özgürlük?

HAKKINDA

türkiye’de farklı profillerden insanlar özgürlüğü nasıl tanımlıyor? kim, kendini ne kadar özgür hissediyor, özgürlüğünü nasıl yaşıyor?

ARAŞTIRMA NOTLARI

türkiye’de farklı profillerden insanlar özgürlüğü nasıl tanımlıyor? kim, kendini ne kadar özgür hissediyor, özgürlüğünü nasıl yaşıyor?

140journos’tan “özgürlük?“

140journos, türkiye’deki özgürlük algısını demeçler ve verilerle inceliyor

istatistiklerle “özgür hissetmek”

Kimliklere Dair Algılamalar: Grup Üstünlüğü

Katılanların oranı · Bilgi Göç Merkezi, “Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları” (2017)

Hükümet, benim grubumdaki insanlara diğer insanlar kadar saygı göstermektedir%51,3
Türkiye’deki diğer insanlar benim grubumdaki insanlara özenmektedir%49,6
Benim grubumun maddi durumu Türkiye’deki diğer insanlara göre daha iyidir%44,5
Benim grubumun iş bulma olanakları Türkiye’deki diğer insanlara göre daha iyidir%44,0
Son beş yılda benim grubumdaki insanların sözleri daha fazla geçer hale gelmiştir%43,9
Son beş yılda benim grubumdaki insanların maddi durumu diğer insanlara göre daha iyi duruma gelmiştir%42,0
Türkiye’de benim grubumdan insanlar güç sahibi değildir%41,1

hükümet gözünden türkiye’de özgürlükler

11 kasım 2016 tarihinde el-cezire televizyonuna konuşan erdoğan, “benim ülkemde böyle bir sorun yok; isteyen istediği gibi konuşuyor, inandığı gibi yaşıyor, istediği gibi giyiniyor, istediği gibi yiyor içiyor, bütün bunları yapıyor. biz hiçbir şeye yasak getirmedik. türkiye, yasakların olduğu bir ülke olmamıştır. türkiye son yıllarda, son 14 yılı bir kenara koyuyorum, hiçbir dönemde bu kadar özgür, bu kadar huzurlu, bu kadar rahat bir dönemi yaşamamıştır” dedi. erdoğan, 11 mayıs 2018'de ak parti gençlik kongresi’ndeki konuşmasında “gençlerimize daha iyi bir gelecek bırakmak için vesayete meydan okuduk, türkiye’ye demokrasi, hak ve özgürlüklerde sınıf atlattık. gençlerimizden aldığımız güçle ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyerek reform üzerine reform yaptık” diye konuştu. ak parti hükümetinin 2013 yılında açıkladığı demokratikleşme paketi, siyasi propaganda serbestisi, nefret suçlarına yönelik cezalar, azınlıkların talepleri, başörtüsü gibi konularda düzenlemeler içermişti.

yurt dışından bakınca türkiye’de özgürlükler

bunu da okuyun · mediumfreedom house raporuna göre türkiye, 2016'da özgürlüklerin en çok gerilediği ülkefreedom house; toplam 195 ülkede özgürlüğün irdelendiği, ‘popülistler ve otokratlar: küresel demokrasiye çifte tehdit’…↗bunu da okuyun · mediumFreedom House: “Türkiye İnternet Açısından Özgür Değil”Freedom House’un 2016 İnternet Özgürlüğü Raporu’nda geçtiğimiz yıl “kısmen özgür” olarak değerlendirilen Türkiye, bu…↗bunu da okuyun · medium2016’da sanata yönelik saldırılar raporu yayımlandı: türkiye 2. sıradadanimarka merkezli ifade özgürlüğü organizasyonu freemuse, 2016'da sanata ve sanatçılara yönelik sansür, saldırı ve hak…↗

