araştırma arşivi · 2017-06-14

yüzey yığını ya da maden dağı [söyleşi]

VII photo mentor program fotoğrafçılarından furkan temir, belgesel fotoğrafçı kimliğinin dışına çıktığı sergisi ‘yüzey yığını ya da maden…

VII photo mentor program fotoğrafçılarından furkan temir, belgesel fotoğrafçı kimliğinin dışına çıktığı sergisi ‘yüzey yığını ya da maden dağı’ projesiyle karşımızda. sergi, 15 haziran’dan 19 ağustos’a kadar operation room’da görülebilir.

söyleşi: dilan karadağ/140journos · fotoğraflar: furkan temir/vii mentor program · video: berkant akarcan/140journos

çağımızın vebası, oxford sözlüğü’nün geçen yılın kelimesi olarak seçtiği ‘post-truth’. gerçek ötesi biçiminde türkçeleştirilen sözcük nesnel hakikatlerin kamuoyu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumunu ifade ediyor. furkan temir 15 haziran’da açılacak sergisi ‘yüzey yığını ya da maden dağı’ için iki yıl boyunca karadeniz hariç türkiye’nin tüm şehirlerini gezdi ve yeni türkiye’den post-truth emareleri topladı.

sanatçıyla, yeni türkiye estetiğinin pek uğramadığı bir mekanda buluştuk. anadolu’dan esintiler barındırmayan içeceklerimizi yudumlarken, proje üzerine sohbet ettik. küratörlüğünü ılgın deniz akseloğlu, görsel tasarımını ise umut altıntaş’ın üstlendiği sergi, 19 ağustos’a kadar operation room’da görülebilir.

‘yüzey yığını ya da maden dağı’ post-truth’un anadolu’daki yansımalarını izleyeceğimiz bir proje. nasıl başladın?

sivas’ta doğup, büyüdüm. iç anadolu ve doğu anadolu’ya seyahatlere çıkarken bir anlam kaybına tanık olmaya başladığımı fark ettim. yalnızca türkiye’nin değil, yeni doğu’nun bir problemi. iran, savaş sonrası yeniden inşa edilen lübnan, şimdilerde suriye… politik ve kültürel olayların sonrasında gelen yitik bir hal. büyükşehirlerde daha az hissedilen bu anlamsızlık, insanların çok sıkışık yaşamadığı ve hayatın yavaş bir ritimde seyrettiği şehirlerde daha çok gün yüzüne çıkıyor. her şey birbirinin kötü bir kopyası olma eğiliminde ve bu biraz da prodüksiyon imkanlarına bağlı. nevşehir’de yaşayan bir insan televizyon aracılığıyla günün yedi saatini istanbul’u izleyerek geçirdiği için gördüklerini merak ediyor. istanbul’da yaşayan bir genç, saçlarını sosyal medya hesaplarından takip ettiği manhattanlı bir hipster gibi kestirmek istiyor. bilgiyi nereden alıyorsak ona benzemeye çalışıyoruz fakat teknik yetersizliklerden ötürü daha altında bir kopyasına dönüşüyoruz. nevşehir’de evinizin banyosunu, gördüğünüz bir fotoğraftaki gibi tasarlatmak isteyebilirsiniz fakat yeterince iyi malzeme ve usta bulamayabilirsiniz. istanbul’da da saçlarınızı gerçek bir hipster gibi kesebilecek kuaför yok denecek kadar azdır. ortaya çıkan sonuç; iyinin, gerçeğin, çoğunluk tarafından kabul görmüşün bir imitasyonu olarak kalır.

üstelik anadolu’da, coğrafya da bu gerçek ötesi durumu kucaklamaya zemin hazırlıyor. kırşehir’e gittiğinizde gerçek bir mekanda gibi hissetmezsiniz. her yer alabildiğince sarı ve düzdür. ağrı dağı ya da hasan dağı’nın görkemi pek inanılır gibi durmaz. insanlar bundan da etkileniyorlar.

politik anlamda inşa edilen ‘yeni türkiye’ söylemi projeyle nasıl ilişkileniyor?

erdoğan’la birlikte post-truth çağına trump’tan önce girdik. yıllar içinde iktidar, yeni gerçeklik rejimini güçlendirdi ve bunun kamudaki yansımaları izlenebilir hale geldi. osmanlı’yı büyük bir tutkuyla sahiplenirken, ishak paşa sarayı’nı pvc çatıyla kapatan bir bakış açısı söz konusu. yeni yapıların ya da yeni restorasyon biçimlerinin tamamında gerçekle bağımızı koparan bu eğilimi görüyoruz. projede bunun mimari, estetik yönüne odaklandım fakat fiziksel olarak görülemeyen yansımaları da var; örneğin bahar candan karakteri. izliyorum ve gördüğüm, kocaman bir yalan. okuduğunu iddia ettiği okuldan, ailesinin geçmişine dair anlattıklarına kadar neredeyse tamamı tutarsız açıklamaları var. gerçekliğine dair hiçbir fikrimiz yok fakat bu karakter medya aracılığıyla meşru hale gelmiş durumda.

kendi gerçekliğini yaratma isteği hepimizi post-truth’a sürüklüyor. çoğunluğun ve medyanın gerçek dışı olanı bu denli hızla gerçek kılabilmesi beni çok şaşırtıyor.

