kuzey 4: yaban

HAKKINDA

istanbullular, boğaz'ı yüzerek geçen yaban domuzları sayesinde şehirlerinde yabani bir hayat sürdüğünün farkına varmıştı. büyüyen şehir ve kaçak avcılık, kuzey'deki bu vahşi yaşamı tehdit ediyor.

140journos'tan "kuzey 4: yaban"

ARAŞTIRMA NOTLARI

bölüm 4 · yaban

istanbul’un kuzeyindeki zengin yaban hayatı, yanı başındaki mega projeler ve yapılaşma nedeniyle tehlike altında. kızıl geyikten karacaya, yaban domuzundan porsuğa yabani hayvanlar dönüşen istanbul’dan nasıl etkileniyor? “kuzey” serisinin 4. bölümünde 140journos, istanbul’daki yaban hayatına odaklanıyor.

istanbullular, boğaz’ı yüzerek geçen yaban domuzları sayesinde, şehirlerinde yabani bir hayat sürdüğünün farkına varmıştı. fakat her geçen gün büyüyen şehir ve kaçak avcılık kuzey’deki bu vahşi yaşamı tehdit ediyor. istanbul üniversitesi veterinerlik fakültesi bünyesinde kurulan vahşi yaşamı araştırma ve koruma kulübü (vaşak); yaban hayvanlarını koruyan gönüllüler yetiştiriyor. her yıl yüzlerce yabani-yırtıcı kuş ve memeli türü tedavi ediliyor. kulübe getirilen hayvanlar arasında kurt, çakal, tilki, karaca, yaban domuzu, kaplumbağa gibi yaban hayvanları yer alıyor. iyileşen hayvanlar doğalarına bırakılırken; doğalda yaşamını sürdüremeyecek olanlar, hayatlarının sonuna kadar burada bakılıyor.

haberlerle ve demeçlerle istanbul’daki yaban hayatı ve tehditler

“i̇stanbul ormanlarındaki yaban hayvanları, belirli noktalara yerleştirilen fotokapanlarla görüntülendi. orman ve su i̇şleri bakanlığı 1. bölge müdürlüğü görevlilerince, birçok noktaya yerleştirilen fotokapanlarla elde edilen görüntü ve fotoğraflar, kentin utangaç sakinlerinin genel kanının aksine sayılarının hiç de azımsanmayacak düzeyde olduğunu ortaya koyuyor. orman ve su işleri bakanlığı 1. bölge müdürü resul doğan, yaban hayatının devamı için i̇stanbul’da 2015 yılında başlattıkları biyolojik çeşitlilik izleme projesinin sonuç aşamasına geldiğini belirterek, ‘4 bin 770 tür tespit ettik, bunların bin 937’si faunaya ait’ dedi. doğan, ‘i̇stanbul’un yüzde 44’ü ormanlık alan. özellikle kuzey ormanlarında çok canlı bir yaşam var. i̇stanbul’da yaban hayatı olarak özellikle kızılgeyik, karaca, tavşan, yaban domuzu, çakal, tilki, porsuk ve benzeri, ciddi bir yaban hayatı popülasyonu ve hareketliliği var. tabii bunu insanlarımız çok fazla göremiyor. biz bunu fotokapanlarla zaman zaman izlediğimiz için bilgi sahibiyiz’ ifadelerini kullandı.” (kaynak)
“her ne kadar i̇stanbul böyle büyük bir şehir olarak görünse de, aslında yanı başımızda çakallar, tilkiler hatta kurt, porsuk, kaya sansarı… birçok tür var. çilingoz taraflarında foto kapan çalışmaları yapmıştık. burada foto kapanlara yakalananlar: porsuk, çakal, tilki, yaban domuzu. hatta bu alanda kurtlar da görülebiliyor. eğer bunlara beslenme ve barınma imkanı sağlandığı takdirde, i̇stanbul hala bir yaban yaşam alanı sunabiliyor. bir de insanlar etraflarında nasıl bir canlılık olduğunu fark edemiyorlar. i̇şte i̇stanbul üzerinden onlarca farklı türde on binlerce kuş geçiyor her sene, iki kez. ancak kimse kafasını kaldırıp bakmıyor gökyüzüne. göç rotaları kısa sürede oluşmuş rotalar değil, insanlar o coğrafyayı değiştiriyor olsalar da kuşlar rotalarını kolay kolay değiştirmiyorlar.”ahmet emre kütükçü, veteriner hekim
“leylekler, kartallar, şahinler, yırtıcı kuşlar hatta zaman zaman pelikanlar, turnalar süzülerek göç ediyorlar. boğaz boyunca devam ediyorlar. bu yüzden i̇stanbul boğazı, bu kuşlar için binlerce yıldır göç rotası üzerinde. ne kadar kaç kuş geçiyor biliyor musunuz? yılda beş yüz bine yakın leylek, belki iki yüz üç yüz bin tane yırtıcı kuş geçiyor o noktadan. ve bir gün içerisinde elli, altmış bin tane kuşu bir arada görebiliyorsunuz. hayvan orta anadolu’dan kalmış üç yüz beş yüz kilometre hareket etmiş, boğazı geçmiş, trakya ya da herhangi bir yerde dinlenmesi gerekiyor, ormanda dinleniyor, sulak alan kenarında dinleniyor, geçen sene gelip konakladığı, beslendiği alanda bu sene bir bakıyor ki inşaat var. elli kilometre belki yüz kilometre daha fazla kat etmesi lazım. biz bu habitatları yok edersek, bu hayvanları ölüme sürüklemiş oluyoruz bir şekilde.”ergün bacak, öğretim görevlisi
“büyük projeler yapılırken, bu projeleri yapan şirketler olabildiğince karlılıklarını arttırmak üzerine bunları tasarlıyorlar. yani yaban hayatındaki üzerindeki etkileri ne kadar yüksek olmuş ya da ne kadar az olmuş, bunu pek düşünmüyorlar.”ahmet emre kütükçü
“biz sadece oraları betonlaştırmıyoruz, doğanın dengesini de bilerek bozuyoruz. orada bir sürü küçük göl ve göletler bulunmaktaydı. onun içinde yaşayan binlerce canlı türü balık olarak, kurbağa olarak, yılan olarak, hepsi yok oldu. niye bir şekilde yok edildi? nasıl bir doğa katliamı olduğunu gidip görseniz, emin ol gözleriniz yaşarır. şu anda orada doğa diye bir şey kalmadı, her yer beton oldu. bugün bir yaban domuzu, istanbul ormanlarında fink atan bir hayvan, fakat artık onu da göremiyorsun. çünkü hayvan yavrulayacağı zaman yavrusunu saklayabileceği yer yok. göller dolduruldu, yok edildi. hayvanın su içeceği yerleri yok ettik, yavrusunu doğurduğu zaman saklayacağı çalı çırpıyı orman içinde yok ettin, açtın.”mustafa bülent kahyaoğlu ,kadıköy avcılar derneği üyesi
“bizim en çok karşılaştığımız yaralanma vakalarının başında araç çarpmaları geliyor, özellikle yırtıcı kuşlar. şahinler, yolda ezilmiş hayvanları yemeye çalışırken onlar da araç çarpmasına maruz kalabiliyorlar. özellikle buradaki ışık kaynakları, bu ötücü kuşları gece çoğunlukla göç ettikleri için, bu ötücüler ışık kaynaklarına yönelecekler ve birçoğu bu ışık kaynaklarına çarparak hayatlarını kaybedebiliyor.”ahmet emre kütükçü