seçmen izlenimleri ve argümanları

“tabii ki ayrım her zaman var, zaten herhalde iktidarların istediği bir şey de bu. şimdi tabii sağ-solu artık geçtik: akp’li ve akp’li olmayan, aslında iki tane ayrım var, tabii onlar daha fazla ayrım yaratmaya çalışıyorlar da tür olarak ama en keskin akp’li ve akp’li olmayanlar ayrımı var.”
“mesela doğrudan hayır’a oy verenlerin hepsini terörist ilan etti. bir kere ben, şöyle ben kendimi gerçekten toplumda öteki olarak görüyorum dedim ya zaten ötekisiniz, söylüyor, terörist bunlar diyor, bunlar diyor pkk’lı diyor, bunlar dhkp-c’li, fetö’cü bunlar, bunlar terörist diyor kısaca, yani sizi her tür şeyle bağdaştırıyor ve şey yapıyor. mezhepsel olarak da şöyle yapıyor, geçen arkadaşım izletti, ben onu gözden kaçırmışım, ankara’da bir üst geçidin açılışını yapıyor, bunlar buna da karşı çıktılar, diyor, bunlar komünist, bunlar terörist, bunlar chp’li. yani doğrudan bunu söylüyor, başka bir şeye gerek yok ki”
“bir milleti yıkmak istiyorsanız, değerlerini yok edeceksiniz. din çünkü bizim için kutsaldır, din çok tartışılmaz biliyorsunuz. dinle tartıştığınızda ya biz müslümanlar olursunuz ya öbür taraf, öyle değerlendiriyor çünkü insanlar. i̇şte o ilk söylemlerinde, ilk ortaya çıktığında, parti lideri olduğundaki söylemlerinde her dakika olmasa bile hep biz müslümanlar lafı vardı. o biz müslümanlar lafı bizi bu günlere getirdi diye düşünüyorum.”
“bir kere inanmış-inanmamış’a geldi ortam. kimin kimden daha müslüman olduğu abdest alıp namaz kılmakla belirlenen bir durum değil, konu buna geldi. bizi eskiden komünistler diye dışlarlardı gençliğimizde tek aşağılama yöntemi buydu. bu artık, böyle bir adlandırma günümüzde yok, ulaşmadı ama ‘müslümansın-müslüman değil misin?’ bu fethullah askerleri de ‘bizden misin, bizden değil misin?’ o şekilde sorarlardı oluşturdukları yapılarda. i̇çlerine giren kişilere ilk soruları ‘bizden misin?’ olurdu. bunu birkaç yerde yaşadım, gördüm.”
“ yargıya diyor, haydi git sen orada. kendi lehine verince, ‘ben karışmam yargı bilir.’ karşı tarafın aleyhine bir şey verse o zaman diyor, ‘böyle anayasa olmaz. anayasa mahkemesini filan bırak’ diyor, sen ne karışıyorsun, ‘sen bu işi bırak’ diyor. kendi için verirse, karşı taraftan biri için verirse, adalet bu kardeşim, ben karışmam diyor. yani böyle saçma sapan, ne olduğu belirsiz, sadece kişinin niyetine bırakılmış bir adalet, adalet olabilir mi ya? ya bu kadar böyle bir adalet sistemi olabilir mi? yargıç, hâkim bilmem ne, normal önündeki anayasadaki yazılı hükme göre, olması gereken şeyleri arar, şartları arar, ya tutuklar ya bırakır ya da bir şekilde bir şey olur. şartlara falan bakmıyor. şartlar martlar hiçbirisi önemli değil. bunlar sadece formaliteden ibaret. o bırak derse bırakıyor, tut derse tutuyor.”
“bence öncelikle adalet çok önemli bir kavram burada. geriye kalan her şeyin, yani adalet kavramı olmadığı için aslında temel şeyleri yaşıyoruz. bugün ben gözaltına alınsam veya tutuklansam veya başka bir şey olsa, adil bir düzene inanmıyorum, adil bir şekilde yargılanacağımı da düşünmüyorum. i̇şin bir tarafı da şu: akp’liler de bu şekilde düşünüyor, onlar da adil bir düzen olduğuna inanmıyor ve düşünmüyorlar. adalet tesis edildikten sonra da devletin, polisin, askerin parti devleti olmadığımızı, akp’nin polisi olmadığını, akp’nin askeri olmadığını görmesi gerekiyor insanların.”
“ zaten bir insanın ekonomisi iyi olmazsa efendim kültür sanatla ne işi olacak yani? ekonomin varsa sağlığın var, ekonomin varsa işte kültür sanatın var, yani ama eğitim önemli. hem içte hem dışta gerginlik, yani o kadar çok acil var ki adalet acil, eğitim acil, dış politika acil, yani bunların hepsi acil, yani bana göre öyle bir ortamdayız ki bir tane acil yok. üç beş tane acil var, yani adalet acil, yine eğitim acil, dış politika acil ama şu var, bazılarının maliyeti düşüktür, sadece kararlarla ilgili, ona bir öncelik olursa dış politika, bağırıp çağırmayalım her şey yoluna girer.”
“i̇fade özgürlüğü, yani şunu ben, ben şunu söyleyemem, ‘türkiye bölünmeli, kürdistan kurulmalı’ bu ifade özgürlüğü olamaz, ben ona karşıyım, bu suçtur. ama bunun dışında herkes kendini ifade edebilmeli ve ediyor da zaten.”
“çok sıkıntı yok, özgürlük olarak, mesela terör meseleyle ilgili ifadeler olduğu zaman bunlar gazeteci de olsa, şey de olsa evet, doğrudur sıkıntı oluyor ama şey olarak, siyasi olarak, dini olarak bir sıkıntı yok, herkes şeyini söyleyebilir.”
“engelleniyor. herkes istediği gibi konuşamıyor yani. konuşsaydık zaten şurada ben çok şey daha anlatabilirdim. ne bileyim ben. i̇nsanın başını derde sokabiliyor bazı kelimeler, değil mi? bir kelimeden dolayı, internetten mesela whatsapp’ta bir şey paylaşıyor adamın bir tanesi, başı yanıyor. götürürler yaka paça. olmadı mı, oluyor bu yani, duyuyoruz. değil mi? herkes özgürce ifadesini belli edemiyor yani.”
 
