büyük beklentiler ve hayallerle mezun olan genç avukatlar, mesleğin ilk yıllarında gerçeklerle karşılaşıyor. avukatların toplumdaki algısı ve yargılama süreçlerindeki dönüşen rolü, meslek sahiplerini nasıl etkiliyor?
kapak fotoğrafı
murat germen
çok fazla hukuk fakültesi ve hukuk mezunu olması sorunsalı
son dönemdeki politikalar gereği “herkesi üniversite mezunu yapmak” gayesiyle her ile bir üniversite her üniversiteye de bir hukuk fakültesi mantığıyla ilerleniyor; devlet üniversitelerinde kontenjanlar artıyor, yetmiyor vakıf üniversiteleri de hukuk fakültesi açıyor. hukuk fakültesine kabul edilme başarı oranı da yıllar içerisinde düştü.
tıp fakültesi açmak maliyetli. klinik gerekiyor, hastane gerekiyor, laboratuvar gerekiyor, farklı laboratuvar ortamları gerekiyor. mühendislik fakültesi açılırken alet edevat, cihazlar, test cihazları ve farklı materyaller gerekebiliyor. oysa hukuk fakülteleri, anayasa, medeni, ticaret, ceza gibi altı tane kadrolu öğretim üyeniz varsa yök tarafından öğrenci almaya yeterli kabul ediliyor ve öğrenci alabiliyor.
bu durumun meslek açısından pratikteki en büyük yansıması ise rekabet ve rekabetin yansıdığı ücretlendirme politikaları. avukat fazlalığı nedeniyle çoğu avukatın ücret beklentisi düşmüş durumda ve çoğu avukat “belli bir tarife”nin altında dava bakıyor.
“müvekkil açısından geldiğinde daha ucuza yaptırabildiğini gördüğü zaman onu tercih edecektir. ama daha ucuza yaptırdığında inanın bana genelde geri dönüşler öyle olur, daha ucuza yaptır hatayla olur ve o işi olmaz. bir liraya çok kolay bir şekilde halledilebileceği bir iş ona geri döner 8 liraya.” — avukat ege balkuvvar
mesleğe başlayarak “gerçeklerle” yüzleşme dönemi: stajyerlik
6 ay adliye ve 6 ay büro stajı şeklinde ilerleyen, mezun olunduktan sonra başlayan staj döneminin mantığı av. nihan güneli’ye göre şu şekilde: “bu meslekte danışmanlık yapabilirsin, adliye avukatlığı yapabilirsin, kurum vekilliği yapabilirsin, bir şirkette in-house kurum içi çalışabilirsin ama ne istediğine karar vermen zaman alacak. bu staj avukat adayı için bu işe yarıyor yani önünde bir sene var karar alman için.”
istanbul barosu özelinde alınan ve 3 hafta süren staj eğitimi, avukat selin çetin tarafından şu yönden eleştiriliyor: “ağırlıklı olarak ceza hukuku icra hukuku ve avukatlık hukuku özelinden şeyler anlatıyorlar ama bunlar da çok temel ve zaten sizin hukuk fakültesinden 4 yıl boyunca gördüğünüz şeyler.”
