yakın dönem türkiye’sinde çeşitli gözaltı, arama, tutuklama ve mahkeme kararları ile dava delillerinin polisler, savcılar, hakimlerden değil de medyadan öğrenildiği durumlara; henüz gerçekleşmeyen olayların gerçekleşmiş şekilde sunulduğu haberlere göz atıyoruz.
araştırma: can pürüzsüz/140journos
cumhuriyet gazetesi duruşması esnasında atılan tweetler
cumhuriyet gazetesi davasının 25 eylül 2017 tarihinde görülen duruşması esnasında akşam ve star gazetelerinin twitter hesaplarından “cumhuriyet gazetesi davasında 6 sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi” şeklinde tweet atıldı. duruşmada gazeteci kadri gürsel adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, ahmet şık’ın da aralarında olduğu 5 sanığın tutuklu yargılanmasına devam kararı verildi.


hdp sözcüsü ayhan bilgen’in tutuklanması kararına ilişkin altyazı
hdp sözcüsü ayhan bilgen, 31 ocak 2017 tarihinde diyarbakır’da tutuklandı. sevk edildiği adliyede mahkeme kararını bekleyen ayhan bilgen, burada açık olan televizyondan kararı öğrendi. bilgen’in cnn türk’ün altyazısını parmağıyla gösterdiği fotoğraf, sosyal medyada gündem oldu.

odatv davasındaki mahkeme kararının stv’de yayınlanması
samanyolu tv, odatv davasının 6 ocak 2012 tarihinde görülen duruşmasında mahkemenin verdiği ‘tahliye yok’ kararını, açıklanmasından 21 dakika önce televizyon yayınında verdi.

çetin doğan’ın, sabih kanadoğlu’nun, erol manisalı’nın evlerinde arama yapılmasına ve zir vadisi kazısına ilişkin trt haberleri
balyoz davası öncesi, 22 şubat 2010 tarihinde trt, emekli orgeneral çetin doğan’ın evinde arama yapıldığı haberini verdi. trt’nin haberinin ardından çetin doğan ve eşi nilgül doğan, bazı televizyon kanallarına telefonla bağlanarak evinde bir aramanın olmadığını belirtti. ancak, daha sonra emniyet güçleri doğan’ın evine gelerek, gözaltına aldılar.

trt genel müdürlüğü’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “trt’nin bu tutuklama haberlerini ‘herkesten önce’ vermesini garipseyenler; art niyetli olarak yorumlar yapmış ve kamuoyunu yanıltmıştır. uzman muhabir anlayışıyla çalışan ve türkiye’nin haber olması muhtemel tüm noktalarına ulaşan trt haber dairesi başkanlığı; balyoz planı haberlerini rakiplerinden iki saat önce duyurarak, habercilik başarısına imza atmıştır. trt’nin habercilik başarısını kıskanıp; komplo yorumları yapanlar; her şeyden önce emniyet, valilik, adliye muhabirlerinin olup olmadığını iyi düşünmelidirler. ‘trt bu haberleri niçin önceden biliyor?’ suçlamalarını kınıyor; trt’nin habercilik başarısını karalayanları kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.”
7 ocak 2009 tarihinde başta trt-2 olmak üzere birçok tv kanalında yargıtay onursal cumhuriyet başsavcısı sabih kanadoğlu’nun ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındığı haberleri verildi. hatta polisin evde arama yaptığı haberleri üzerine gazeteciler ve canlı yayın araçları kanadoğlu’nun konutunun önüne geldi. kanadoğlu, “evimdeyim, ancak evimde arama yapıldığına ilişkin haberlerden sonra inanılmaz sayıda beni arayanlar oldu. ben de haberleri evimden izliyorum. şu aşamada söyleyecek bir şey de yok.” dedi. olaydan 3 saat sonra polis ekipleri kanadoğlu’nun evine geldi ve gözaltı işlemi, haberin yayınlanmasından 4 saat sonra gerçekleşti.
benzer şekilde, erol manisalı’nın evinin aranması sürecinde de trt, polisler olay yerine gelmeden önce, arama ve gözaltına alma haberlerini yayımlamıştı.