“[siyasi kutuplaşmanın] i̇fade özgürlüğüne etkisi var maalesef. i̇şte ak parti’nin kötü uygulamalarını diğer kanallar, hani bazı kanallarda gördüğünüz haberi, başka kanalda göremiyorsunuz, böyle bir şey var maalesef. bu sadece ak parti bazında değil, bu chp tarafından da veyahut işte modern tarafın yani diğer kutuplardan olan televizyon kanallarında olan haberleri de diğer tarafta göremiyorsunuz, yani bu çift taraflı işleyen bir mekanizma.”
“siyasetin doğasında var yani bu laf. sen beni eleştirdin diye ben sana vatan haini diyemem yani. vatan haini kısmı bölücülüğe geldi mi vatan haini gözüyle bakarım ben. ak parti kötü bir parti diyebilirsin kardeşim. senin de görüşün odur.”
“herkes de vatan haini olamaz ki…”
“[vatan haini kelimesinin]kullanılmaması lazım. kullanılmamalı. deniliyorsa da yani, bu sözler kullanılmamalı yani. yani bildiğiniz zaman kullanılır. yani bilmediğiniz kişiye kullanılmamalı yani.”

ünlülerin gözünden türkiye’de özgürlük

ünlü isimler, verdikleri röportajlarda türkiye’deki özgürlüklere dair ne diyor?

uzmanların görüşüyle özgürlük kavramı

140journos’un ulaştığı isimler, özgürlük kavramını hangi açılardan ve nasıl çerçevelendirdi?

