türk dış politikası yeni bir arayış içinde mi? kısa vadede rota değiştirmek mümkün mü? suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler ve 15 temmuz sonrası süreçte türkiye’nin dış politika seçeneklerini ele alıyoruz.
dördüncü inceleme: çin

ticaret
11. cumhurbaşkanı abdullah gül, 14 yıl sonra cumhurbaşkanlığı düzeyinde ilk defa 24–29 haziran 2009 tarihlerinde kalabalık bir heyetle (105 işadamıyla birlikte) çin’e önemli bir ziyaret gerçekleştirdi. bu ziyaretin en önemli noktalarından biri, ilk defa bir türkiye cumhurbaşkanının sincan uygur özerk bölgesini ziyaret etmesi olmuştu. ayrıca, türkiye ve çin bu ziyarette 3 milyar dolar değerinde 7 ikili anlaşma imzaladılar. gül’ün ziyaretini takiben 23 firma ile 56 milyon 150 bin dolar tutarında 6 ayrı antlaşma daha imzalandı. iki ülke arasındaki ticaret hacmi, ak parti hükümeti döneminde hızla arttı ve böylece çin, türkiye’nin uzakdoğu’daki en büyük ticaret ortağı oldu. türkiye-çin ikili ticaret hacmi 2015 yılı tüik verilerine göre 27 milyar dolara ulaştı.
(kaynak)
türkiye-çin ilişkileri açısından dönüm noktası olarak değerlendirilebilecek toplantı, 2015’teki g20 zirvesinde gerçekleşti. türkiye’nin ev sahipliği yaptığı zirveye katılmak üzere antalya’ya gelen çin devlet başkanı şi cinping, cumhurbaşkanı erdoğan ile görüştükten sonra 7 ayrı antlaşmaya imza attı. toplamda 30–40 milyon dolar büyüklüğündeki antlaşmalar kapsamında bir kuşak bir yol projesi’ne ilişkin mutabakat ve işbirliği metinleri de bulunuyordu.
sincan protestoları
türkiye-çin ilişkilerini belirleyen bir diğer gelişme sincan (xingjiang) uygur özerk bölgesinde yaşayan uygur türklerine dini baskı iddiaları oldu. 2009’da türkiye’nin sincan uygur özerk bölgesiyle ilgili yaptığı açıklamalar yüzünden ilişkiler gerildi.
2015 yılında türkiye cumhurbaşkanının çin’i ziyaretinden hemen önce düzenlenen gösteriler ve bazı turistleri hedef alan saldırılar, ilişkilerin daha da kötüleşmesine sebep oldu.
bütün bunlara karşın sincan protestolarının neden olduğu gerginlik, ekonomik işbirliği projelerinin ve füze savunma sistemi ihalesi gibi stratejik meselelerin gölgesinde kaldı.
füze savunma sistemi ihalesi
2013 yılında türkiye’nin füze savunma sistemi ihalesini, 3.4 milyar dolar karşılığında çin devlet firması kazanmıştı. bu ihalenin ardından yapılan antlaşma ile türk-çin ortak üretimi öngörülmüştü. ancak söz konusu firma, iran ile yaptığı silah ticareti sebebiyle abd’nin yaptırım listesinde bulunuyordu.
2015 yılında türkiye füze ihalesini iptal etti. ihalenin iptali kararının çin devlet başkanı xi jinping (şi cinping)’in g20 başkanlar toplantısı için türkiye’ye gelişinden birkaç gün önce açıklanması, çin tarafından saygısızlık olarak nitelendirildi. g20 antalya toplantısında türkiye ve çin arasında imzalanan anlaşmalara rağmen çin bu konudaki tepkisini geri çekmedi.
15 temmuz darbe girişimi sonrası çin dışişleri bakan yardımcısının türkiye’ye destek ziyareti ile iki ülke arasındaki uzlaşmazlıkların bir an önce giderilmesi gerekliliği vurgulandı. g20 başkanlar toplantısı için 2016 eylül ayında çin’e giden cumhurbaşkanı erdoğan’ın burada yaptığı görüşmeler, ikili heyetler arasında imzalanan enerji ve gıda anlaşmaları, özellikle de nükleer enerji santrali ihalesinde çin’e yer verilecek olması gibi gelişmelerin ardından ilişkiler hızlı bir şekilde iyileşmeye başladı.
bir kuşak bir yol
mayıs 2017'de pekin’de düzenlenen ve cumhurbaşkanı erdoğan’ın da katıldığı “uluslararası işbirliği için kuşak ve yol forumu”, çin’in bir kuşak bir yol projesi’ni yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı. kuşak ve yol temalı bu zirve, şi cinping’in ocak ayındaki dünya ekonomik forumunda korumacı politikaları eleştirdiği ve küreselleşmeyi savunduğu konuşmasının ardından ikinci önemli hamle olarak değerlendirildi. foruma 28 ülke başkanının yanı sıra bm genel sekreteri antonio guterres, dünya bankası ve imf başkanları da katıldılar.
