, evlerinden ayrıldı.
acheson planı

temmuz 1964’te tarafların çözüm için bir araya geldiği cenevre’de abd’nin özel temsilcisi dean acheson tarafından önerilen acheson planı’na göre; karpas bölgesi türkiye’ye, adanın kalanı yunanistan’a verilecekti.
yunan bölgelerindeki türkler de, yunanistan’daki azınlığın sahip olduğu otonom yapıya ve haklara sahip olacaklardı. bu plan da gerçekleşmedi.
1967 cuntası
20 nisanı 21 nisana bağlayan gece, seçim kampanyasının başlamasına iki gün kala; general stilyanos pattakos, albay yorgo papadopulos, albay makarezos bir askeri darbe yaptılar. 1967–74 yılları arasında yunanistan’ı yöneten albaylar cuntası, anlaşmazlık yaşadığı makarios’u önce siyasal yollarla, sonra suikast girişimi ile engellemeye çalıştı. burada etkin olan grup eoka-b idi, makarios, daha sonra yaptığı bir açıklama sırasında bu grubu eoka’dan ayırdı. 15 temmuz 1974’te albaylar cuntasının desteklediği milli muhafız birliği, makarios’a yönelik darbe gerçekleştirdi.

adada türk askeri varlığı, darbeden 5 gün sonra 20 temmuz’da türk silahlı kuvvetleri’nin adaya yönelik askeri harekatıyla başlamış oldu.

eldyk: ελληνική δύναμη κύπρου — kıbrıs yunan alayı. yunanistan silahlı kuvvetleri’nin kıbrıs’ta bulunan daimi askeri birimi. atina’da 1959'da kuruldu. garantörlük kapsamında 950 asker kıbrıs’a gönderildi. günümüzde halen kıbrıs ulusal muhafızları’na askeri destek sağlamakta, hatta yunan vatandaşlarından bazıları askerlik görevlerini kıbrıs’ta yerine getirir.
1974 harekatı ve sivil yaşantıya dönüş
29 temmuz 1974'te yunanistan’daki cunta yönetimi, hükümeti sürgündeki sivil lider karamanlis’e devretti. ateşkes çağrıları sonrası taraflar cenevre’de 2. kez buluştu. 2. konferanstan sonuç alınamadı.

“ayşe tatile çıksın”
8 ağustos’ta, dönemin dışişleri bakanı turan güneş, odasına geçti ve telefonla bülent ecevit’i arayarak, “ayşe tatile çıksın” dedi. bu, daha önceden kararlaştırdıkları, harekatın devamını önermek üzere kullanılan cümle. turan güneş’in kızı ayşe güneş ayata, bugün hayattadır.
türk birlikler, 14 ağustos 1974’te başkent lefkoşa’ya girdi. yunanistan, nato müttefiki 2 ülke arasındaki çatışmayı durduramaması nedeniyle nato’nun askeri kanadından ayrıldı.
1976'da kıbrıs türk federe devleti kuruldu.
adaya yön veren uluslararası toplum ve garantör ülkeler
aktör 5: uluslararası toplum (1983–2008)
istenmeyen devlet kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’nin kurulmasıyla, birleşmiş milletler’in sorunu çözme çabaları.
istenmeyen devlet: kktc
15 kasım 1983'te kıbrıs türk federe devleti meclisi, self-determinasyon hakkını kullanarak oybirliği ile aldığı bir kararla, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’ni ilan ettti. kktc’nin kuruluş bildirgesini kurucu cumhurbaşkanı rauf denktaş okudu.
bm güvenlik konseyi, 18 kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık kararını kınadı. 13 mayıs 1984’te kktc ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı.
kıbrıs cumhuriyeti, türkiye’de bilinen adıyla güney kıbrıs rum yönetimi, birleşmiş milletler’in 193 üyesinden 192’si tarafından tanınmakta. tanımayan ülke: bm üyesi türkiye ve bm üyesi olmayan kktc.
kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti, 193 bm üyesinden 192’si tarafından tanınmıyor.
tanıyan ülke: bm üyesi türkiye.