ankara zir vadisi’nde gömülü olduğu söylenen silahlara yönelik kazı çalışmaları başladığında olay yerinde bulunan trt ekipleri, silahların adedini ve tipini açıklamıştı. (kaynak) (kaynak)
bunu da okuyungülen’in sabıka kaydı140journos, yargıdaki süreçler ile gazete manşetleri ve demeçler üzerinden derledi: gülen, yargı ve kamuoyu nezdinde…↗eski adalet bakanı seyfi oktay gözaltına alınmadan önce basın mensuplarının gelişmelerden haberdar olması
habertürk yazarı muarrem seyfi oktay’ın 1 haziran 2010 tarihinde gözaltına alınışına ilişkin kaleme aldığı yazısında yaşananları anlatıyor:
“foto muhabiri arkadaşım arif akdoğan aradı, oktay’ın ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındığı yönünde haberlerin, çevresinde konuşulduğunu aktardı. habertürk gazetesi parlamento büro şefimiz düzgün karadaş, oktay’ın ev telefonunu bulup çevirdi. eski bakan karşısındaydı. ne diyeceğini şaşırdı, ‘sayın bakanım kusura bakmayın; ama sizin ergenekon davasından gözaltına alındığınız söyleniyordu…’ dedi ve donup kaldı. belli ki oktay heyecanlanmış ve bu haberin nereden çıktığını sorgulamaya başlamıştı. düzgün’ün çaresizliğini görünce telefonu aldım. oktay ile kısa bir hal hatır sonrası durumu özetledim. ‘böyle bir şey yok, evimdeyim’ dedi. beş dakika geçmemişti ki televizyondan son dakika geldi: ‘terörle mücadele ekipleri, şu an seyfi oktay’ın evine girdi ve arama yapıyor…’ bu kez parlamento muhabirimiz saliha çolak, oktay’ı ev telefonundan aradı. haber doğruydu; oktay polisin evine yeni geldiğini söylüyordu. bir eski bakanın gözaltına alınacağından basın yine önceden bilgi sahibi olmuştu. hatta evinde arama yapacak polis gitmeden evi aranacak kişiye, ‘gözaltına alındınız mı?’ diye sormuştuk. sonrasında öğrendik ki, arayan sadece biz değilmişiz, başka meslektaşlarımız da aramış.”
başkent üniversitesi rektörü mehmet haberal’ın tutuklanmasına ilişkin altyazı
haberal, 17 nisan 2009 tarihinde ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandı. tutuklama talebiyle sevkedildiği hakim önünde sorgusu devam ederken yaşananları eski bakanlardan yaşar okuyan anlatıyor: “adliyede kafeteryada hep birlikte bekliyoruz. birkaç tv kanalı açık. baktık fethullahçıların kanalı (stv) altyazı geçiyor. ‘mehmet haberal tutuklandı.’ oysa biz ordayız. avukatlara sorduk, ‘haberal şu anda sorguda’ dediler. yarım saat sonra tutuklama kararı açıklandı.”
dursun çiçek’in savcılık sorgusu esnasındaki trt yayını
gazeteci zübeyir kındıra, “ıslak imza” adlı kitabında, 2009 yılında taraf gazetesi’nde yayımlanan “irticayla mücadele eylem planı” haberi sonrası gözaltında bulunan dursun çiçek’in savcılık ifadesi sürerken yaşananları anlatıyor:
“odada bir televizyon vardı ve trt 2 kanalı açıktı. savcıların sürekli olarak televizyonu izlediğini, hatta sorgunun bir noktasında adeta sorulara ara verip, tüm savcıların televizyona odaklandığı dikkatini çekti. sorgunun ortalarındayken, trt 2 son dakika bilgisi olarak, ‘çiçek’in tutuklanma istemiyle mahkemeye sevk edildiğini’ duyurdu. ancak, henüz sorgu bitmemişti bile. çiçek savcılara ‘bu nedir?’ diye sordu. savcılar, ‘ne yapalım? basını kontrol edemiyoruz’ diye yanıt verdiler. çiçek, ‘savcılara trt üzerinden talimat verildiğini’ iddia etti. nitekim saatler önce trt 2'de verilen bilgi, saatler sonra doğru çıktı. savcılar, dursun çiçek’i tutuklama istemiyle mahkemeye sevk kararı verdiler.”
balyoz davası delilinin zaman gazetesi’nde yayımlanması
milliyet gazetesi yazarı melih aşık, 4 ocak 2011 tarihli yazısında süreci anlatıyor:
“çetin doğan’ın kızı pınar doğan ile damadı dani rodrik, 196 subayın yargılandığı balyoz davası’nın dayandığı 11 no’lu cd’nin düzmece olduğunu kanıtladılar. pınar doğan önceki akşam ntv’de açıkladı. mahkemeden cd’lerin fotoğraflarını istiyorlar. o fotoğraflara bakarak cd’lerin üretim tarihini araştıracaklar. mahkeme cd’lerin fotoğraflarını kendilerine vermiyor. ancak fotoğraflar zaman gazetesinde yayımlanıyor. dava eşi az görülür hukuk ya da daha doğrusu hukuksuzluk rayları üzerinde yürüyor.”
