marty mcfly’ın uçan kaykayı seri üretime geçmediği sürece sokakların ayrıcalıklı azınlıklarından kalmaya devam edecekler. tuncay koçal, “profesyonel serseri” olarak tanımladığı türkiye’deki kaykaycıları anlattı. 140journos’tan “profesyonel serseriler”













la iglesia skate, ispanya’nın llania, asturia bölgesinde bir kilise. geçtiğimiz yıl restore edilerek yeniden ziyarete açıldı fakat artık tanrı’dan ziyade kaykaya inananları ağırlıyor. kilisenin kaykay parkına dönüşebildiği bir dünyada, kaykayın en klişe tabirle “bir spor değil, yaşam biçimi” olduğu apaçık. türkiye ise çoğu zaman olduğu gibi geriden geliyor. 80’lerde başlayan kaykay kültürü tarihine tanıklık etmiş biriyle konuşmak isterseniz, istanbul’daki kaykay tayfası birkaç isim öneriyor. ilki, tuncay koçal. 34 yaşında, 30 yıldır kaykayın üstünde. türkiye’nin ilk profesyonel kaykaycısı.
röportaj için tuncay’ın kadıköy ‘x4tune’ isimli kaykay mağazasındayım. dükkanın, şehrin alt kültürüne dair ne varsa yıllarca ev sahipliği yapan kadife sokakta olması şaşırtıcı değil. rengarenk kaykayların arasından geçip arkadaki ofiste kanepeye yayılıyoruz. biraz yorgun, sohbeti uyumadan tamamlamak lazım.
tuncay koçal 4 yaşındayken almanya’da bankacılık yapan dayısı ona bir kaykay hediye ediyor. yalnızca evdeki koridorlarda kayması beklenirken önce kapının önüne, sonra arka sokağa, ardından üst mahalledeki yokuşlara kadar ilerliyor durum. günde ortalama 10 saatini kaykayla sokaklarda geçirmeye başlıyor. annesinden sık sık “evin yolunu unuttun” azarı işiten çocuklardan. zamanla tayfaya dahil oluyor. hayatı kaykayın üstünde, kaykay tayfasıyla deneyimleyerek öğreniyor. 90’ların istanbulu’nda kaykay tayfası edinebileceğiniz semt, suadiye tabii. aralarındaki ilişkiyi ‘abi, kardeş, tayfa, kaykaycı ortamı’ gibi kelimelerle tanımlıyor.
abilerinin de yönlendirmesiyle farklı organizasyonlarda kaykay, bazen de paten kaymaya ve ufak-tefek para kazanmaya başlıyor. “karnımız doysun, kaykayımız eksik olmasın” diye karın tokluğuna çalışırken kısa bir süre sonra rockn’n coke gibi festivallere kaykay rampası yapıyor. 2009 yılında yeditepe üniversitesi’nden tiyatro oyuncusu olarak mezun olduktan sonra farklı özel gruplarda, son 6 senedir ise devlet tiyatroları’nda oynuyor. oyunculuk kariyeri sürerken x4tune kaykay mağazasının sahibi ‘mustafa abi’sinden ek iş istiyor. amerika’ya yerleşmeye hazırlanan mustafa abi, ek iş vermek yerine tuncay’ı iş sahibi yapıyor ve tuncay, beklenmedik bir anda türkiye’nin en büyük kaykay satış mağazalarından x4tune’un sahibi oluyor. bir yıl önce ise yerli kaykay markası ‘älä’yı kuruyor. mahallenin kasabı, istanbul boğazı, top kesen amca, nazar boncuğu gibi çizimleriyle älä, türkiye’ye ait kaykay tasarımı ihtiyacına yönelik doğmuş. tuncay, “lokum gibi, bizim kültürümüzden izler taşıyan bir kaykay da hediye edilebilsin istedim” diyor. tasarımın tamamı burada, üretimi ispanya’da gerçekleşiyor.