annan planı
24 nisan 2004 tarihinde birleşmiş milletler genel sekreteri kofi annan tarafından hazırlanan birleşme planı adada referanduma sunuldu. kktc, planı %35'e karşı %65'le kabul etti. güney kıbrıs %25'e karşı %75 ile kabul etmedi.
rumların bu planı reddetmemesinin temel sebebi; harekattan önce %80 oranıyla rumların ikamet ettiği kıbrıs’ın kuzeyinin nüfus mübadelesiyle boşaltılması ve 113 bin rum’un evlerini, arabalarını, arsalarını, çiftliklerini, bahçelerini bırakarak oraya güneyden gelen 25 bin türk kıbrıslının yerleştirilmesi.
türkiye adadaki kozunu güçlendirmek için türkiye’den yerleşimci de getirip adanın demografik yapısına müdahale etti. 1974 harekatıyla adanın demografik yapısı değişti.
örneğin, toplam sayıları 6 bin olan ve adada homojen dağılmış olan kıbrıs marunilerinin, bugün sadece 150'si kktc kısmında yaşıyor.
maruniler: maruni kilisesine bağlı, günümüzde lübnan, filistin-israil ve kıbrıs’ta yaşamakta olan, anadili arapça olan dini topluluk.
ikinci sebebi de, adadaki türk askeri varlığının 1967'den beri sürmesi.
avrupa birliği
2004'te kıbrıs cumhuriyeti, avrupa birliği’ne katıldı.
aktör 6: garantör ülkeler (2008-günümüz)
türkiye, yunanistan, kktc, kıbrıs cumhuriyeti liderlerinin arasındaki bitmek bilmeyen müzakereler.
kıbrıs birleşik federal cumhuriyeti

1 temmuz 2008'de mehmet ali talat ile dimitris hristofyas, tek egemenlik ve tek vatandaşlıkta anlaştıklarını belirtip kurulacak yeni devletin “birleşik federal kıbrıs cumhuriyeti” olmasında ortak tutum gösterdiler. aynı yıl mart’ta lefkoşa’yı ve adayı birbirinden ayıran lokmacı sınır kapısı’nın açılması kararı alındı.
türkiye-ab müzakereleri çerçevesinde kıbrıs sorunu ve doğalgaz krizi
2011’in sonlarında, kıbrıs tek taraflı olarak akdeniz’de bulunan aphrodite doğalgaz sahası’nda petrol drenajı yapmaya başladı. bu durum yalnızca çevre ülkelerin değil; ab, nato ve bm gibi uluslararası aktörlerin de dikkatini çekti.
kıbrıs’a göre türkiye’nin hakkı bulunmadığı sahada yapılan drenajlara, ilerleyen zamanlarda abd, ab ve rusya destek verirken, türkiye müzakere sürecinde ve kıbrıs’ın 2012’de ab konsey başkanlığı görevi sürecinde bu durumu, kıbrıs’ın deniz sınırına saygı duymaması olarak nitelendirdi.
türkiye başta ılımlı yaklaşarak doğalgazın türkiye üzerinden geçmesinin fizibilite olarak daha mantıklı olacağını söylese de sonradan işler çirkinleşti. türkiye, “kıbrıs başına buyruk hareket ediyor, ab müzakerelerinde bunu da dikkate alın” çağrısı yaparken kıbrıs tarafı, “türklerin deniz sahasında zorbalık yaptığını” söyledi.
münhasır ekonomik bölge (eez): devletin kabul edilen karasularının tamamında ve hatta 200 millik sınırın ötesinde kıta sahanlığı içerecek şekilde kullanılır.
2014’te, rumlar adına kıbrıs adasının güneyinde sondaj yapan italyan eni şirketi, deniz tabanından 5 bin 500 metre derinliğe inmesine rağmen doğalgaz bulamadı.
2015’te israil, güney kıbrıs hükümetinin aphrodite parselinin sınırlandırılması ile ilgili attığı adımlardan rahatsız olduğunu belirtti.
