sanatçı inisiyatifi pasaj, tarlabaşı’ndan kartpostallar projesiyle mahalleyi alıştığımız stereotiplerden farklı biçimlerde anlatmanın yollarını arıyor.


ev, erasmuslu arkadaşın evi, şehrin merkezine çıkan ara sokak, sanatçı bir dostun atölyesi, özel zevklere yönelik alışveriş, üçüncü sınıf türk dizilerinin suç mahali, sığınma alanı, sosyoloji lisans saha araştırma bölgesi, azınlıkların çoğunluğa dönüştüğü sınır, belgesel fotoğrafçılığa ya da yeraltı edebiyatına sönük bir giriş. tarlabaşı’nın hafızadaki çağrışımı öznel olsa da, ‘çok katmanlı’ kelimesinin tam karşısında durduğu kesinlikle nesnel bir gerçek. istanbul merkezli bir sanatçı inisiyatifi olan pasaj, bu aralar mahalleyi kartpostallarla yeniden anlatmayı deniyor.



giorgio caione ve christian oxenius’un kürate ettiği ‘tarlabaşı’ndan kartpostallar’ projesinde; beş sanatçı tarlabaşı’nı her zamanki ikonografilerinden ayrışacak biçimde fotoğrafladı. mahalleyi uyuşturucu, fahişeler, çöküş, taksim 360 projesi ya da kentsel dönüşüm gibi stereotiplerden farklı bir yolla anlatan cihan demiral, aline mauch, peri sharpe, erdem varol ve nikolas ventourakis’in eserleri eylül ayında sergilendi ve ziyaretçilerin oy vererek seçtiği fotoğraflar kartpostallara dönüştürüldü.
projenin ikinci ayağı bu hafta [16 ekim 2017] başlıyor. belirlenen merkezlerden alınabilecek kartpostallar, gönderenler aracılığıyla dünyayı dolaşabilecek. son aşamada ise tarlabaşı’nda yaşayan çocuklarla bir fotoğraf atölyesi gerçekleştirilecek. giorgio caione’a projeyi sorduk ve hoşumuza giden cevaplar aldık.



projeye katılan fotoğrafçılardan tam olarak ne istedin, ortaya çıkan eserler sana ne ifade etti?
kesinlikle belgesel bir şeyler yapmak istemediğimiz için farklı yaklaşımlarını görebileceğimiz beş fotoğrafçı seçtik. erdem varol 5–6 yıl önce çektiği fotoğrafları edit’ledi ki istanbul’un dönüşümü göz önünde bulundurulduğunda oldukça uzun bir süre. peri sharpe, kendine özgü yaklaşımıyla güzel detaylar yakaladı. cihan demiral, lgbt mülteci portreleriyle dahil oldu. aline mauch, mahalleden insanlarla işbirliği yaptı ve nikolas ventourakis kavramsal, ironik imajlar yarattı. sonuçlardan epey memnunum!




mahalleye yapışan hüzünlü bir romantizm var ve kartpostal da buna hizmet ediyor. klişe ama projenin kendisi bu olduğu için sormalıyım, mecra neden kartpostal?
istanbul’a dair arşivlerde bazı araştırmalar yaptık ve tarlabaşı’na ait kartpostallar bulamadık. muhtemelen hiç var olmadılar. bunları ilk kez üretenler olma fikri ilginç geldi. bir mecra olarak kartpostala baktığımda ise dikkat çeken, iletişim kurma potansiyeli. güçlü ve ikonik bir görselle çevrelenmiş ve arkası ikiye bölünmüş kartlar. tebriklerimizi, anılarımızı ve düşüncelerimizi teslim ediyoruz. dünyanın her yerine özel ve samimi hisler aktarırken, aynı zamanda bir çeşit reklam kampanyası mecrası görevi de üstleniyorlar. kısacası, kartpostal projenin amacına cuk oturuyor.



tarlabaşı’nın iki algısı var. geçmişten gelen getto izlenimi ve kentsel dönüşüm projesiyle yerleştirilmeye çalışılan ‘temiz, lüks tarlabaşı’. sen mahalleyi turistik olmaya ne kadar yakın buluyorsun?
tarlabaşı, bugünle çelişik bir biçimde ilişkilense de çalkantılı geçmişinden köklü izler taşıyor, turistik bir lokasyon olamaz. daima azınlıkların yaşadığı bir alan. önceleri yunanlar, ermeniler, yahudiler, yani genel olarak gayrimüslimlere; şimdi ise kürtler, afrikalılar, suriyeliler ve hatta çinlilere ev sahipliği yapıyor. fakat bu durum öngörülemeyen ve lineer olmayan bir biçimde değişiyor. birkaç yıl önce mahallede çok fazla erasmus öğrencisi vardı çünkü şehirdeki en ucuz yer burasıydı. ne yazık ki bugünlerde erasmus öğrencileri türkiye’ye gelmeyi tercih etmiyor. üzücü çünkü farklı insanların bir araya geldiği ilginç bir kaynaşma noktası yaratıyorlardı.



fotoğraflar ve projeye dair mahalle sakinlerinden nasıl geri dönüşler aldın?
pasaj projelerinde daima yerel insanlarla çalışmayı deniyoruz fakat çağdaş sanata bakışlarıyla ilgili hep biraz karamsarım. tarlabaşı sakinleri fikrimin aksine, çoğu zaman beni pozitif anlamda şaşırttılar. mahalleli projeyi sevdi, derinlikli yorumlar yaptı ve özellikle aline onlarla uzun zaman geçirdiği için, dost oldular. basılı bir fotoğraf onlar için hala kıymetli ve fotoğrafçılığa değer veriyorlar özellikle çocuklar etkinliklerimize katılmaktan oldukça hoşlanıyor.
seçilen fotoğraflar kartpostal olarak basıldı, nereden alabiliriz?
nihayet bu hafta projenin ikinci ayağı başlıyor. ilk olarak beyoğlu ömer hayyam caddesi’ndeki saray lokanta’sında ve galatasaray ziba pub’ta bulabilirsiniz. sonraki mekanı web sitemizden ve facebook hesaplarımızdan duyuracağız. bir de tabii stüdyomuzdan edinebilirsiniz. facebook’tan mesaj atarak ya da pasajist@gmail.com adresimize bir mail atarak randevu alabilirsiniz. adresimiz: ömer hayyam caddesi. kahya bey sokak no 15/8, tarlabaşı, beyoğlu.
ipucu · 140journos SO’dan tüm fotoğraf ve video hikayeler için, so.140journos.com’u ziyaret edin. hikaye güncellemelerinden haberdar olmak içinse, instagram.com/140journos’u takip edin.