140journos röportajlarında staj dönemine ilişkin öne çıkan diğer bazı görüşler şu şekilde:
- “staj yapacak düzgün büro, ofis bulmanızdan başlıyor. doğru dürüst bir yerlerde çoğu öğrenci staj yapamıyor.” — prof.dr. bahadır erdem, istanbul üniversitesi
- “beraber çalışan bizim avukat arkadaşlarımız da var işte 2017 mezunu ve onlara biz piyasa avukatlığını değil de biraz daha insan hakları avukatlığını, ceza avukatlığını öğretmeye çalışıyoruz.” — avukat veysel ok, medya ve hukuk çalışmaları derneği
- “ama genelde piyasada olan hukuk bürolarının büyük bir çoğunluğu icra dosyalarıyla ilgili çalışıyor ve siz de daha çok icra takibi için kullanılan eleman pozisyonuna düşüyorsunuz.” — av. selin çetin, avukatların stajyerlik dönemine ilişkin gözlemleri
- “sadece bir koşturmacanın içine giriliyor. onu oraya götür, bunu buraya götür, şu dilekçeyi al, hemen şunu hazırla, icra dairesine git şunu ver şunu al” —prof.dr. bahadır erdem
- “mesleğin avukat olmak üzere olan yeni bir meslektaşa git ve günün yarısında fotokopi çek denmesi bile aslında ne olursa olsun onu zedeleyici bir durum olarak gözükebilir.” — av. ege balkuvvar, avukatların stajyerlik dönemine ilişkin gözlemleri
- “stajyerken ya da özellikle mesleğin gene başındaki arkadaşların üzerine ofisin kapısı kilitlenip gece yarılarına kadar sabahlara kadar çalıştıklarını projeyi tamamlayabilmek için çalıştıklarını biliyorum.” — av. duygu yıldırım, avukatların stajyerlik dönemine ilişkin gözlemleri
- “hukuk fakültesinden derece ile mezun olan arkadaşlarımın bir kısmı iş bulamadı. büyük ideallerle okumuşsunuz, 4 yıl boyunca iyi ortalama yapacağım şöyle mezun olacak falan demişsiniz ama iş bulamamışsınız, severek yapmayı arzuladığınız mesleği yapamıyorsunuz. ailenize karşı da çok büyük sorumluluk altındasınız. 4 yıl boyunca size bir sürü maddi manevi destek bulunuluyor ve siz de onların desteklerini boşa çıkarmak istemiyorsunuz ama yani gerçeklerle yüzleşince elinizden gelenin fazlasını yapsanız bile ne yazık ki stajyerler için iyi ortamlar, iyi fırsatlar sunulmadığından onların beklentilerini de karşılayamayınca büyük bir hayal kırıklığı oluyor. hukuk fakültesinde başladığınız böyle heyecan duyarak devam edeceğim bu mesleğe dediğiniz kısım böyle bir hayal kırıklığıyla ben ne yaptım, ben keşke okumasaydım, ben bu mesleği sevmedim diyen bir çok insanla doluyor, yani günün sonunda hiçbir şekilde mesleğinden tatmin olmayan insan yığınlarıyla karşılaşıyoruz.” — av. selin çetin, avukatların stajyerlik dönemine ilişkin gözlemleri
farklı avukat profillerinin karşılaştığı problemler ve yargıda “hiçe sayılan” avukat kimliği
çok sayıda avukat olması, uyap’ın sunduğu teknolojik imkanlar ve geçim koşullarına bağlı olarak gelişen bir iş pozisyonu “bağlı çalışan avukat”lık: avukatlar, başka avukatların hukuk bürolarında çalışıyor. bir çeşit işçilik olarak değerlendirilen bu modeldeki çalışma koşullarına, avukat sanem bahçekapılı, bir örnekle itiraz ediyor: “işçi bir müvekkili olduğunda, müvekkili işçinin haklarını savunacak avukat, aynı haksızlığı başka avukatlara yaşatıyor, bunu yaşatan hukuk büroları var.”