2017 cenevre görüşmeleri
9 ocak 2017'de 49 yıllık tarihinde ilk kez kıbrıslı liderler, kendi hazırladıkları yol haritalarını birleşmiş milletler’e sundu. “güvenlik ve garantiler” ana başlığıyla konferans düzenlenmesi, kıbrıs sorunu’nda tarihi eşik olarak nitelendiriliyor.

9 ocak’tan bugüne kadar garantör ülkeler olan türkiye, yunanistan ve ̇ingiltere de müzakere sürecinde ilk kez dışişleri bakanı düzeyinde masada bulundu.
9 ocak’tan bu yana cenevre’de süren kıbrıs görüşmelerinde bugün yeni bir aşamaya geçildi. garantör ülkeler olan türkiye, yunanistan ve birleşik krallık da müzakere sürecinde ilk kez dışişleri bakanı düzeyinde masada.

cenevre’de iki liderle birlikte basının karşısına geçen bm genel sekreteri guterres, konuya ilişkin şöyle demişti:
“çok kısa sürede çözüm beklememek lazım. başlangıç noktasındayız.”
kıbrıslı liderler akıncı ve anastasiadis’in, diğer maddelerde beklenen ilerlemeyi sağlaması halinde garantör ülkelerden üst düzey katılım olması bekleniyor. erdoğan, yunanistan başbakanı çipras, ingiltere başbakanı theresa may de cenevre’ye gidebileceğinin sinyallerini verdi.
kıbrıslı liderler son aylarda 3 kez bir araya geldiler ve 11 nisan 2017'de müzakerelerin devam edeceği açıklandı.
bm’den yapılan açıklamada şubat ayı ortasında yarıda kesilen kıbrıs görüşmelerinin 11 nisan’da yeniden başlayacağı, türk ve rum taraflarının görüşmeyi onayladığı söylendi.
planlanan haritalar
türkiye; kuzey kıbrıs sınırları içinde yer alan %36 oranındaki toprağın % 29.2'ye inmesini öngörüyor. rumlara bırakılacak %7 toprak karşılığında kıbrıslı türklerin rumlarla siyasi eşitliğini sağlayacak bazı hayati yetkilerin alınması amaçlanıyor.
türk tarafının harita teklifi, rauf denktaş döneminde yürütülen müzakerelerde yapılan ve kuzey kıbrıs meclisince de onaylanmış “%29+” diye adlandırılan oranı temel alıyor.
rumların haritası ise, türklerden %8 oranında toprak alınmasını, böylece kuzey’de adanın %36'sını oluşturan toprağın %28.2'ye inmesini öngörüyor.
hem türk hem de rum tarafı sunulan haritaların “kabul edilemez” olduğunu belirtiyor.
haritaları sadece 5 kişi görebilir
bm genel sekreterinin kıbrıs özel danışmanı espen barth eide, düzenlediği basın toplantısında, haritaların bm’nin muhafazası altında olacağını ve kamuoyuyla paylaşılmayacağını duyurdu.
eide, bazı medya organlarında yayınlanan haritaların gerçeği yansıtmadığını, konunun çok hassas olduğunu, haritayı sadece kıbrıslı iki lider, iki harita uzmanı ve kendisi de dahil sadece beş kişinin göreceğini belirtti.
enosis krizi hala canlı
kıbrıs rum kesimin meclisi, rum okullarında 1950’da alınan enosis referandum kararının kutlanması yönünde karar almıştı. kktc cumhurbaşkanı mustafa akıncı, çözüm sürecinde güveni erozyona uğratacak davranışlara değil, güven artırıcı önlemlere ihtiyaç olduğunu söyleyip, şöyle demişti:
“67 yıl sonra bir enosis için vaktiyle yapılan, kilisenin öncülük ettiği bir imza toplama olayını okullarda kutlanacak kararın rum meclisinde onaylanmış olması, kıbrıs türk toplumunda infiale neden oldu. bu tepkimizde yerden göğe kadar haklıyız, çünkü güven artırıcı önlemlere ihtiyacımız var, güveni erozyona uğratacak davranışlara ihtiyacımız yok.