“başka bir insan olmadan, onunla yapılan sözleşme olmadan, insanın kendini özgür olarak tarif etmesi çok mümkün değil. iki insan arasında yapılan sözleşmeden beraberinde insanın hakları doğuyor. insanın özgür olma hakları ve bunun çerçevesini çizebilmek için bir sözleşmeye ihtiyacımız var. bizim özgürlük tanımı yapmamızı sağlayan budur. bu sözleşmenin sınırları ne olacak? bireylerin birbirlerinin mülkiyetini ihlal etmeyecek şekilde ilerlemesi gerektiğini ve birbirlerinin mülkiyetini ihlal etmeyen bireylerin bu koşulu sağlamak kaydıyla bunun dışında kalan eylemleri yapmakta serbest olduğu kanaatindeyim. mülkiyet, insanın beden mülkiyetinden başlar, bedenle elde ettiği diğer mülkiyetlere dönüşür. bunlar üzerinde sınırsız tasarruf sahibi olmasını beraberinde getirir. bu öyle bir haktır ki, ihlal edilemez. ihlal eden herhangi bir otoriteyi sözleşmeyi ihlal ettiği için gayrimeşru kılar. benim evime zorla giren bir insan benimle yaptığı soyut sözleşmeyi ihlal etmiş olur. benim evime zorla giren devlet farksızdır. benim diğer aktörlerle yaptığım sözleşmede garantiye aldığım kendi mülkiyetimin dokunulmazlığıdır. bu dokunulmazlık muhafaza edildiği sürece kendimi özgür olarak nitelendiririm. özgürlük, insanın diğer insanlarla, toplumla, sosyal ve siyasal aktörlerle yaptığı sözleşmede kendi mülkiyetini korumaya yönelik öne sürdüğü maddelerin muhafaza edilmesinden başka bir şey değildir. bu mülkiyetin içerisine başka insanların bizi nasıl algıladığı girmiyor. başka insanların fikirleri, düşünceleri onların kendi mülkiyeti içerisinde. bir kimsenin bir devlet büyüğü hakkında olumsuz kanaate sahip olması, onu eleştirmesi, onunla dalga geçmesi o kimsenin kendi mülkiyet dairesi içerisinde değerlendirilir. orası herhangi bir dış müdahaleden, baskıdan, fiziksel zorlamadan muaf olan alandır. özgürlüğü ihlal edilen hakkında kötü düşünülen değil, düşünce hürriyeti elinden alınandır. kimin evimize girip girmeyeceği, kimin vücudumuza dokunup dokunmayacağı, kimin düşüncelerimize müdahale edip etmeyeceği tamamıyla kendi ukdemizdedir.”

“siyasal otorite, çoğunluğun tüm arzularını kamu gücü vasıtasıyla tüm topluma empoze etme gibi bir politika benimsediği için sadece bireyle toplum arasında değil, bireyle aynı zamanda devlet arasında problemler çıkıyor. sorgulamamız gereken nokta, bireysel özgürlüklerin toplumun menfaatleriyle çeliştiği noktada hükmümüzü kimin tarafından koyacağımız. bireyin kendini özgür hissetmesi, toplumun huzurunu kaçırabilir. toplumun genel ahlak prensiplerinin dışında olabilir, toplumun geleneksel değer yargılarına aykırı bir davranış olabilir. en vahimi, siyasal otorite, toplumu temsil etme iddiasında olduğu için, elindeki güç vasıtasını kullanarak bireysel özgürlükleri bastırabilir. özgürlük, toplumun menfaati için çok kolay gözden çıkartılabilen bir noktaya tekamül ediyor.”

“sizin bazı haklara sahip olmanız, benim bazı haklara sahip olmamı doğurur. toplum içerisindeki insanların özgürlüğü farklı değerlendirmesi ya da farklı rahatsızlıklar duyması, kendi yaptıkları sözleşmelerin ihlal edilmesinden ötürüdür. alkol zammından, başörtüsü yasağından ya da sokaktaki tacizden rahatsız olan farklı kimliklerden, kişiliklerden insanların aslında ortak noktası, rıza göstermedikleri sözleşmeye tabi tutulmaya zorlanmalarıdır.”