istanbul’un yaban hayatı merkezleri

“2005 yılında bakanlar kurulu kararı ile i̇stanbul’da iki yaban hayatını geliştirme sahası ilan edildi: sarıyer feneryolu yaban hayatı geliştirme sahası ve çatalca çilingoz yaban hayatı geliştirme sahası. mavramoloz ormanı içinde kalan feneryolu yaban hayatı geliştirme sahası, adını sarıyer’den rumelifeneri ve garipçe’ye giden rumelifeneri yolu’ndan alıyor. 1.451 hektar yani 14510 dekar üzerine kurulu yaban hayatı geliştirme sahasında korunması planlanan ana tür, karacalardı. alan, karacalar başta olmak üzere yaban hayvanlarının yaşam alanı ilan edilip üremelerine de ayrıldığı için avlanma yasaklanıyor ancak 2013 yılında başlayan 3.köprü ve kuzey marmara otoyolu inşaat çalışmaları, sahayı ve ormanı ortadan ikiye böldü.” (kaynak)
“saint- joseph lisesi doğa bilimleri merkezi’nde 20 binden fazla hayvan sergileniyor. on binlerce hayvan çeşidinin farklı tekniklerle korunup, doldurulup sergilendiği merkezde günümüzde anadolu’da ve dünyada tamamıyla soyu tükenmiş türlerin var olması da dikkat çekiyor. örneğin; yaklaşık 100 yıl önce sarayburnu açıklarında avlanmış 250–300 kiloluk akdeniz foku ilginizi çekmez mi? gözlerine bakınca sanki 100 yıl öncesinden size bakıyor gibi masum. günümüzde akdeniz fokları nesli tükenmek üzere olan cinsler arasında. ege ve akdeniz’de yaşıyorlar ve dünyada sayıları 650'yi geçmiyor. 80–90 yıl önce kurbağalıdere’de lise öğrencileri tarafından avlanan flamingolar, kara ve beyaz leylekler; polonezköy, riva, ağva ve i̇stanbul’un diğer yerlerinden avlanan geyikler, dağ keçileri, tilkiler… 140 yıl önce istanbul saint-joseph lisesi’nde görev yapan frerlerin çabalarıyla türkiye coğrafyasından örnekler toplanarak biraraya getirilmiş. türkiye’nin bu en zengin fauna koleksiyonu, osmanlı sultanlarının, bilhassa ii. abdülhamit’in, osmanlı’nın bilim ve fende ilerlemesi için yayınlattığı, ‘anadolu’da yaşayan her hayvan türünden 2'şer tane avlama’ özel fermanıyla hayat bulmuş.” (kaynak)
“vahşi hayatın aktörlerine iü veteriner fakültesi ev sahipliği yapıyor. doğada yaralı olarak bulunan hayvanlar, vahşi yaşamı araştırma ve koruma kulübü’nün genç veterinerleri tarafından tedavi ediliyorlar. kuşlar büyük oranda avcılar tarafından vurulma, enfeksiyon hastalıkları ya da zehirlenmeler; karacalar ve geyikler köpek saldırılarına ya da trafik kazalarına bağlı yaralanmalar; leylekler avcılar tarafından ateşli silahla yaralanma ya da elektrik tellerine takılmadan dolayı meydana gelen yanıklar nedeniyle fakülteye getiriliyorlar. operasyon yapılacak hayvanların öncelikle röntgenleri çekiliyor, kan tahlilleri yapılıyor ve genel durumlarına bakılıyor. raporlar doğrultusunda operatif ya da medikal tedaviler uygulanıyor.” (kaynak)
“radyoloji başvurularıyla birlikte günde yaklaşık 100 hastaya hizmet veriyoruz” — iü veteriner fakültesi cerrahi ana bilim dalı başkanı prof. dr. kürşat özer, 21 mayıs 2012 (kaynak)