kuzey kıbrıs’ta ilhak biçiminde gelişen söylemlere en başta ben karşı çıkmaktayım bu toplumun lideri olarak, kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’nin seçilmiş cumhurbaşkanı olarak… bu kabul edilebilecek bir davranış değildir.
evet, elam küçük bir parti olabilir ama büyük parçayı peşinden sürüklemiştir. tıpkı ingiltere’de çok küçük bir partinin başlattığı bir ab’den ayrılma brexit olayını meclisin çok büyük bir çoğunluğunun onaylama noktasına geldiği gibi.
bu konuda rum lider adım atmalıdır, ve bu karar iptal edilmelidir.”
akıncı, bm genel sekreteri antónio guterres’e mektup göndererek, 1950 enosis referandumu yıldönümünün ortaokullarda anılması yönündeki rum meclisi’nin kararının iptal edilmemesi durumunda, kıbrıs’ta iki taraf arasında güven inşa etmeye yönelik çabalara ciddi darbe vurulmuş olacağını ve müzakere sürecinin büyük zarar göreceğini söyledi.
“enosis hedefi, kıbrıs sorununun ortaya çıkmasının başlıca nedenidir ve bu hedef kıbrıs’a sadece keder ve acı getirdi.”
akıncı, rum lider nikos anastasiadis’in partisi olan ̇disi’nin bu kararın alınmasına katkıda bulunmasının üzücü olduğunu belirtti.
müzakere sürecinin çözümle sonuçlanması durumunda kurulması hedeflenen birleşik federal bir kıbrıs’ın yaşayabilmesi için, gençliğin eğitimi ve barış kültürünün geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını, bu amaçla güven yaratıcı bir önlem olarak iki toplumlu eğitim teknik komitesi’nin kurulduğunu söyledi.
gsm operatörü krizi
cumhurbaşkanı akıncı, göreve başladıktan 1 ay sonra, iki tarafta da cep telefonlarının kullanılabilir olması için aldıkları kararı anımsatarak, güven yaratıcı önlemlerden biri olan bu konuda tüm teknik çalışmalar hazırlıklar yapılmasına rağmen, mevcut bir yasanın bunu engellediğini söyledi.
anastasiadis’in toplantıyı terk etmesi
16 şubat 2017'de çıkan bir habere göre kktc cumhurbaşkanı mustafa akıncı, kıbrıs müzakereleri çerçevesinde yapılan liderler görüşmesinde; bm genel sekreteri’nin kıbrıs özel danışmanı espen barth eide’nin rum meclisinin enosis’in kutlanması yönünde aldığı kararın kıbrıslı türkler arasında haklı bir kaygı oluşturduğunu ve bu kaygının bertaraf edilmesi için bir şeylerin yapılması gerektiğini söylediğini aktardı.
akıncı, bu sırada rum lider anastasiadis’in, eide’nin sözünü kesip, “‘benim artık söyleyecek bir şeyim yok’ diye bağırdığını ve kapıyı arkasından sert bir şekilde vurup çıktığını” belirtti.
federal çözüm
akıncı, kıbrıs’ta iki kesimli, iki toplumlu bir federal çözümden yana olduklarını belirtiyor.
‘lider’ krizi
mayıs 2016’da istanbul’da yapılan dünya insani zirvesi kapsamında erdoğan liderlere bir yemek daveti vermiş, akıncı’yı da davet etmişti. anastasiadis, müzakere sürecinde akıncı’nın lider kabul edilmesine tepki göstererek toplantıya gitmemişti.
akıncı da, anastasiadis’in kıbrıs türk tarafını küçümsemeye çalıştığını savunuyor:
“bm parametrelerinin en önemlilerinden bir tanesi kıbrıs’ta türkler ve rumların aralarındaki ilişkinin bir azınlık çoğunluk ilişkisi olmadığı, bu ilişkinin iki eşit kurucu devlete dayalı siyasi eşitlik içinde bir ilişki olduğu konusunda çok nettir.