bir büroda çalışmak yerine kendi bürosunu açmayı tercih edenleri ise müvekkil portfolyolarının olmaması sorunu bekliyor. genç yaşta kendi ofisini açan ege balkuvvar, “tamamen yapmış olduğunuz işlerin bağlantılarıyla beraber ‘a bakın şunu yaptı, bu çocuk kopardı, ya bir iş daha var, bir onu mu arasak’ dava bulabiliyorsunuz.” diyerek ekliyor: “avukatlık dediğiniz iş nedir? ‘ben kiminle uğraşıyorum?’ ben insanla uğraşıyorum. aslında tıp fakültesinden çok da bir fark yok, benim uğraştığım şey insan. ben bu insanlarla uğraşmadan kendi yaptığım işi ya da bir problemi çözdüğümü gösteremem. bu yüzden iyi bir avukat olmak istiyorsanız, öncelikle insan ilişkilerinizin çok iyi olması lazım. hitabetinizin çok iyi olması lazım. bir müvekkil adayı sizi seçerken bir vasıtayla gelmiş olacak. sizi ilk gördüğünde ‘evet, bu adam beni savunmalı’ demek zorunda. bunu dediği zaman ben bu aramdaki vekalet ilişkisini kurabilirim. ne olursa olsun bu bir güven. bir sosyal kimliğinizle onun yanında olmanız lazım. size gelen birinin bir derdi var, problemi var. onu sadece hukuki anlamda değil, ilk geldiği zaman bir nevi psikolojik danışmanlık da yapıyorsunuz. neyle karşı karşı olduğunu bilemeyebilirsiniz ama işinizi iyi yapmak istiyorsanız o psikolojiyi anlamalısınız. bunu anlayabilmek için de sosyal çevrenizi geliştirmek zorundasınız. sosyal aktiviteler buna illa ki yardımcı oluyor. sadece problemle uğraşmak sizi hem mental olarak hem ruhen bitirir, bu sefer güzel iş ortaya çıkartamazsınız. işte burada sosyal yaşantınız devreye giriyor tam olarak. profesyonel anlamda müzisyenlik yapıyorum, aynı zamanda dublaj sanatçılığı yaptım, bunlar işimle çok bağlantılı gözükmeyebilir ama aslında bağlantılı. ben çünkü hitap ediyorum bir müvekkile. hitap ederken doğru ve düzgün bir türkçe kullanmam lazım. mahkemede yazdığınız şeyde bile, türkçenizi doğru bir şekilde yansıtmanız lazım ki ‘ben müvekkilim için ne istiyorum’u hakime anlatın. anlatın ki talebinizi çok daha net ve kısa süre içerisinde alın. benim için müzisyenlik ve ses sanatçılığı hukukta çok önemli yer taşıyor. onların bana kattıklarıyla, ekstra sosyal yönümü güçlendirerek, belki de şu anda ofisimi ayakta tutacak donanımı aldım.”
özellikle özel üniversite mezunlarının tercih ettiği ve uluslararası danışmanlık şirketlerinin türkiye pazarındaki etkinliğiyle genişleyen bir iş pozisyonu ise “plaza avukatlığı”. bu öyle bir iş dalı ki bazı avukatlar, mesleklerini duruşmalara gitmeden icra ediyor. avukat duygu yıldırım’a göre, “adaylar, markaya ve ada gidiyor ve bu başta bu çok heyecanlı ve hoş geliyor. ancak bir süre sonra insan psikolojisine çok iyi gelmiyor çünkü o binada bir süre sonra bitiyor. İnsan ilişkisi bitiyor ve insanlar robotlaşıyor. bir odada tamamen kapanıp bir dosya oku oku, klasör oku yorum yap. sadece 15–200 sayfa sözleşme oku, bence bu avukatlık değil. ben biraz şöyle benzetiyorum plaza ortamında çalışan avukatı, call centerda çalışan bir telefonda banka için ya da işte call centerda personelle çok farkı olmuyor.”