2013’te çin devlet başkanı şi cinping tarafından ilan edilen proje, çin’in doğusundan başlayıp rusya ve türkiye üzerinden geçerek batı avrupa’ya uzanan yeni ticaret yolları öngörüyor. çin, “yeni ipek yolu” olarak da adlandırılan bu güzergahta bulunan ülkelere ciddi yatırımlar yapmayı ve gelecekteki ticaret ortaklarını hazırlamayı planlıyor.
bir kuşak bir yol projesi iki temel üzerinde yükseliyor: çin’den avrupa’ya uzanan karayolu — demiryolu kuşağı ve 21. yüzyıl ipek deniz yolu. proje kapsamında çin’den birleşik krallık’a kadar kesintisiz demiryolu bağlantısı sağlanacak. bu zamana kadar yapılan yatırımların bütçesinin şimdiden 420 milyar dolara ulaştığı ifade edilen programın sermayesi çin halk cumhuriyetinden ve devlet mülkiyetindeki bankalardan karşılanacak. “bir kuşak bir yol” ile enerji kaynaklarının daha ucuz taşınması, çin ürünlerinin yeni pazarlara açılması ve söz konusu coğrafyada ekonomik kalkınma hedefleniyor. ticari hedeflerin yanı sıra bu proje, çin’in, asya ve avrupa’daki etkisini artırarak kendi uluslararası hegemonyasını kurma arayışını gösteriyor.
bir kuşak bir yol projesinin, orta asya ülkeleri ile türkiye’yi içeren kısmı orta koridor olarak adlandırılıyor. türkiye’nin proje için attığı ilk önemli adım 2015 yılında antalya’da gerçekleşen g20 zirvesinde imzalanan anlaşmalardı. kuşak ve yol forumunda konuşma yapan cumhurbaşkanı erdoğan da bu antlaşmaların önemine vurgu yaparak, türkiye’nin, çin ve diğer güzergah ülkeleriyle birlikte hareket etme arzusunda olduğunu ifade etti. gerçekleşen bu son zirvede iki ülke arasında üç antlaşma imzalandı ve türkiye’deki üçüncü nükleer santral ihalesinin çin’e verilmesi ele alındı. erdoğan’ın “kazan kazan projesi” olarak tanımladığı projeye, edirne-kars hızlı tren hattı ve yavuz sultan selim köprüsü üzerindeki raylı sistem bağlantısıyla önemli katkılar sunulabileceği görüşü dillendirilirken; programın deniz ve kara güzergahlarının kesişimi olan istanbul avcılar’daki kumport limanı ihalesinin 2015 yılında çin yatırım fonu bağlantılı bir çin şirketi tarafından alınması da dikkat çekiyor.
iktisatçı prof. dr. korkut boratav, 26 mayısta ilerihaber.org da yayımlanan “kemer ve yol: yüzyılın projesi mi?” başlıklı makalesinde çin’in dev yatırımlarını şu şekilde değerlendirdi:
“uluslararası sermaye için çekici olmayan yatırım programları aracılığıyla çin ve çok sayıda çevre ülkesi arasında stratejik bağlantılar oluşturmak nasıl nitelendirilebilir? kâr arayışının öne çıktığı, sömürü ilişkilerinin yoğunlaşmasını hedefleyen, emperyalist bir program mı? çin ve “muhatapları”nın ortak çıkarlarından oluşan bir büyük proje mi? bana göre ikinci senaryo söz konusudur.”
abd başkanı trump’ın çin ile çatışmacı söylemleri doğrultusunda da, “küreselleşmenin ve neoliberal ekonominin bayrağı pekin’e mi taşınıyor?” sorusu öne çıkıyor. çin’in hegemonik arayışları, “bir kuşak bir yol” projesinin ne kadar başarılı olacağı konusunda soru işaretlerini artırıyor. bütün bunlarla birlikte çin, türkiye ve çevresinde artan yatırımları ile türk dış politikası için her geçen gün daha da stratejik bir yer ediniyor.