“bir toplum içerisinde herkesin aynı hayat tarzına sahip olmasını bekleyemeyiz. farklı tarz özgürlük anlayışına sahip olan insanlar bir arada yaşayabilirler, bu bir arada yaşama hali insanların özgürlüklerinin kısıtlanmadığı açık bir toplum yapısına işaret eder. özgürlüğün sınırlarını çizerken, “bireylerin kendi kişisel çabalarıyla kurduğu farklı özgürlük kanallarına saygı gösteren, açık toplum yapısına kasteden herhangi bir özgürlük anlayışının toplumdan dışlanması” gerekir. bizimle birlikte yaşayabilen herkes, kendi özgürlük sınırlarımıza toleranslar verebilen herkes bu topluluğun içinde yaşayabilir. sınır koyduğumuz şey, başka insanların özgürlük anlayışına tolerans göstermeyen grupların dışlanması şeklinde olur. ancak türkiye’de yanlış anlaşılan bir kısım var: insanlar farklı özgürlük anlayışlarının hep birbirine kast ettiğini düşünerek hareket ediyorlar. farklı özgürlük anlayışları baş gösterdiği zaman, insanlar direkt düşman algısıyla bunun üstesinden gelmeye çalışıyorlar.”

“özgürlüğün sınırlarını devlet koyamaz. devletin koyduğu özgürlük sınırları, yapısı gereği kategorik olarak baskıcı çünkü yukarıdan aşağı… zaten devletten gelecek bir özgürlük kısıtlaması, o dönemde iktidarda kim varsa, onun özgürlük anlayışının yargılaması şeklinde olacak.”

“liberal demokrasi olmayan toplumlarda bireyler, mutluluklarını iktidarda kimin olduğuyla ölçebiliyorlar. iktidarda benim desteklediğim bir yönetici varsa ve bu yönetici benim onayladığım tarzda özgürlükleri destekleyip diğer özgürlükleri kısıtlıyorsa, büyük ihtimalle ben aynısını onayladığım için, daha mutlu hissedebilirim, kendimi daha iyi gerçekleştirdiğimi hissedebilirim. bu kısa vadede beni daha mutlu yapıyor olabilir ancak burada yaşadığımız problem, uzun vadede toplumdaki bütün bireyler için aslında özgürlüklerin alanının kısıtlanıyor olması.”

internetteki tartışmalarda özgürlük algısı

parti mensupları son dönem siyasi olayları nasıl değerlendiriyor?

konda’nın düzenlemiş olduğu çeşitli anketlerde yer alan analizler şu şekilde:

