araştırma arşivi · 2018-10-19

avukatlık

büyük beklentiler ve hayallerle mezun olan genç avukatlar, mesleğin ilk yıllarında gerçeklerle karşılaşıyor. avukatların toplumdaki algısı…

büyük beklentiler ve hayallerle mezun olan genç avukatlar, mesleğin ilk yıllarında gerçeklerle karşılaşıyor. avukatların toplumdaki algısı ve yargılama süreçlerindeki dönüşen rolü, meslek sahiplerini nasıl etkiliyor?

kapak fotoğrafı
murat germen

çok fazla hukuk fakültesi ve hukuk mezunu olması sorunsalı

son dönemdeki politikalar gereği “herkesi üniversite mezunu yapmak” gayesiyle her ile bir üniversite her üniversiteye de bir hukuk fakültesi mantığıyla ilerleniyor; devlet üniversitelerinde kontenjanlar artıyor, yetmiyor vakıf üniversiteleri de hukuk fakültesi açıyor. hukuk fakültesine kabul edilme başarı oranı da yıllar içerisinde düştü.

tıp fakültesi açmak maliyetli. klinik gerekiyor, hastane gerekiyor, laboratuvar gerekiyor, farklı laboratuvar ortamları gerekiyor. mühendislik fakültesi açılırken alet edevat, cihazlar, test cihazları ve farklı materyaller gerekebiliyor. oysa hukuk fakülteleri, anayasa, medeni, ticaret, ceza gibi altı tane kadrolu öğretim üyeniz varsa yök tarafından öğrenci almaya yeterli kabul ediliyor ve öğrenci alabiliyor.

bu durumun meslek açısından pratikteki en büyük yansıması ise rekabet ve rekabetin yansıdığı ücretlendirme politikaları. avukat fazlalığı nedeniyle çoğu avukatın ücret beklentisi düşmüş durumda ve çoğu avukat “belli bir tarife”nin altında dava bakıyor.

“müvekkil açısından geldiğinde daha ucuza yaptırabildiğini gördüğü zaman onu tercih edecektir. ama daha ucuza yaptırdığında inanın bana genelde geri dönüşler öyle olur, daha ucuza yaptır hatayla olur ve o işi olmaz. bir liraya çok kolay bir şekilde halledilebileceği bir iş ona geri döner 8 liraya.” — avukat ege balkuvvar

mesleğe başlayarak “gerçeklerle” yüzleşme dönemi: stajyerlik

6 ay adliye ve 6 ay büro stajı şeklinde ilerleyen, mezun olunduktan sonra başlayan staj döneminin mantığı av. nihan güneli’ye göre şu şekilde: “bu meslekte danışmanlık yapabilirsin, adliye avukatlığı yapabilirsin, kurum vekilliği yapabilirsin, bir şirkette in-house kurum içi çalışabilirsin ama ne istediğine karar vermen zaman alacak. bu staj avukat adayı için bu işe yarıyor yani önünde bir sene var karar alman için.”

istanbul barosu özelinde alınan ve 3 hafta süren staj eğitimi, avukat selin çetin tarafından şu yönden eleştiriliyor: “ağırlıklı olarak ceza hukuku icra hukuku ve avukatlık hukuku özelinden şeyler anlatıyorlar ama bunlar da çok temel ve zaten sizin hukuk fakültesinden 4 yıl boyunca gördüğünüz şeyler.”

140journos röportajlarında staj dönemine ilişkin öne çıkan diğer bazı görüşler şu şekilde:

farklı avukat profillerinin karşılaştığı problemler ve yargıda “hiçe sayılan” avukat kimliği

çok sayıda avukat olması, uyap’ın sunduğu teknolojik imkanlar ve geçim koşullarına bağlı olarak gelişen bir iş pozisyonu “bağlı çalışan avukat”lık: avukatlar, başka avukatların hukuk bürolarında çalışıyor. bir çeşit işçilik olarak değerlendirilen bu modeldeki çalışma koşullarına, avukat sanem bahçekapılı, bir örnekle itiraz ediyor: “işçi bir müvekkili olduğunda, müvekkili işçinin haklarını savunacak avukat, aynı haksızlığı başka avukatlara yaşatıyor, bunu yaşatan hukuk büroları var.”

