tüm boyutlarıyla kentsel dönüşüm
hafriyat kamyonları, kapatılan sokaklar, yükselen toz bulutları…başta istanbul fikirtepe bölgesi olmak üzere günümüzde birçok ilde ve semtte manzara bu şekilde. devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları birçok sorunu da beraberinde getiriyor.
derleme: cansel kiraz/140journos yaz stajı
fotoğraflar: kürşad bayhan/140journos, çağdaş erdoğan/140journos

7 milyon binayı kapsayan kentsel dönüşüm projesi 2012 yılında esenler’de başbakan erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen resmi törenle başlamıştı. dönüşümle ilgili en önemli gerekçe ise 636 kişinin hayatını kaybettiği van depremi’ydi. erdoğan o dönem “iktidarı kaybetme pahasına yapacağız, kentsel dönüşümü gerçekleştireceğiz” demişti. çalışmalar, birinci derece deprem bölgesinde yer alan kentlerdeki ilçe belediyelerine yetki verilmesinin ardından (riskli alanların daha hızlı belirlenmesi için) kentsel dönüşüm ile tam anlamıyla başlamış oldu.
kentsel dönüşüm başlangıç dönemine baktığımızda çevre ve şehircilik bakanlığı’na göre türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyordu. bu konutlardan 2000 yılından sonra yapılan 5 milyon konut haricindeki 14 milyon konutun afet riski yönünden incelenmesi gerekiyordu. deprem tasarımının yetersiz olduğu binalar, malzeme dayanımı yetersiz olan ve mühendislik hizmeti almayan kaçak yapılar dahil yapı stoğunun yaklaşık %40‘ ının (6–7 milyon konut) yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerektiği belirtilmişti.
istanbul, kocaeli, sakarya, bursa ve izmir illeri ise deprem kuşağında bulunduğundan bu illere bağlı ilçeler öncelikli dönüşüm alanları arasında bulundu. kentsel dönüşümün istanbul’daki ilk ayağı olan esenler atışalan havaalanı mahallesi’nde ise dönüşüm geçtiğimiz yıl tamamlandı.

6306 sayılı “afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi” kanunu başlangıçta yalnızca risk altındaki arsa ve arazileri kapsıyordu ancak geçtiğimiz yıl yönetmelikte yapılan değişiklikle “kamu düzenini bozan veya güvenlikten ötürü normal hayatın sekteye uğrayacağı yerlerde, altyapı hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde, ruhsatsız ve imarsız yapılaşmanın bulunduğu yerlerde ve altyapı ile üstyapıda hasar olan yerlerde bunlardan bir ya da birkaçının birlikte olması durumunda” çevre ve şehircilik bakanlığı’nın bölgeyi riskli alan ilan edebilmesi yönünde değiştirildi.
birçok ilçede kentsel dönüşüm devam ediyor ancak değişen yönetmeliğin de etkisiyle sorunlar beraberinde geliyor.
müteahhit- ev sahibi anlaşmazlıkları, tabelacılar ve çantacılar, devlet tarafından sağlanan finansal destekteki sorunlar, bölge halkının evini terk etmek istememesi, acele kamulaştırma kararları ve hafriyat kamyonlarının sebep olduğu kazalar kentsel dönüşüm problemlerinden yalnızca birkaçı.