-khk’lar ve düzenlemelere yönelik yargılara dair ekim 2016 tarihli veriler incelendiğinde, bazı belediyelere kayyum atanması ile ilgili görüşlerin dağılımı şöyledir: “kesinlikle doğru” bulan hdp’liler %3 iken, türkiye genelinde “kesinlikle doğru” bulanların oranı %25’tir. doğru bulan hdp’liler %15 iken, türkiye genelinde bu oran %46’dır. “yanlış” ve “kesinlikle yanlış” diyen hdp’lilerin oranı %83 iken, türkiye genelinde bu oran %9’dır. bu bakımdan belediyelere kayyum atanmasına dair hdp’liler türkiye genelinden oldukça farklılaşan yüksek oranlarda karşıt bir tutum sergilemektedir.
-askeri liselerin kapatılmasına dair yargılara bakıldığında “kesinlikle doğru” ve “doğru” yanıtını veren hdp’lilerin oranı %31 iken, türkiye genelindeki oran %44’tür. hdp’lilerin arasında askeri liselerin kapatılmasını “yanlış” ve “kesinlikle yanlış” bulanların oranı %69 iken, türkiye genelinde bu oran %57’dir. belediyelere kayyum atanmasına dair dağılıma nazaran, askeri liseler özelinde gözlemlenen oranlar arası nispi yakınlaşma konusunda, ulusalcı hat üzerinden askeri liselerin kapatılmasına direnç hissetme ve kürt tarafında ise askeriye ile yaşanan tarihsel gerilim açıklayıcı olabilir.
-bazı şirketlere kayyum atanmasına hdp’liler arasında “kesinlikle doğru” ve “doğru” yanıtını verenlerin oranı %21 iken, türkiye genelinde bu oran %71 olarak görülmektedir. bazı şirketlere kayyum atanmasına yönelik “yanlış” ve “kesinlikle yanlış” cevabını verenlerin hdp içindeki oranı %79 iken, türkiye genelinde %29’dur.
-khk’lar ve düzenlemelere dair yargı ve değerlendirmeler konusunda, hdp seçmeni ve destekleyicileri, türkiye genelinden gözle görülür bir şekilde farklılaşmaktadırlar. hdp’liler uygulamaları yüksek oranlarda yanlış bulur ve değerlendirirken, türkiye genelinde uygulamalar genel olarak doğru bulunmaktadır.
-aralık 2016’da yöneltilen medyaya baskı yapılıyor mu sorusuna hdp’lilerin %80’i “evet” derken, türkiye genelindeki oran %44’tür. “duruma göre” cevabını veren hdp’liler %14 oranındayken, türkiye genelinde bu cevabı verenlerin oranı %32’dir. medyaya baskı yapılmadığını düşünenlerin oranı ise, hdp içinde %6 iken, türkiye genelinde %23’tür. hdp üyeleri/seçmenleri/destekçileri medyaya baskı yapıldığını oldukça yüksek bir oranla düşünmektedir ve bu noktada türkiye genelinden oldukça farklılaşmaktadır. türkiye genelinde ise “duruma göre” cevabı ise %32 oranla hdp’nin yaklaşık iki katıdır. bu oransal farklılaşma, hdp’lilerin durumdan bağımsız bir şekilde medyanın baskı altında olduğunu beyan etmesine karşılık, türkiye genelinde baskının bazı durumlara has olarak gerçekleştiğinin farkında olunduğunu göstermektedir.
-devletin dönem dönem interneti veya twitter, facebook gibi sosyal medyalara erişimi kısıtlaması hakkında şubat 2017’de yöneltilen soruya verilen cevaplara bakıldığında, hdp seçmeninin %82 oranında bu tür kısıtlamalardan rahatsız olduğunu belirttiği, türkiye genelinde ise bu oranın %47 olduğu görülmektedir. ‘rahatsız değilim’ cevabını verenlerin hdp içindeki oranı %16 iken, türkiye genelinde %37’dir. son olarak devletin internet erişimine yönelik getirdiği kısıtlamalardan memnun oranların hdp içindeki oranı %2 iken, türkiye genelindeki oranı %16’dır. bu veriler göstermektedir ki, hdp’liler devletin getirdiği internet yasak ve kısıtlamalarından, türkiye ortalamasının iki katı daha fazla rahatsızdır. bu durum, önceki verilerin de gösterdiği gibi, medya ve internet kullanım alışkanlıklarının hdp’liler arasında daha alternatif mecralarda yoğunlaşmasıyla anlamlandırılabilir.
-seçmenlerin toplumsal sorunlar karşısında, hem toplumsal kutuplaşma eksenleri etrafında hem siyasal partilere yaklaşımında kimi mesafe ve yakınlıklardan bahsedilebilir. buna göre mart 2016 yılında seçmenlere sorulan ‘hangi iki grup arasındaki toplumsal gerilim sizi daha çok korkutuyor?’ sorusu toplumsal alandaki sorunların hangi eksenler üzerinden görüldüğüne dair önemli izlekler sunuyor:
