istanbul’da yaşamak kimi için bir hayal, kimi için bir zorunluluk. istanbul’da kalmak için ödemek zorunda kalınan bedeli, istanbul’u istanbul yapan farklı sınıflardan insanların gözüyle incelediğimiz “istanbul’un bedeli” serisinde üçüncü konuk: üniversite öğrencisi
serinin önceki bölümleri
bunu da okuyunistanbul’un bedeli: “beyaz yakalı”istanbul’da yaşamak kimi için bir hayal, kimi için bir zorunluluk. istanbul’da kalmak için ödemek zorunda kalınan…↗bunu da okuyunistanbul’un bedeli: “mavi yakalı”istanbul’da yaşamak kimi için bir hayal, kimi için bir zorunluluk. istanbul’da kalmak için ödemek zorunda kalınan…↗3. bölüm: üniversiteli
zorlu bir süreç sonunda üniversite sınavına giren öğrencilerin, tercih süreçleri de bir o kadar sancılı geçer. öyle ki, çoğu insan bu kararı hayatının dönüm noktalarından biri olarak değerlendirir. bir tercihle meslek, üniversite ve şehir seçmenin oldukça zor olduğu bu sırada, istanbul göz kırpar pek çok insana; gezilecek, görülecek yerlerin sınırı yoktur, her etkinlik zaten oradadır, fırsatlar şehridir. televizyonlardan göre göre çoktan aşina olunur manzaralara. öte yandan bir o kadar da korkutur insanı; çok kalabalık, çok karışık adeta bir kurtlar sofrası. her yıl, üniversite sınavına girmiş birçok öğrenci tercihini istanbul’dan yana kullanarak hayallerinin peşinden gider. ancak dışarıdan büyüleyici görünen bu şehirde yaşamanın da bir bedeli vardır.
“sivas’ta okurken benim hayalim mimar olmaktı. tercihimi istanbul için itü’den yana kullandım. çünkü istanbul’da olmak istiyordum yani orayı tatmak istiyordum. 5 yıldır buradayım. hazırlık döneminde zaten bayağı bir gezme şansı buldum. sivas’tayken duyduğum eminönü olsun, topkapı olsun, tarihi yarımada olsun; fırlama gibi geziyordum istanbul’da. zamanla minimum 5 sene daha burada olacağımı fark ettim. bir turist gibi burada bir haftalığını iki haftalığına gelmediğimi anladım an, istanbul’un gerçek yüzünü gördüm.” — alperen kılıç, mimarlık öğrencisi, 5 yıldır istanbul’da
istanbul, kalabalık ve karışık olmasının yanı sıra pahalılığıyla da insanın gözünü korkutur. kültürel aktivitelerden söz etmek şöyle dursun, yeme-içme, barınma gibi temel ihtiyaçların karşılanması bile bir öğrenciye oldukça pahalıya patlar. yurtta kalmayı tercih etmeyenler veya edemeyen insanlar için ise ev bulmak oldukça meşakkatli bir iştir. zira üniversite civarındaki evler, olması gerekenden daha pahalıdır. çünkü talep çok olmasına rağmen arz sabittir. bu nedenle siz tutmasanız bile başka biri tutacaktır o evi. ancak bu kira bedelleri diğer şehirlere kıyasla o kadar yüksektir ki, bu masraflarla yüzleşen aileler bile istanbul’un bedellerinden biriyle daha tanışmış olur.
“istanbul’a geldiğimde sivas’ta yaşamak kadar kolay olmayacağını biliyordum ama bu kadar hayal etmiyordum. ilk başta, babam zaten benim yurtta kalmamı savunuyordu. en son ‘baba ben eve çıkıyorum dedim’ ve ‘tamam’ dedi çok şaşırmıştım. fiyatı söylediğim zaman da şaşırıyor çünkü sivas’ta 1500 liraya villada falan kalabilirsiniz.” — alperen kılıç
her gün yüz binlerce kişiyi taşıyan metrobüs, toplu taşıma konusunda istanbul’un can damarlarından biridir. kalabalık ve sıkışık olmasıyla adeta bütün ülkeye nam salmıştır. yolculuk uzun olduğunda çekilen çile de çok olur haliyle. örneğin avcılar’a ulaşmak, yine aynı yakada bulunan zincirlikuyu’ndan binen biri için tam 26 durak sürer. sefer süresi ise yaklaşık 60 dakikadır.