malikler vs müteahhitler
kat malikleri ile müteahhitler arasındaki anlaşmazlıklar kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan problemlerin önemli bir kısmını oluşturuyor. yeni inşa edilen binalarla ilgili olarak özellikle dairelerin küçük olduğundan şikayet ediliyor.
“3 misafirim gelse birisi kapıda kalır. kendim sığamam ki misafir ağırlayayım. 2+1 diyorlar ama burası 1+1 bile değil”
“bizim arsamız 3 yüz 90 metre kare. kentsel dönüşüm adı altında evim yıkılsa bana 2 oda 1 salon verilecek. biz 5 kardeşiz, bize arsamızın tapusu verilse 5 daire yapacağız.”
türkiye sınai kalkınma bankası (tskb) gayrimenkul değerleme genel müdürü makbule yönel maya konuyla ilgili olarak şöyle diyor:
“kentsel dönüşümde daire metrekareleri istanbul’da genelde mevcut halinden daha düşük hale geliyor. metrekarenin düşeceği veya aynı kalacağı tamamen parsel imar hakları ile mevcut binanın geçmişte yapılırken bu imar hakkının ne kadarının kullanıldığı ile alakalı bir durum. ancak daire metrekaresi her zaman düşmüyor. aynı metrekareyi ya da hak sahibinin daha büyük daireye sahip olduğu dairelerin de teslim edilebildiği projeler oluyor. genel olarak imar hakkının elvermediği; taban alanında bir büyüme elde edilemediği ya da kat sınırlaması olduğu durumda hak sahibinin daire alanını küçültmek sureti ile müteahhit kendisi açısından yapılabilecek karlı bir proje yakalayabiliyor.”
inşaat firmaları ise kat maliklerinin daha kazançlı olduğunu iddia ediyor.
“en iyiyim diyen bir inşaat firmasının karı en fazla yüzde 50. ancak vatandaşınki çok daha yüksek. çünkü müteahhit 3 yıl öncesi, 2 yıl da sonrası olmak üzere toplam 5 yılda yapacağı bir projeden en fazla yüzde 50’lik bir kazanç sağlayabiliyor. bu en iyimser tablo. kat malikleri için baktığımızda ise durum daha kazançlı. biz dönüşüm yapmak için girdiğimiz kartal atalar mahallesi’nde ilk zamanlarda bir daire fiyatı 150 bin ile 200 bin tl aralığındaydı. şu anda konut sahibi yenilenen dairesini 800 bin ile 900 bin tl’den satıyor. yani hiç suya sabuna dokunmadan yüzde 500’lere varan bir kazanç sağlıyor. müteahhit ise 5 yılda hem para yatırarak hem de risk alarak, süreçlerle uğraşarak yüzde 50 kazanıyor” — stca inşaat yönetim kurulu başkanı aydın aslandağ


“tabelacılar ve çantacılar”
“bu bina … firması tarafından kentsel dönüşüme alınan proje alanıdır”
dönüşüm alanlarındaki binaların çevresine yerleştirilen firma tabelaları da kentsel dönüşüm problemlerinden biri olabiliyor. bazı kişiler, kentsel dönüşümün henüz başlamadığı yerlere bina sahipleri ile anlaşarak tabela asıyor, uzun vadeli rezerv ediyorlar. ev sahipleri ise bu tabelaları yerleştirenlerden bina/ daire sayısı, arazi büyüklüğü baz alınarak 25–60 bin lira arası para talep ediyor. aracı görevi taşıyan bu bu kişiler, firmalar ile anlaştığında komisyon alarak kentsel dönüşümden rant sağlıyorlar.
kentsel dönüşüm bölgelerinde yaşayan ev sahipleri bölgede bulunan çantacılardan da oldukça rahatsız.
dünya gazetesi’nden leyla ilhan’a göre, “dönüşüm bölgesindeki ev sahipleri ile görüşüp bu kişilerle anlaşma yaparak bununla müteahhide giden kişiler olarak adlandırılan aracılar arasında, emlakçıların yanı sıra daha önceden bu işi hiç yapmayıp ‘fırsatları değerlendirenler’ olduğu da belirtiliyor.”
140journos’a görüş beyan eden bir fikirtepe sakini, “fikirtepe’ye imar geldiği zaman devlet buranın altyapısını hazırlamadan, master planı yapılmadan müteahhitlerin kucağına attı. tek tek ilgilenmekten ötürü onlar da kaçmak zorunda kaldılar. bu sefer mecburen bizleri çantacı grubunun içine attılar. çantacı gruplar da bu adayı toparlayıp, imzalarını alıp büyük firmalara pazarlamaya çalıştılar.” değerlendirmesinde bulunuyor.


“bölge halkı evini terk etmek istemiyor”
kentsel dönüşümle ilgili son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz bir cümle: “mahalleli evini terk etmek istemiyor.” peki mahalleli evini neden terk etmek istemiyor?
“yerinde dönüşüm ve adil paylaşım istiyoruz”
örneklerden biri, başakşehir güvercintepe mahallesi. yaklaşık 250 hane bulunan bölgedeki proje, “metronun, hastanenin, olimpiyat stadının yakın olduğunu, altı kayalık ve depreme dayanıklı bir bölgede rantsal dönüşüm yapılmak istendiği” argümanıyla eleştiri konusu ve bölgede yerinde dönüşüm talep ediyor.
diyarbakır’ın sur ilçesi de kentsel dönüşüme verilen tepkilerle kamuoyu gündemine gelmişti. şehir plancıları odası diyarbakır şube başkanı büşra cizrelioğlu sadak, “projenin kentin dokusunu tamamen ortadan kaldıracağını, özdeşleşmiş dar sokakların artık olmayacağını” söylüyor.