(…) birinci mont pelerin’de zirvesinde anastasiadis 5’li konferans tarihini verme aşamasına gelindiğinde nasıl 10 günlük ara isteyerek atina’ya koştuğunu hep beraber gördük. eğer bunu ben yapsaydım benim idam sehpam hazırlanacaktı. bunu politik anlamda söylüyorum. biz, kıbrıs’ta gerçekten çok iyi niyetle, sabırla bir müzakere sürecini sürdürüp buralara kadar getirdik. müzakerelerden kaçmış, masayı dağıtmış değiliz. her şart altında müzakerelerin sürgit olmasından, incir ipi gibi uzayıp gitmesinden, bu sürecin bir 50 yıl daha bu şekilde gitmesinden yana değiliz.”
crans-montana görüşmeleri ve “son umut”
rum meclisi’nin “enosis” referandumunun yıl dönümünün okullarda kutlanması yönünde aldığı kararı 7 nisan’da iptal etmesinin ardından müzakerelerin yeniden başlaması için zemin oluştu ve taraflar 11 nisan’dan başlayarak, görüşmelerin devamını ve ortak bir takvimi mayıs ayı içerisinde çıkarmayı kabul ettiler.
cenevre’de yapılması planlanan yeni görüşmelere garantör ülkelerin de katılmasının gerekliliği iki taraftan da dile getirilmişti fakat görüşmenin biçimi konusunda bir uzlaşmaya varılamıyordu. bm kıbrıs temsilcisi espen barth eide “ortak zemin hususunda umut olmadığı sürece mekik diplomasisine devam etmenin bir anlamı yok” diyerek mekik diplomasisini durdurduğunu açıkladı fakat rum tarafı başkanı anastasiadis, güvenlik ve garantilerle ilgili çözümlerin bulunması ve haritalarla ilgili endişelerin giderilmesi durumunda birleşmek için bir referandum yapılabileceğini belirtti. 11 nisan’da başlayan süreçte rum tarafının kırmızı çizgilerinin toprak ve garantörlük konuları olduğu biliniyordu, bu düşünce doğrultusunda anastasiadis garantörlük hakkında “ bm güvenlik konseyi’ndeki daimi üyelerin cenevre’deki müzakerelere katılmak isteyip istemediğini bilmiyorum, zira bu, kıbrıs’ın kendi inisiyatifi. ancak daimi üyeler, güvenlik konusuna çözüm bulunduktan sonra önemli bir rol oynayabilirler. güvenlik anlaşması’nı feshetmenin alternatiflerinden biri bu. bm güvenlik konseyi, bm Tüzüğü’nün 7. maddesi kapsamında uygulama ve güvenlik için tek garantör olabilir.” cümlelerini kullandı.
bm genel sekreteri antonio guterres’in rum ve türk tarafı başkanlarıyla 4 haziran’da yaptığı görüşmeden sonra cenevre’deki müzakerelerin 28 haziran’da toprak ve garantörlük konuları da dahil olmak üzere nihai bir anlaşma amacıyla başlayacağını duyurdu. daha sonra bm kıbrıs temsilcisi eide’in yaptığı duyuruyla müzakerelerin yeri isviçre’nin crans-montana kenti olarak değiştirildiğini ve konferansın kıbrıs sorunu için tarihi bir fırsat niteliğinde olduğunu söyledi.
konferansa türkiye ve yunanistan dışişleri bakanları, bm kıbrıs temsilcisi ve kıbrıs rum-türk taraflarının başkanları katıldı.

eide’in arabuluculuğunda toplanan konferans 6 temel başlıktan oluşuyordu:
- ekonomi
- avrupa birliği
- mülkiyet
- yönetim-güç paylaşımı
- toprak
- güvenlik ve garantiler
daha önceki müzakereler sürecinde ekonomi, avrupa birliği ve mülkiyet konularında bir ilerleme sağlansa da geriye kalan konulardaki uzlaşmazlık kıbrıs sorununu bu noktaya getirdi. çavuşoğlu da bu noktaya değinerek kıbrıs müzakerelerinin temelini oluşturan tüm başlıkların birbirinden ayrı müzakere edildiğini ve tüm konularda bir mutabakata varılmadan hiçbir konuda mutabakata varılmamış olacağını belirtti.
