araştırma arşivi · 2017-04-05

şimdi nereye?

şırnak koçağılı köyü sakinleri zorunlu göç ettikleri köylerine 2013 yılında geri döndüler. gabar dağı eteklerinde kurdukları çadırlar bugün…

şırnak koçağılı köyü sakinleri zorunlu göç ettikleri köylerine 2013 yılında geri döndüler. gabar dağı eteklerinde kurdukları çadırlar bugün yok. zorunlu da olsa göç edilecek bir şırnak merkez de yok.

fotoğraf hikayesini videodan izleyebilirsiniz; daha iyi bir video deneyimi için:

mobil cihaz kullanıyorsanız, ekranı yan çevirin.

videonun sesini açın veya kulaklık kullanın.

fotoğraflar: kürşad bayhan, çağdaş erdoğan, serhat öztürk/140journos, yazı: dilan karadağ/140journos

23 yıl önce şırnak’ta kuşkonar ve koçağılı (beysuke) köyleri bombalandı. 2. hava kuvvetleri komutanlığı askeri savcılığı’nın soruşturmasında olay menşei belirlenemeyen patlamalar olarak ifade edildi.

köylülerin avukatı, öldürülen diyarbakır barosu başkanı tahir elçi’nin talebi üzerine gönderilen sivil havacılık genel müdürlüğü kayıtlarında, köylerin bulunduğu noktada hava kuvvetleri komutanlığı tarafından iki uçuş icra edildiği tespit edildi.

38 kişinin öldüğü olayda, hayatta kalanlar yaşam alanları yıkıldığı için zorunlu göç etti.

avrupa insan hakları mahkemesi türkiye’yi; hava saldırısı emri vermek, yeterli soruşturma yapmamak, insan yaşamını dikkate almadan bombalama yapmak ve uçuş kayıtlarını gizlemek suçlarıyla para cezasına mahkum etti.

‘insan yaşamını dikkate almamak’, 90’lı yıllar diye tabir ettiğimiz dönemin alamet-i farikasıydı.

koçağılı köyü, 94 yılında yıkılarak boşaltılan köylerden yalnızca biriydi.

1987 yılında başlayan ohal 46 kez uzatılarak 2002’de sona erdi. on beş yıl boyunca ohal durumunda yaşayan doğu ve güneydoğu anadolu şehirlerinde terörle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar sebebiyle hemen her gün faili meçhul ölüm haberleri alındı, köyler boşaltıldı.

devletin resmi rakamları zorunlu göçe maruz kalan sivil halkı yüz binlerle tanımlarken, alternatif kaynaklar iki milyonun üzerinde insana işaret ediyor.

istatistikler, meclisten geçen yasalar, okunan haberler tıpkı bir rivayet, masal etkisinde. hafızamız unutmaya meyilli, hele de gerçekliği birebir deneyimlemediyse empatinin sınırları var.

bir yasa ya da rakam insan hayatında neye tekabül eder?

kürşad, çağdaş ve serhat’ın çektiği fotoğrafları izlerken zorunlu göç, ülke tarihinin kabarık hak ihlalleri listesinde bir madde olmaktan çıkıyor.

1998 yılı itibarıyla zorunlu göç eden vatandaşlara yönelik köye dönüş ve rehabilitasyon projesi (kdrp) başlatıldı. adıyaman, ağrı, batman, bingöl, bitlis, diyarbakır, elazığ, hakkari, mardin, muş, siirt, şırnak, tunceli ve van olmak üzere 14 ili kapsayan proje; geri dönmek isteyen ailelerin kendi köylerine ya da arazisi uygun farklı yerlere dönmelerini ve burada sürdürülebilir yaşam koşulları oluşturmayı hedefliyordu.

göç, gönüllü de olsa psikoloji literatüründe insanların hayatlarında karşılaşabilecekleri önemli travmalardan birisi kabul ediliyor. bu durumda terör nedeniyle yaşanan zorunlu göçün travmatik etkisini en az iki katı derinlikte varsayabiliriz.

üzerinde dumanlar, yanarken gördüğün ve canını zor kurtardığın köye kim dönmek ister?

koçağılı köyü’nün hayatta kalan sakinleri 2013 yılında hayatı yeniden kurmaya, köylerine dönmüşler. şırnak il sınırı, gabar dağı eteklerinde bir köy. uçsuz bucaksız yemyeşil arazide aykaç ailesi’nin ilk işi önce kalacakları çadırları, sonra çocukların salıncağını kurmak olmuş. tandır ekmeği ve keçi sütü dışında yanlarında pek bir şey yok. evleri harabe, ne kadar süre çadırda yaşayacakları belli değil. 11 yaşındayken göç eden zekeriya aykaç, çocuklarını köyünde büyütebilmenin hayalini kuruyor. 60 yaşındaki emine aykaç otların arasında kaybolmuş yıkıntıya doğru ilerlerken kürşad bayhan’a köye gelin gelişini anlatıyor:

“bu meydanda davul zurnalar çalmıştı.”

çözüm sürecinden ve köye dönüş projesi’nden umutlular. zorunlu göç ettikleri dönem şırnak merkez’e taşınmışlar ve en büyük problemleri işsizlik olmuş. özellikle kadınlar üretime katıldıkları topraklardan ayrılınca, sosyal hayattan kopuk bir yaşam sürdürmüşler. yeniden hayvancılık yapmak, kendi topraklarını ekip biçmek için heyecanlanıyorlar. birer harabeye dönüşen evlerinin yanına kurdukları çadırlarda doğdukları yerde olmanın mutluluğunu yaşıyorlar.

çok değil, dört yıl öncesinden söz ediyorum…

‘çözüm süreci’ 2015 yılında sonra erdi. 2015 haziran seçimleri sonrasında doğu ve güneydoğu anadolu bölgelerinde silahlı çatışmalar yeniden başladı. tsk, operasyonlarını 90’lı yıllardan farklı olarak kent merkezlerinde yürüttü. birleşmiş milletler insan hakları komisyonu’na göre, 2015 temmuz’dan 2016 aralık ayına kadar yaklaşık 500 bin insan evlerini terk etti.

gabar dağı etekleri’nde kurulan çadırlar bugün yok. zorunlu da olsa göç edilecek bir şırnak merkez yok. idil, beytüşşebap, silopi ve cizre de yok. geride göç eden vatandaşların eşya almadan ayrıldıklarına dair imzalı tutanakları kaldı; bir de toki projeleri. peki, şimdi nereye?

“evimin bulunduğu merkeze bağlı mahallede, terör olayların yaşanması, barikatların bulunması ve terör olaylarını engelleyebilmek amacıyla muhtemel sokağa çıkma yasağı ilan edilebileceği olasılığına karşı aile bireylerimle birlikte evimde eşya taşıma imkanım bulunmadığı için eşya almadan ayrılacağımızdan; bahse konu ikamet ettiğim adresteki evimden ayrıldığım için evimin herhangi birileri tarafından kullanılması durumunda sorumluluk almak istemiyorum…”
kürşad bayhan, 94 yılında zorunlu göç ettikleri köylerine 2013'te geri dönmeye çalışan beysukeli’leri anlatıyor.
60 yaşındaki emine aykaç otların arasında kaybolmuş birkaç yıkıntıya doğru ilerliyor, “işte tam bu meydanda davul zurnalar çalmıştı” diyor.