özellikle ceza yargılamalarına katılan, “duruşma avukatları” ise saat ya da gün bazlı ertelemeler, duruşma salonlarında karşılıklı atışmalar, polis, hakim ve savcı eliyle getirilen yargılama ihlalleri ile karşı karşıya kalabiliyor. konuya ilişkin öne çıkan görüşler şu şekilde:
- “savcı hazırlık aşamasında tanığı dinlemiştir, dosyaya koymuştur ifadesini. siz bir tanık dinlemek isterseniz mahkeme kararına muhtaçsınız.” — ali saydı, avukat
- “avukatsız savunma yapabilselerdi, avukatsız duruşma olsaydı, avukatsız soruşturma yürütseydik ne güzel olurdu anlayışını taşıyorlar.” — gökhan ahi, avukat
- “duruşmaya girdiğinizde hakimin ‘tamam avukat hanım, dilekçenizi de okuduk zaten, konuşmanıza gerek yok’ diyip duruşmanın bir dakikada bitmesi, beni çok şaşırtmıştı.savcıların hakimlerin karşısında aslında bir duvarla konuşur gibi konuşmaya başlamak, daha önce verilmiş olduğu belli kararları dinliyor olmak benim en büyük hayal kırıklıklarım olmuş olabilir bu meslekte.” — avukat sanem bahçekapılı
- “15 temmuz öncesi ‘cemaat’ diye adlandırılan hakim, savcılar sürekli avukatlara yönelik bir saldırı içerisine girdi. duruşmalarda avukatları aşağılarlardı. kovarlardı. avukatların insan hakları hukuku kelimesini kullanmasından rahatsız olurlardı. ama şimdi onlar tutuklandığında çoğu avukatsız kaldı veya bir avukat bulalım derdinizi anlatsın diye bir çaba içerisinde onlar da avukatlığın nasıl önemli bir meslek olduğunun farkında vardılar.” — veysel ok, avukat
- “şöyle bir şey olsa türkiye’de, hakimlerle savcıların hakimlik ve savcılık yapmadan önce muhakkak belli bir süre 3 yıl hatta bence 1 hafta bile olur da 3 yıl olur 5 yıl olur belli bir süre avukatlık yapmalarını zorunlu tutulması hakim ve savcıların avukatlara davranışlarını büyük oranda etkiler.” — nihan güneli, avukat
- “bağlı bulundukları hukuka inanmayan bağlı bulundukları hukuku uygulamayan yargıçlarla, savcılarla muhatabız. yaptıkları hukuksuzlukları tek tek tespit etmemize rağmen hiçbir şekilde bunları dikkate almayan yargıçlarla savcılarla muhatabız ama bizim şu inancımız var. hukuk varmış gibi davranıyoruz. onların buna inanmaması bu gerçekliği bu kuralları ortadan kaldırmaz. anayasayı ortadan kaldırmaz. avrupa insan hakları sözleşmesini ortadan kaldırmaz.” — veysel ok, avukat
- “adaleti korumanın devleti koruduğu varsayılır. arkalarında öyle yazıyor zaten: adalet mülkün temelidir. adaletin temeli ne demek, adaleti sağlarsan bir ülke de sağlam olur.” — ali saydı, avukat
- “dayanışmanın verdiği zevk hiçbir yerde yok. birinin işkenceye uğramasını engellemek veya yazdığı yazıdan, konuştuğu cümlelerden dolayı tutuklanmış bir gazeteciyle dayanışmak, onun hakkını savunmak hem kişisel olarak mutluluk veriyor bana, hem de bu dayanışma duygusunun gelişmesinin türkiye’deki insan hakları sorunlarını aşması konusunda büyük bir adım olduğunu düşünüyorum.” — veysel ok, avukat, tutuklu gazetecilerin davalarını üstlenen medya ve hukuk çalışmaları derneği’nin faaliyetleri hakkında
ilginizi çekebilir: 140journos’un ilişkili diğer içerikleri
bunu da okuyunkarar verilmeden kararı verilenleryakın dönem türkiye’sinde çeşitli gözaltı, arama, tutuklama ve mahkeme kararları ile dava delillerinin polisler…↗bunu da okuyun · medium140journos whatsapp tartışma grubu: avukatlık↗bunu da okuyun · mediumTürkiye’nin AİHM KarnesiTürkiye en çok adil yargılama hakkını ihlal ediyor…↗ilginizi çekebilir: 140journos’tan mesleklere dair anlatılar
bunu da okuyunmotokuryepaket servis hizmetinin giderek büyüyen bir pasta haline dönüşmesi motokuryeciliğin de bir sektör haline gelmesini…↗bunu da okuyun“size nasıl yardımcı olabiliriz?”çağrı merkezleri günümüzde onbinlerce kişi için iş imkanı yaratıyor. 140journos araştırdı: hemen her gün…↗bunu da okuyunçekilen araçların son durağı: yediemin otoparkıaracınız bıraktığınız yerde ortalıktan yok olduysa muhtemelen birazdan anlatacağımız süreçleri az çok biliyorsunuz…↗