projenin ismi nereden esinleniyor?

proje emin olamadığım, muğlak bir durumu temsil ettiği için ismi seçenekli olsun istedim. biraz da belgesel fotoğrafçılığımdan gelen; kesin bir yargıda bulunamama, olduğu gibi gösterme hali. inanmak ya da inanmamak, katılmak ya da katılmamak sana kalmış. işin tamamı ‘ya da’lı, bu sebeple ismi de öyle.

yüzey yığını, apaçık ortada olan, çoğunluğun ya da yığınların kümelenmesi anlamına geliyor. tıpkı siyah polyester bir yüzey üzerine kümelenmiş toz yığınları gibi. maden dağı ise 70’lere ait bir izzet altınmeşe türküsü olmasına rağmen yeni türkiye’ye referans veriyor. bir dağda çok fazla maden bulunabilir ancak bir dağın topyekün madenden oluşma ihtimali coğrafi olarak imkansızdır. maden dağı çok büyük bir potansiyelin tasvirini yaparak anlık bir umut sunuyor fakat üzerine biraz düşündüğünde bunun mümkün olmadığıyla yüzleşiyorsun. projede de yüzey yığınlarının bize sunduğu bir maden dağı var. çok kıymetli olduğunu düşünerek hemen kabullenme eğilimi gösteriyorsun ama kazmaya başladığında görüyorsun ki, gerçek olamaz. kazma eylemini de yine ‘ya da’lı düşünebiliriz. bir zemini kazarken çıkardığımız materyal, başka bir noktada birikir. kazdıkça derine giderken, çıkardığımız toprak bulmamız gerekenin üstünü örtüyor da olabilir.

sergide kullandığın medyumlar neler?

bir kısmı siyah-beyaz ve romantik, bir kısmı renkli ve mimari fotoğraflar; anadolu’daki küçük stüdyo fotoğrafçıların arşivlerinden topladığım vesikalık fotoğraflardan oluşan bir video enstalasyon ve anadolu’nun çeşitli şehirlerinden getirdiğim toprak ve asfalt örnekleri var. medyumlar da seçenekli. ‘yol’ olarak tanımlanan yeni türkiye’nin yollarından asfalt parçaları ya da kırsaldan sondaj makinesiyle aldığımız bazalt örnekleri. hangisini görmek isterseniz… bir de google earth, 2013 yılında şehirlerin 3d simülasyonlarını yaptığı fakat yarıda bıraktığı bir uygulama geliştirmişti. simülasyonun da simülasyonu olan son derece yapay bu fotoğrafları kartpostal seti biçiminde tasarladık. birilerine bu yeni türkiye kartpostallarını hediye edebilirsiniz. serginin mekanı dahil tüm detaylar, sizi biraz rahatsız etmek üzerine tasarlandı.

vesikalık fotoğraflarla yeni türkiye’nin ne ilgisi var?

vesikalıklar hariç hiçbir fotoğrafta yüz görmüyoruz. gördüğümüz bu yüzler de herhangi bir duygudan uzak, dokümanter fotoğraflar. zihninizde sergideki boş mekanların içini bu yüzlerle doldurabilirsiniz. bir de slot makinesi yaptık. binlerce yüz dönüyor ve durduklarında farklı varyasyonlarda anadolu aileleri oluşuyor. hepsi birbirinin neredeyse aynısı ve çok olası ihtimaller…

afişte gördüğümüz kırmızı keçi de senin yaptığın bir heykelin fotoğrafı mı?

hayır, o şehirde böyle bir heykel yapsaydım öldürülebilirdim. anadolu’nun ikiyüzlülüklerinden biri de bu. halihazırda olmaması gereken ve absürd birçok durum yaşanıyor ancak bunu dışarıdan gelip yaptığınızda ötekileştirilip, bedel ödemek zorunda bırakılıyorsunuz. caminin önündeki ayaklarından çivilenmiş bu kıpkırmızı keçi heykelinin hikayesini öğrenemedim fakat senelerdir onunla yaşıyorlar. serginin imgelerinden biri de bu keçi oldu.

yeni türkiye’nin büyükşehirleri ve kırsalı arasında ne gibi farklılıklar gözlemledin?

büyükşehirler ve kırsal arasında yalnızca biçimsel farklılıklar var. duygular ve iletişim biçimlerinde bir fark göremiyorum. geçenlerde facebook’ta sahte bir hesapta paylaşılan bir kadın fotoğrafının altına yazılan yorumları okudum. birisi “amına bonito” yazmış, bir diğeri ise “bir bira içebilir miyiz” diye soruyor. aslında aynı duygunun farklı dışavurumları; biraz bunun gibi.

yalnızca istanbul. istanbul başlı başına düşünülmesi gereken bir organizma, bu sebeple projede çok fazla istanbul fotoğrafı yok.

iki yıl süren seyahatlerin sonunda yeni türkiye’ye dair zihninde kalan ne, bana sansasyonel bi’ detay ver.

her yerin köftesi çok meşhur.

yalnız, o hep öyleydi?..

o zaman hep yeni türkiye’ydik, aslında hiçbir şey değişmedi.

ipucu · 140journos SO’dan tüm fotoğraf ve video hikayeler için, so.140journos.com’u ziyaret edin. hikaye güncellemelerinden haberdar olmak içinse, instagram.com/140journos’u takip edin.