trt’nin “ankara’da bomba yüklü kamyon ele geçirildi” haberi
10 mart 2010 tarihinde 155 polis imdat hattı’na gelen bir ihbar üzerine harekete geçen ankara emniyet müdürlüğü terörle mücadele şube müdürlüğü ekipleri üzeri mavi brandayla kaplı bir kamyonu durdurarak arama yapmak istemişti. kamyonda bulunanlar, yüklü bulunan silah ve mühimmatı askeri birliğe teslim edeceklerini belirterek, buna ilişkin belgeyi ibraz etmiş, bunun üzerine terörle mücadele ekipleri, olayı cumhuriyet savcısına bildirmişti.
savcının talimatı üzerine kamyon incelenmek üzere ankara emniyet müdürlüğüne getirilmiş, işlemlerin tamamlanmasının ardından, kamyon, polis eskortuyla birlikte gölbaşı’ndaki askeri birliğe götürülmüştü.
mühimmat yüklü kamyonun, başka bir ilden yola çıkıp polatlı-etimesgut güzergahından ankara’ya giriş yaptığı, kamyonun içindeki silah ve mühimmatın gölbaşı’ndaki bir askeri birliğe teslim edilmesinin planlandığı ve söz konusu sevkiyattan askeri yetkililerin haberdar olduğu kaydedilmişti. konuyu ilk haberleştiren trt-2'nin yayınında “kamyonda bulunan 900 el bombasının seri numaraları bulunmadığı” iddia edilmişti.
chp grup başkanvekili kemal anadol, yaşananları “daha soruşturma başlamamış, cumhuriyet savcılığı, emniyet dosyayı daha açmamışlar trt bunu haber yapıyor. basına servis yapmanın basını yandaş medyanın ötesinde trt çekiyor artık. çok acı. bizim verdiğimiz vergilerle yapıyor. başka kanallar yapıyor, başka gazetelere, kanallara da teşvik adı altında para veriliyor, o kanallar, gazeteler yalan yanlış haber yapıyorlar. ama trt bu milletin hakkı olan bir bütçeyle bunu yaparsa utandırıcı bir şey.” şeklinde eleştirmişti.
konuya ilişkin trt’den yapılan açıklamada ise, “özel kanalları habere hızlı ulaştığında kahraman ilan edenlerin, aynı durum trt için olduğunda kabahatmiş gibi göstermeye çalışmaları iyi niyetle bağdaşmaz” denilmişti.
cem uzan’ın hakkındaki gözaltı kararını önceden öğrenmesi
cem uzan, a haber’e verdiği röportajda gözaltına alınışını anlatıyor:
‘‘2004 yılının aralık ayında gözaltına alındım. ben evimde pazar akşamı göz altına alındım. olabilir, çok insan gözaltına alınır. yalnız, ben evimde spor yaptım, sporumu bitirdim. evde çalışan çocuk geldi; bembeyaz bir halde, dedi ki ‘efendim’ dedi, ‘filan tv’nin, show tv’nin altyazısı akıyor siz gözaltına alındınız’ diye dedi. ‘ya ne diyorsun sen’ dedim, ‘karşısında oturuyorum. yapma yanılıyorsundur sen’ dedim. aldım televizyonu açtım, şaka maka takır takır takır. ‘televizyonun işgüzarlığı bu herhalde’ dedim. kanalları değiştiriyorum aynı şey. ‘aa’ dedim, bunlar geliyor. hanıma ‘‘bir duş alacağım çabucak, gelirlerse, söylersin duş alıyor diye, beklesinler iki dk’ diye. duştan çıktığımda yatak odamda on tane polis duruyordu. bornozla çıktım, ‘müsaade ederseniz kapının önünde bir bekleyin de giyineyim’ dedim. ben bunları yaşamış bir adamım.’’
mahkeme başkanından “basına sızan” bilgiler üzerine:
milliyet gazetesi yazarı, “başkan’ın esprisi” başlıklı yazısında ergenekon davası görüldüğü esnada yaşanan bir anekdota yer veriyor: “sanık fuat turgut, ‘savcılık ifadem bir saat sonra basının elindeydi.’ deyince mahmeme başkanı köksal şengün kinayeli soruyor: ‘o kadar sürmüş mü?’”