kaykay ilk olarak kışın üşüyen dalga sörfçüleri tarafından düşünülmüş. küçük bir sörf tahtasına benzeyen tahtasının altına paten tekerlekleri yerleştirildikten sonra yalnızca slalom yapmak için kullanılmış. bugün geldiği biçimiyle temel elemanları truck, rulman, deck (tahta), tekerlekler ve zımpara. tahtanın hammaddesi kanada maple ağacı. türkiye’deki benzeri akçaağaç sanılıyor fakat değil. önde gelen kaykay markalarını dünyaya ulaştıran merkez, abd. x4tune’da yer alan 16 marka california’dan gelerek, türkiye’deki 20 farklı şehre dağıtılıyor. her satış mağazası, gelen-gideniyle aynı zamanda kaykay kültürü üreten bir adres olma özelliği taşıyor. 2020 yılında ilk kez olimpiyatlarda izleyeceğimiz kaykaya 4 yaşında başlanabiliyor. 15 yaş en verimli dönemlerken, dünyada 70 yaşına kadar aktif kaykaycılar var. bizde şimdilik üst limit 45 yaş civarında.
istanbul’a gelen herhangi bir kaykaycının ilk durağı beşiktaş. uluslararası bir spot olarak kabul ediliyor. ikinci önemli kaykay parkı ise kalamış’ta. istanbul’da 20’ye yakın park ve bu parkların yazılı olmayan kuralları var. tuncay “212/ 216 olarak değerlendirirsek anadolu yakası kaykaycıları daha sakindir, avrupa yakası kaykaycıları ise haşin” diyor. haşin derken “içindeki ateşi daha büyük olanlar”ı kastediyor. istanbul’da kaykayla 10 bin kişi ilgileniyor fakat aktif kayan yaklaşık 2 bin kişi var. küçük görünse de kaykaycı ortamında takılan fakat kaymayan graffiticiler, break dansçılar, sohbet için gelenler düşünüldüğünde büyük bir aile. kaykaycılarla patenciler, patencilerle bisikletçiler aynı parkta yan yana gelmek istemiyorlar. kaykaycılar daha belirli çizgileri kullanarak kayarken, patenciler paralel kayıyor. bisikletçilerin alanını belirlemek ise çok daha zor. bu stil farkı küçük de olsa rekabete dönüşmüş fakat ortama iyi bir kaykaycı girdiğinde herkesin saygısı tam. herkes için hayranlık uyandırıyor.
kaykaycılar kendi aralarında deneyime dayalı bir hiyerarşiye sahipler. bir hareketi deneyebilmek için sıranın gelmesini beklemek zorundasınız. dışarıda yaptığınız mesleğin ya da unvanınızın parkta bir geçerliliği yok, orada beceri konuşuyor. tuncay “din, dil, ırk fark etmez. ‘merhaba’ dediğiniz an herkes sizi kabul etmeye hazırdır, yalnızca saygısızlık hoş karşılanmaz” diyor. ne tür bir saygısızlık sorusunu üsteleyerek sordum. verdiği cevaplar öyle naif ki, kesinlikle şu söylediğinde haklı olsa gerek: “kaykaycılar rahat insanlar bu yüzden her şey rahat akıyor.”
dinledikleri müzikler kıyafetlerini ve kaykay stillerini belirliyor. hip-hop dinleyen kaykaycıların ritm duyguları ön planda. daha sakin, tuncay’ın ‘loose’ diye tabir ettiği biçimde kayıyorlar. hızlı müzikler dinleyenler; yükseklerden atlamayı, hızlı kaymayı, şaşırtmayı seviyor. rampa ve sokak kaykayı olmak üzere iki stil var. sokak kaykaycıları şehrin mimarisini kullanarak kayanlar, rampa kaykaycıları ise bildiğimiz tony hawk. ya kadın kaykaycılar? dünyada sayıları fazla, türkiye’de de gün geçtikçe artıyor fakat aksiyon gerektiren stiller, göğüsleri sebebiyle kadınlar için daha zor.
tuncay, “türkiye’de kaykay üst gelir grubuna, daha şehirli bir kesime mi hitap ediyor?” soruma cevaben kaykayın maliyetinden bahsediyor. “üç-beş kuruş denkleştirip bağcılar’dan gelen genç arkadaşlarımız da var” diyor. bugün profesyonel bir kaykay sahibi olmak isterseniz 300- 600 tl arası bir bütçeyi gözden çıkarmalısınız.
karşımda; dostluğu, paylaşmayı ve analitik düşünmeyi 30 yıldır üstünde kaydığı tahtadan öğrendiğini söyleyen bir adam var. küçük bir dünyanın önemli isimlerinden. yıllardır, patenci diyenlere kaykayı anlatıyor. ‘toynak’ diyenlere gülüp geçiyor: “yan bakanlara inat, sevenlerle yola devam” diyor.