“istanbul üniversitesi diyince insanlarda fatih’teki büyük kapı geliyor insanın aklına. işte mezuniyet fotoğrafımı burada çekineceğim falan ama, bir gidiyor avcılar’da yani… hayatındaki en büyük travma olabilir.” —alperen kılıç
“beyaz yakalı” bölümünde değindiğimiz gibi istanbul’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı kurumdan kuruma göre değişse bile, bir gerçek var ki; bu rakamların hepsi dünya sağlık örgütü’nün asgari kabul ettiği ‘bir şehrin insanlara sağlaması gereken yeşil alan miktarı’ olan 9 m2’ nin altında. bu nedenle evinizin ağaçlık bir yere bakması da haliyle zordur.
“evim aynı zamanda mezarlığın yanında. istanbul’da bence mezarlık karşısında oturmak, büyük bir lüks. başka hiç bir yerde ağaç veya yeşillik yok öyle bir yerde oturduğum için baya şanslıyım bence. “ —alperen kılıç
mart ayında yayımlanan the economist dergisinin araştırma birimi euı (economist ıntelligence unit), “ küresel yaşam maliyetleri 2017” raporunda istanbul geçen seneye oranla 16 sıra yükselerek listede ‘dünyanın en pahalı 62. Şehri’ olarak yer aldı. hal böyleyken her yıl pek çok öğrenci de soluğu burs başvurularında alıyor. bunlar arasında en çok tercih edileni ise hiç kuşkusuz kredi yurtlar kurumu bursu/kredisi namı değer ‘kyk’. ancak şehrin pahalılığı ve enflasyon dikkate alındığında, kyk ücretleri öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamaya tek başına yeterli olamıyor.

“mesela devlet kredi veriyor bize. sivas’ta da 400 lira veriyorlar, ığdır’da da 400 lira veriyorlar. sivas’ta 400 lirayla bir ay geçinebilirim belki ama burada çok zor.”— alperen kılıç
istanbul’un kalabalık bir şehir olduğu herkes tarafından biliniyor. ancak tam rakamı vermek gerekirse, 1927 sayımlarında 806 bin 864 olarak belirlenen istanbul nüfusu, türkiye istatistik kurumu (tüik)’e göre, 2016 sonunda 14 milyon 804 bin 116’ya ulaştı. şehrin bu kadar kalabalık olması trafik sorununu da beraberinde getiriyor elbette. tüik verilerine göre, istanbul’a kayıtlı motorlu araç sayısı 3.8 milyonu aştı.

bu şehirde yaşamaya devam edip ‘istanbullu’ olmaya adım adım yaklaştıkça şehrin püf noktalarını da öğrenmeye başlıyorsunuz. yola çıkmadan önce yol durumuna bakmak, otobüsün durağa geleceği saati öğrenmek, yolculuk süresini hesaplamak bunlardan sadece birkaçı. bu konularda çeşitli uygulamalar imdadımıza yetişti ve telefonumuzdan bu bilgilere erişebilecek duruma geldik. ancak istanbul’da bu konularda kullanılan uygulama sayısı haliyle diğer şehirlere kıyasla oldukça fazla.
“benim beşiktaş’a gitme sebebim belki iki tane bira içmek, iki arkadaşımla sohbet etmek. dışarıda vakit geçirmek ama bütün enerjim gidiyor yani. sivas’tayken telefonumda bir tek müzik uygulaması vardı. buraya geldim, ibb’yi indirdim başka , trafik programları indirdim. vay efendim haritanın neresi kırmızı, neresi yeşil, hangi otobüs gidiyor, oraya nasıl gideceğim. sürekli bunları düşünür oldum. bunla yaşamak zorundayım artık.” — alperen kılıç
istanbul kapsamlı bir ulaşım ağına sahip olmasına rağmen gece 12’den sonra bu imkanların son derece kısıtlı olduğunu görüyoruz. 726 otobüs hattından 11’i gece yarısından sonra da çalışmakta. ulaşım koordinasyon merkezi’nin (ukome) eylül ayında yaptığı düzenlemeye göre istanbul’da taksi açılış ücretleri 4 tl’ye ve kısa mesafe ücreti 8,75’ten 10 liraya yükselirken, kilometre başı ücret de 2,5 lira oldu. aynı düzenleme ile taksi-dolmuş ücretlerine de yüzde 15 zam yapıldı. bu düzenlemeye göre kadıköy’den beşiktaş’a taksi ile gitmek isteyen bir kişi, trafiği göz ardı ederek, ortalama 14,5 km’lik bir yol için köprü parası ile beraber yaklaşık 47 lira vermesi gerekmektedir.

