medeniyet separatörü [visual essay]
iki semt arası, 10 dakika süren bir yürüyüşün görsel izlenimleri.
fotoğraf, video ve ses kayıtlarından oluşan medeniyet separatörü görsel hikayesinde kürşad bayhan, ataköy ile şirinevler’i ayıran üst geçidin kendisinde uyandırdığı hisleri ve sadece bir üst geçit ile ayrılan yaşamları kaydediyor.

atrium önünde bekleyen takım elbiseli banka görevlileri, mesai saatlerinin bitmesi öncesinde sigara molasında. bankta bin yıldır orada oturuyormuş hissini veren yaşlı bir adam (muhtemelen asker emeklisi), elinde yeni aldığı ekmeğiyle soluklanıyor. park alanı, lüks otomobiller; kuaförden yeni çıkmış bir kadın arabasına doğru ilerliyor. arada köfte-ekmek yemeğe geldiğim küçük ama pahalı büfedeki kasiyer telefonda sipariş alıyor. ağaçlı, düz bir yol. ataköy 9. kısım. bahçeli, otoparklı apartmanlar ve güvenlik görevlileri. tipinizi beğenmediklerinde ya da bir binanın önünde beklediğinizde sizi uyarıyor: “hayırdır birini mi aradın?” yaşandı bu durum, ondan not düşüyorum. şirinevler tarafına bim’e alışverişe gitmiş filipinli bir bakıcı, bahçe kapısını açıyor. bahçedeki kırmızı gül. pencerelerin perdeleri açık, hava kararmak üzere. genellikle polisin gbt yaptığı ataköy/şirinevler köprüsü’nün ataköy tarafı:
polis: kimliğiniz lütfen. neden fotoğraf çekiyorsunuz?
kürşad bayhan: hiç. öylesine. kendim için çekiyorum.
p: öğrenci misin?
kb: pek değil, 16 yıl oldu.
p: malatya’nın neresinden?
kb: battalgazi.
p: al bakalım. burada savcılık konutları var, fotoğraf çekmesen iyi olur.
kb: aa, tamam, bilmiyordum. teşekkürler.

yürüyen merdivenler yeni koyulmuş. yukarıya doğru çıkarıyor. arkada inişe geçen bir uçak binaları sıyırarak süzülüyor. tepede yanıp, sönen kırmızı ışıklar. hiç düşünüyorlar mı acaba, bir uçağın bu binalardan birine çarpma olasılığını. benim hep aklıma geliyordu. çarparsa ve makinem yanımda olmazsa…
kalabalık, metrobüse binmek için köprüye kadar uzanan kuyruk, uğultu ve itişmeler. binaların e-5'e bakan tarafına asılmış düzensiz binlerce reklam tabelası. yüzlerce kişiyle birlikte indiğim meydan. manisa’dan gelen mesir macunu satıcısı. her türlü derde şifa. atatürk heykeli etrafında oturup çekirdek çitleyen insanlar. yola serilmiş tezgahlar. youtube’da izlediğim ‘aone tantunici’. tekrar kalabalık. türkü bardan yükselen müzik sesi. tabureler ve çay keyfi. kaçak çay bulunur. egzoz sesinin kulağımda hala yankılandığı ve peşinden küfürü bastığım siyah honda crv.
eskiden güveç pide yediğim pideci hala kalabalık. kuşbaşılı, kıymalı tanesi; 3 lira, açık ayran da 1. saat satıcısı ganalı abdullah ile pilavcının pazarlığı. yanıp sönen neon kırmızı ışıkla aydınlanan gelinlikler. kornaya anlamsız bir ritimle basarak müşteri bekleyen şirinevler-bakırköy minibüsü.

ipucu · 140journos SO’dan tüm fotoğraf ve video hikayeler için, so.140journos.com’u ziyaret edin. hikaye güncellemelerinden haberdar olmak içinse, instagram.com/140journos’u takip edin.