tartışmalı konular: ekolojik köprü, çed raporları, bataklık kurutmak

“türkiye’nin ilk ekolojik köprüsü, yavuz sultan selim köprüsü yapılırken istanbul’a inşa edildi. yabani hayvanların otoyolun üzerinden rahatça geçmesini amaçlayan köprüye insan ve araç girmesi yasak. ancak son zamanlarda bu köprüden sorumsuz insanlar motorlu araçlarıyla geçmeye başladı.” (kaynak)
“sen o köprüyü ne için yapıyorsun? otobanın bu tarafındaki ve bu tarafındaki habitatı birleştiriyorsun birbiriyle; oradaki hayvan gerekirse buradaki dereye geçecek. senin yaptığın köprüden hayvan mayvan geçemez ki kardeşim. ne ekolojisi ya?o köprüden hayvan geçer mi? püsküllü püsküllü o yeşil şeyler var onu koyduğun zaman adı herhalde ekoloji oluyor.” — muhlis kılıçoğlu, orman mühendisiorman mühendisi
“yaban hayat geçiş köprüleri ihtiyaca göre değerlendirilmesi lazım. hani oradaki hayvanların, farklı türlerin farklı ihtiyaçları var alan kullanımları anadolu’nun farklı yerlerinde ya da i̇stanbul’da değişebiliyor.”ahmet emre kütükçü, veteriner hekim
“çed raporları geçerliliğini yitirmiş durumda pek çok çed raporu pek önem arz etmiyor, olumlu çed raporu verecek kişiler belirleniyor, onlara çed raporu yazdırılıyor. ahlaksız bir durumda şu an çed raporları. örneğin üçüncü havalimanının çed raporunda sadece on dokuz tane kuş türünden bahsediliyor. bugün inşaat halinde bile üçüncü havalimanın arazisine gittiğinizde bir, bir buçuk saat dolaşın, inanın yirmi, yirmi beşten fazla kuş görürsünüz sadece bir günde, şu anki haliyle bile.”ergün bacak
“kardeşim çed raporunun altına imza atmak kadar veballi bir iş yok ya. çed raporu o kadar önemli bir şey ki… ben olsam şöyle bir şey de düşünürüm: ben bunun altına imza atabilecek kıratta, dolulukta bir adam mıyım acaba ya?”muhlis kılıçoğlu
“‘bataklıkları kurutalım’ politikasıyla yetişen bir nesilden geliyoruz. en önemli ekolojik kaynağını, en önemli canlı kaynağının bulunduğu bataklıkları biz kurutmaya yönelik senelerce çalışmalar yaptık.”ergün bacak
“i̇ngilizler bir ara memleketlerinde bataklıkları kuruttular, yaptıkları hatanın farkına vardılar, tekrar oraları bataklık ihdas edelim dediler ama şunu gördüler, iki ayda kuruttuğun bataklığı eski haline iki bin senede getiremiyorsun.”muhlis kılıçoğlu
“bu nesil bu ülkeyi nasıl kurtaracak? bunun için çocuklara daha ilkokuldan, belki anaokulundan itibaren bir şekilde eğitim verilmesi gerekiyor ki biz doğa sevgisinin aslında bizim doğayı yönetmediğimizi, doğanın bir parçası olduğunu göstermemiz gerekiyor.”ergün bacak

önceki bölüm

bunu da okuyunkuzey #3bölüm 3 · çeper↗
ipucu · 140journos SO’dan tüm fotoğraf ve video hikayeler için, so.140journos.com’u ziyaret edin. hikaye güncellemelerinden haberdar olmak içinse, instagram.com/140journos’u takip edin:
↓ daha fazla için kaydır