“genelde dışarıda içmeyi tercih ediyoruz, sokaklarda. belli yerlerimiz var: merdiven dediğimiz, apartman girişi. oraya gidiyoruz, orada oturuyoruz. böyle bir şeyi tercih etmemin sebebi daha ucuza getirmeye çalışıyoruz. bir nevi bütçe yapıyoruz. bu sefer saat geç olmadan hadi döneyim, vapur kalkacak, otobüs kaçacak, bitince ne yapacağız? bitince mecburen taksiye bineceksin bu sefer. istanbul geceyi de gündüzü de yaşayan bir şehir. sürekli hareketli, sürekli her yerinde insan var ama mesela ulaşım sürekli yok. gece bir yere çıksam, sadece taksiyle gidebiliyorum.” — alperen kılıç
istanbul’da, televizyonlardan göre göre aşina olunan yerlerden biri de hiç kuşkusuz istiklal caddesi’dir. ancak cadde son yıllarda büyük bir değişim geçirdi; turist profili, betonlaşması ve inşaatları ile sık sık gündeme geldi ve gelmeye devam ediyor. kültür ve turizm bakanlığı’nın yayınladığı rapora göre 2011 yılında istanbul’a en çok turist gönderen ilk 10 ülkenin 4’ü 2017 listesinde yer almamaktadır.


“benim geldiğim zamanki taksim’de bile şu an çok fark var. şu an her yer inşaat zaten, yürüyemiyorsun. beşiktaş’ta mesela biz sahilde oturup bir şeyler yapabiliyorduk, orada içebiliyorduk veya gitarlarını falan getiriyordu insanlar. orası canlı bir yerdi. şu an okuldan çıktığım zaman sahile ortaköy’e gidebilirim veya kabataş’a gidebilirim. şu an kabataş’ta inşaat gerçi?” — alperen kılıç
bu kadar kalabalık ve gözde bir şehir olması nedeniyle, istanbul yıl içinde binlerce kültürel etkinliğe de ev sahipliği yapar. dünyaca ünlü bir yıldız türkiye’de konser verecek ise adres büyük olasılıkla istanbul’dur. kulağa son derece güzel gelen bu etkinliklerin bir parçası olmanın da bir bedeli vardır. istanbul ticaret odası’nın (ito) 1995 bazlı verilerine göre, 2017 yılının başından ekim ayına kadar kültür, eğlence ve eğitim alanındaki perakende fiyatlar %29,15 lik bir artış gösterdi. bu bilgiye göre örneğin 2016 aralık ayında yapacağınız 100 lira tutarındaki harcama, 2017 eylül ayında 129 lira 15 kuruşa eşdeğer.

“istanbul’da çok fazla etkinlik oluyor ama bunların hepsi parayla oluyor. sivas’tayken müjdat gezen’in ismini duyuyordum. onun tiyatrosuna gitmek istiyorum. ama 40 liraydı. ben almadım mesela bileti, kuzenim aldı. bir daha gitmem büyük ihtimal. parayı hak ediyorlardır illa ki ama benim için çok fazla. ders çalışırken bile sürekli muse dinliyordum, çok hayranıydım. ama bir gün bir poster gördüm, muse geliyor diye, baktım internetten, bir girdim 170 lira. direkt geri vites oluyor o zaman.” — alperen kılıç

“çalışan bir insan olsam, belki iş değişikliğiyle başka şehre gidebilirim. ama şu an öğrenci olduğum için. istanbul’da kalmak zorundayım. sivas’tan birisi beni arasa dese ki ‘abi istanbul yazmak istiyorum, neler düşünüyorsun?’ dese, ben yine bütün tecrübelerimi ona aktarırırım. fakat istanbul o kadar güzel lanse ediliyor ki televizyonlarda. o kişi yine beni dinlemeyip tercihinin birinci sırasına istanbul’u yazacaktır.”— alperen kılıç
ilginizi çekebilir: 140journos whatsapp grubundaki istanbul tartışması
bunu da okuyun · medium140journos whatsapp tartışma grubu: istanbul’un yaşam pahalılığıistanbul, türkiye’nin incisi, boğazı ile dünyanın en özel coğrafyalarından birisi, 8000 yılı aşkın tarihi tarihin en…↗