bir büroda çalışmak yerine kendi bürosunu açmayı tercih edenleri ise müvekkil portfolyolarının olmaması sorunu bekliyor. genç yaşta kendi ofisini açan ege balkuvvar, “tamamen yapmış olduğunuz işlerin bağlantılarıyla beraber ‘a bakın şunu yaptı, bu çocuk kopardı, ya bir iş daha var, bir onu mu arasak’ dava bulabiliyorsunuz.” diyerek ekliyor: “avukatlık dediğiniz iş nedir? ‘ben kiminle uğraşıyorum?’ ben insanla uğraşıyorum. aslında tıp fakültesinden çok da bir fark yok, benim uğraştığım şey insan. ben bu insanlarla uğraşmadan kendi yaptığım işi ya da bir problemi çözdüğümü gösteremem. bu yüzden iyi bir avukat olmak istiyorsanız, öncelikle insan ilişkilerinizin çok iyi olması lazım. hitabetinizin çok iyi olması lazım. bir müvekkil adayı sizi seçerken bir vasıtayla gelmiş olacak. sizi ilk gördüğünde ‘evet, bu adam beni savunmalı’ demek zorunda. bunu dediği zaman ben bu aramdaki vekalet ilişkisini kurabilirim. ne olursa olsun bu bir güven. bir sosyal kimliğinizle onun yanında olmanız lazım. size gelen birinin bir derdi var, problemi var. onu sadece hukuki anlamda değil, ilk geldiği zaman bir nevi psikolojik danışmanlık da yapıyorsunuz. neyle karşı karşı olduğunu bilemeyebilirsiniz ama işinizi iyi yapmak istiyorsanız o psikolojiyi anlamalısınız. bunu anlayabilmek için de sosyal çevrenizi geliştirmek zorundasınız. sosyal aktiviteler buna illa ki yardımcı oluyor. sadece problemle uğraşmak sizi hem mental olarak hem ruhen bitirir, bu sefer güzel iş ortaya çıkartamazsınız. işte burada sosyal yaşantınız devreye giriyor tam olarak. profesyonel anlamda müzisyenlik yapıyorum, aynı zamanda dublaj sanatçılığı yaptım, bunlar işimle çok bağlantılı gözükmeyebilir ama aslında bağlantılı. ben çünkü hitap ediyorum bir müvekkile. hitap ederken doğru ve düzgün bir türkçe kullanmam lazım. mahkemede yazdığınız şeyde bile, türkçenizi doğru bir şekilde yansıtmanız lazım ki ‘ben müvekkilim için ne istiyorum’u hakime anlatın. anlatın ki talebinizi çok daha net ve kısa süre içerisinde alın. benim için müzisyenlik ve ses sanatçılığı hukukta çok önemli yer taşıyor. onların bana kattıklarıyla, ekstra sosyal yönümü güçlendirerek, belki de şu anda ofisimi ayakta tutacak donanımı aldım.”

özellikle özel üniversite mezunlarının tercih ettiği ve uluslararası danışmanlık şirketlerinin türkiye pazarındaki etkinliğiyle genişleyen bir iş pozisyonu ise “plaza avukatlığı”. bu öyle bir iş dalı ki bazı avukatlar, mesleklerini duruşmalara gitmeden icra ediyor. avukat duygu yıldırım’a göre, “adaylar, markaya ve ada gidiyor ve bu başta bu çok heyecanlı ve hoş geliyor. ancak bir süre sonra insan psikolojisine çok iyi gelmiyor çünkü o binada bir süre sonra bitiyor. İnsan ilişkisi bitiyor ve insanlar robotlaşıyor. bir odada tamamen kapanıp bir dosya oku oku, klasör oku yorum yap. sadece 15–200 sayfa sözleşme oku, bence bu avukatlık değil. ben biraz şöyle benzetiyorum plaza ortamında çalışan avukatı, call centerda çalışan bir telefonda banka için ya da işte call centerda personelle çok farkı olmuyor.”

özellikle ceza yargılamalarına katılan, “duruşma avukatları” ise saat ya da gün bazlı ertelemeler, duruşma salonlarında karşılıklı atışmalar, polis, hakim ve savcı eliyle getirilen yargılama ihlalleri ile karşı karşıya kalabiliyor. konuya ilişkin öne çıkan görüşler şu şekilde:

ilginizi çekebilir: 140journos’un ilişkili diğer içerikleri

bunu da okuyunkarar verilmeden kararı verilenleryakın dönem türkiye’sinde çeşitli gözaltı, arama, tutuklama ve mahkeme kararları ile dava delillerinin polisler…bunu da okuyun · medium140journos whatsapp tartışma grubu: avukatlıkbunu da okuyun · mediumTürkiye’nin AİHM KarnesiTürkiye en çok adil yargılama hakkını ihlal ediyor…

ilginizi çekebilir: 140journos’tan mesleklere dair anlatılar

bunu da okuyunmotokuryepaket servis hizmetinin giderek büyüyen bir pasta haline dönüşmesi motokuryeciliğin de bir sektör haline gelmesini…bunu da okuyun“size nasıl yardımcı olabiliriz?”çağrı merkezleri günümüzde onbinlerce kişi için iş imkanı yaratıyor. 140journos araştırdı: hemen her gün…bunu da okuyunçekilen araçların son durağı: yediemin otoparkıaracınız bıraktığınız yerde ortalıktan yok olduysa muhtemelen birazdan anlatacağımız süreçleri az çok biliyorsunuz…