dikkat, fotoğraflara bir dakikadan uzun süre baktığınızda önce yoğun bir karanlık, ardından su izolasyonu ve son olarak şehrin pespayeliğinden kurtulmak için minimal bir çaba göreceksiniz.

dev bir şantiyeye dönüşen istanbul sokaklarında gezinirken sorulacak soru çok, tıpkı arjen zwart’ın dikkat çektiği ‘zift’ gibi. arjen, yıllardır istanbul’da yaşayan bir fotoğrafçı. bir yıldan kısa bir süre üsküdar, fatih ve kasımpaşa’daki zift kaplı binaları fotoğraflayarak ‘zift’ isimli serisini yaratmış. siyahın farklı tonlarını vurgulamak için orta format renkli çalışarak cephelerin biçimlerine odaklanmış. insan figürü görmediğimiz fotoğraflarda, binaları ve kentsel alan kompozisyonlarını izliyoruz.
kent mimarisi için güçlü bir renk olmasına rağmen şehrin sakinleri bu siyah kütlelere o denli duyarsız ki üzerine bir dakikadan fazla düşünen pek yoktur sanıyorum.



mimar korhan gümüş’e, türkiye’de kent mimarisinin yıllardır değişmeyen bir unsuru olarak zifti sorduk. yok olan mimari, bir izolasyon meselesi üzerinden daha çarpıcı bir anlatıyla ele alınamazdı.



“konuya birkaç soruyla yaklaşabiliriz.
zifti yalnızca bir işlev, yani yapıların yan cephelerinde izolasyon amacıyla kullanılan bir malzeme olarak görebilir miyiz?
zift kalıcı bir mimari müdahaledir midir?
ziftlenen yüzeyler tıpkı binaların ön cepheleri gibi çoğu yerde şehirsel peyzaja katıldığına halde, süslenen sokak cepheleriyle ziftlenen yan cepheler arasında kategorik bir ayrım var mıdır?
yoksa tıpkı diğer yapı cepheleri, yüzeyler ve çatılar gibi kullanım kuralları olan yani anlam bilimsel işleve sahip bir mimari öge midir?
binanın bazen en az ön cephesi kadar dikkat çeken bir yeri bile ziftlenebildiğine göre, buradaki kural nedir? ziftlenen bir cephe sonuç olarak ışığı yutan, görülmeyen ve göstermeyen yüzeydir. acaba burada ön cepheyi öne çıkarmak, karşıtlık yoluyla görünür kılmak gibi bir işlevi olabilir mi?
restorasyon ve mimarlık gibi faaliyetlerde süsleme, günümüzde yok edileni telafi etmek için kullanılan bir araçtır. tarihi binalarda genellikle süslü yer karoları, seramikler, lambalar ya da perdeler kullanılır. mimarlık ve süsleme sanatı çoğu zaman yalnızca süslemeye indirgenmiştir. örneğin büyükşehir belediyesi’nin tarihi şehir merkezine yerleştirdiği parmaklıklar; süslü ferforje taklidi demirler koymak adettendir. düz bir parmaklıkla aralarındaki tek fark ödenecek yevmiye ve malzeme fiyatıdır. bu durumda farklı fiyattan satılmak dışında, aralarında nasıl bir ayrım bulunur? tasarım ya da mimarlık bir keşfetme çabası değil ikame etme çabası olarak gerçekleştiğine göre aralarındaki fark silinmiştir.
süslü veya süssüz olmasını belirleyen tek şey artık mimarlık değil, fiyatıdır.
ziftleme ile süsleme arasında belki de fark yoktur. onlar aynı şeyin ters yüzleridir.”