hafriyat kamyonlarının yol açtığı ölümler
istanbul’da hafriyat kamyonlarının sabah saat 06.00 ile 10.00 akşam saat 16.00 ile 22.00’da trafiğe çıkması yasak ancak kent içinde kalan inşaat alanlarındaki dönüşüm sebebiyle günün her saatinde trafikte beton mikserleri ve hafriyat kamyonları ile karşılaşmak mümkün.
kuzey ormanları savunmasının “hafriyat kamyonu terörü” raporuna göre hız sınırı ve sürüş kurallarını ihlal eden hafriyat kamyonları ile beton mikserleri son bir yılda 24 kişinin ölümüne yol açtı.
hafriyat kamyonlarının prim usulü ile çalışmasıyla ilgili olarak inşaat mühendisleri odası yönetim kurulu başkanı cemal gökçe şunları söylüyor:
“hafriyat kamyonları prim usulü çalışırlar. gün içerisinde ne kadar çok malzeme taşırlarsa o kadar çok para kazanırlar. böyle olunca hafriyat kamyonları aşırı hız yapıyor. beton mikserleri betonu yükledikten sonra 2.5 saatte inşaat alanına ulaştıramazsa beton özelliğini yitiriyor. bu yüzden beton mikserleri sürücüleri de hız yapıyor. ancak buna çözüm bulunabilir. örneğin inşaat alanına en yakın olan şirketten beton temin edilerek zaman sorunu çözülebilir. ya da eski usulde olduğu gibi betonda kuru malzeme kullanılabilir. ancak bunlardan önce hem hafriyat kamyonları hem de beton mikserleri ile ilgili ciddi denetimler yapılmalı”.
kuzey ormanları savunması’nın araştırmasında gerçekleşen kazalarla ilgili şu cümlelere yer veriliyor:
“hafriyat kamyonlarının ve beton mikserlerinin neden olduğu kazaların önemli bir bölümü, bu araçların şoförlerin göremediği kör noktalarında gerçekleşmiştir. bu yüzden de kaza yapan şoförlerin hemen hepsi küçük sürelerle cezalandırılmış, önemli bir kısmı ise hiç ceza almamıştır. yine insan ölümlü kazaların büyük bölümü kent içinde gerçekleşmiştir. hafriyat kamyonu ve beton mikserlerinin insanların sokaklardan çekildiği gece saatleri dışında şehre girmesi yasaklanmalıdır.”
kentsel dönüşümde asbest tehlikesi
kentsel dönüşümün bir diğer sorunu ise asbest. insan sağlığını tehdit eden asbest, aşınmaya ve kimyasal maddelere çok dayanıklı lifli yapıda kanserojen bir mineral. uluslar arası kanser araştırma ajansının (ıarc) raporlarına göre bugüne kadar insanda kanser yaptığı kesin olarak ortaya konmuş en az 30 madde ya da etken var, asbest de bunlardan bir tanesi. solunum ya da içme yoluyla vücuda girdiğinde yalnızca kanser değil akciğer hastalıklarına da neden oluyor.
asbest 2010 yılında yasaklansa da , kentsel dönüşüm ile 2010'dan önce yapılan binaların yıkımı sırasında yüksek miktarda ortaya çıkıyor.
kentsel dönüşüm alanlarında yapılan hava kalitesi ölçümleri de ne yazık ki iç açıcı değil. kadıköy belediyesi tarafından yaptırılan hava kalitesi ölçümleri, fikirtepelilerin adeta “zehir soluduğunu” ortaya koyuyor.
‘partikül madde 10’ (10 mikrogramdan küçük partikül madde) için olması gereken sınır değer 70 µg/m3. 20 temmuz’da yapılan ölçümlerde bu oran 145,85 µg/m3 olarak belirlendi.
‘partikül madde 2,5’ (2.5 mikrogramdan küçük partikül madde) için olması gereken sınır değer 25 µg/m3. 20 temmuz’da çıkan oran ise 91.86 µg/m3.
kadıköy belediye başkanı aykurt nuhoğlu, 6306 sayılı yasa çerçevesinde bölgeyi kontrol eden çevre il müdürlüğü’ne durumu yazıyla bildirdiklerini belirtti ve şöyle dedi:
“bölgede 7, toplamda 11 adet beton santrali kurulu ve bu sayı artış eğiliminde. gelecekte başka sorunların açığa çıkmaması için önceden çözüm üretmeliyiz. sorunların temeli aşırı derecede inşaat yükü, beton santralleri ve kamyon trafiğiyle ilişkili. bununla ilgili kamyonlara ceza yazma yetkisi ne yazık ki bizim yetkimizde değil. burada ciddi bir yetki karmaşasından dolayı bütün bu sorunlar ortaya çıkmakta.”