bm temsilcisi eide, konferansın toplanması sırasında yaptığı açıklamadatoprak ve güvenlik-garantiler başlıklarının en can alıcı noktalardan olduğunu ve tarafların bu konularda tamamen zıt görüşlere sahip olduğunu belirtti.
rum tarafı adada garantörlüğün tamamen kaldırılmasını isterken türk tarafı ise garantörlüğün “5–10 senede, kademeli olarak” kaldırılmasını savunuyor. dışişleri bakanı çavuşoğlu konferans hakkında yaptığı açıklamada bu konferansın final niteliğinde olduğunu ve bm temsilcisi eide’in dediğinin aksine çözüm bulunamadığı takdirde başka bir çözüm arayışı olmayacağını söyledi.
“rum tarafının beklentisi, garantiler tamamen kalksın, ada’da türk askeri kalmasın yönünde. bu bir hayaldir. bu hayalden uyanmaları lazım. bugün akıncı ile ve dün kktc’deki parti liderleri, türk askerinin önemini vurguladılar. böyle bir düşünceleri varsa, bir sonraki oturumda kabul edilebilir fikirlerini paylaşsınlar. ittifak anlaşmasını, rum tarafı ve yunanistan’daki cuntacılar öldürdüler. geçmişten ders alarak, kıbrıs’ta çözüm olacak mı olmayacak mı bunu değerlendiriyoruz.” çavuşoğlu, konferans sırasında
konferansın ilerleyen günlerinde rum tarafı başkanı anastasiadis’in “türkler hizaya gelmeli” şeklinde bir demeçte bulunduğu iddia edildi, çavuşoğlu bu iddialar karşısında “(türkiye hizaya gelsin) demek bir saygısızlıktır, küstahlıktır. türkiye her zaman doğru yoldadır. kıbrıs türk halkı da öyle. dolayısıyla bu söylemleri reddediyoruz” cümlelerini kullandı.
konferansın 10. günü sonunda mevlüt çavuşoğlu, kıbrıs zirvesinin sonuçsuz kaldığını duyurdu. konferansın sonuçsuz kalmasında rum tarafının garantiler ve güvenlik konularında tutumlarını değiştirmemelerinin etkili olduğunu söyleyen çavuşoğlu “…dolayısıyla türk askerinin ada’dan çekilmesi ve türkiye’nin garantörlüğünün sona erdirilmesi ne kıbrıs türk tarafı için ne de bizim için kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. ilk günden son güne kadar da aynı tutumlarını sürdürdüler.” sözlerini ekledi.
bm genel sekreteri guterres konferansın sonuçsuz kalmasının başka çözüm girişimlerinin olmayacağı anlamına gelmediğini belirtti.
rum tarafı lideri anastasiadis ise yaptığı açıklamada türk heyetinin görüşmeleri ilk olarak oyalayıp sonra da çıkmaza soktuğunu söyleyerek konferansın sonuçsuz kalmasındaki sorumlunun türk tarafı olduğunu söyledi.
konferansın başarısız sonuçlanmasının ardından fransız petrol şirketi total, kıbrıs münhasır ekonomik bölgesi’nde sondaj çalışmalarına başladı. tsk ise yaptığı açıklamada doğu akdeniz’de kıbrıs cumhuriyeti için sondaj çalışması yapacak olacak “west capella” adlı gemiyi takibe aldığını duyurdu. dışişleri bakanlığı buna takriben yaptığı açıklamada “güney kıbrıs rum yönetimi’nin ada’nın ortak sahibi olan kıbrıs türkleri’nin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını gözardı ederek, doğu akdeniz’de tek taraflı olarak sürdürdüğü hidrokarbon faaliyetleri yakından takip edilmektedir” ifadelerini kullandı. mevlüt çavuşoğlu, kıbrıs’daki rezervlerde kktc ve kıbrıs türk halkının da hakları olduğunu ve sonuçsuz kalmış bir konferansın ardında rum tarafının tek taraflı olarak böyle bir faaliyete girişmesinin barış konusundaki samimiyetsizliklerini belirttiğini söyledi.