-grafiğe bakıldığında chp’li seçmenlerin toplumsal gerilim hattını temel olarak %61 oranında erdoğan yandaşları ve karşıtları olarak okudukları söylenebilir. nitekim bu sonuçlar 16 nisan halkoylamasıyla da paralellikler taşıyor. i̇kinci olarak seçmenlerin %58 oranında türkler-kürtler arasındaki olası bir çatışmadan tedirgin oldukları görülüyor. kamuoyunda yoğun tartışma yaratan laiklik konusu ise burada üçüncüsü sırada yer alıyor. chp’li seçmenlerin %20’si dindarlar ve laikler arasında bir gerilim olabileceğini düşünüyor.
-hdp’li seçmenler de toplumsal kutuplaşma ekseninin öncelikle erdoğan yandaşları ve karşıtları üzerinden kuruyor (%63), bunu türkler-kürtler karşıtlığı izliyor (%49). oysa ak parti ve mhp seçmenleri için toplumsal çatışma eksenini öncelikle ve büyük oranda türkler-kürtler karşıtlığı simgeliyor. ak partili seçmenlerin %67’si, mhp’li seçmenlerin %75’i böyle düşünüyor.
-aralık 2016 yılında, ‘cumhurbaşkanı gitgide daha otoriter davranıyor, daha baskıcı bir yönetim uyguluyor.’ önermesiyle ilgili verilen cevaplar da toplumsal gerilim hatlarına dair chp’li seçmenlerin düşünceleri hakkında bilgi sunuyor.
- hdp’lilerin %83’ü böyle düşünürken, mhp seçmenlerinde de, daha düşük olmakla birlikte, bu yaklaşımın hatırı sayılır bir değere sahip olduğu fark ediliyor. mhp’lilerin %57’si (katılıyorum ve kesinlikle katılıyorum diyenler) otoriter ve baskıcı eğilimlerin arttığını düşünüyor. ak partili seçmenlerde ise bu kanaat %28 ile (katılıyorum ve kesinlikle katılıyorum diyenler) daha az ifade buluyor. seçmenlerin hukukun ve adaletin işleyişi hakkındaki kanaatleri, toplumsal eşitsizlik eksenlerini nerelerde görüldüklerini anlatıyor.
- 15 temmuz darbe girişimi sonrasında, 20 temmuz 2016’da ilan edilen ohal sonrasında eğitim kurumlarından orduya, şirketlerden belediyelere kadar kayyum atanması, kapatılma, kadro değişimi gibi ciddi dönüşümler meydana geldi. olayların hemen akabinde ekim 2016’da yapılan araştırmada, seçmenlerin ohal uygulamalarına yönelik kanaatlerine bakıldığında, chp’li seçmenlerin bu uygulamalardan oldukça rahatsız olduğu ortaya çıkıyor
-bazı şirketlere kayyum atanmasıyla ilgili olarak da chp’li seçmenler arasında belli bir onaylamama hali olduğu anlaşılıyor. chp’lilerin %58’i (kesinlikle yanlış ve yanlış) şirketlere kayyum atanmasına karşı iken, %41’i (doğru ve kesinlikle doğru) bunu onaylıyor. hdp’li seçmenlerin %82’si (kesinlikle yanlış ve yanlış) bu uygulamaya karşı olurken, ak partili seçmenlerinin bu uygulamayı %90 oranında (doğru ve kesinlikle doğru) ve mhp seçmenlerinin % 81 oranında (doğru ve kesinlikle doğru) doğru bulduğu görülüyor. dolayısıyla chp seçmeninin belediyelere kayyum atanmasıyla ilgili olarak diğer seçmenlere kıyasla daha orta bir yerde durduğu söylenebilir.
-bazı eğitim kurumlarının kapatılmasıyla ilgili olarak chp’nin ortada bir tutum sergilediği anlaşılıyor. yine en çok tepkinin %66 (kesinlikle yanlış ve yanlış) ile hdp seçmeninden geldiği, en fazla desteğin de %91 (doğru ve kesinlikle doğru) ile ak parti seçmeninden ve ardından %74 ile (doğru ve kesinlikle doğru) mhp seçmeninden geldiği görülüyor. chp seçmeninin ise eğitim kurumlarının kapatılmasına %52 (kesinlikle yanlış ve yanlış) ile karşı olduğu ve %48 (doğru ve kesinlikle doğru) ile onayladığı görülüyor.
-belediyelere kayyum atanmasıyla ilgili olarak chp’li seçmenin türkiye geneline göre daha olumsuz bir tutuma sahip olduğu yukarıdaki grafikte görülebilir. chp’li seçmenlerin %59’u kayyuma atanmasına karşı olurken (kesinlikle yanlış ve yanlış) bu oranın türkiye genelinde %29 olduğu görülüyor. chp’lilerin %41’i, türkiye genelinde tüm seçmenlerin ise %72’si belediyelere kayyum atanmasına onay veriyor (doğru ve kesinlikle doğru).
2015 yılından itibaren ‘son günlerde yaşananlardan sonra sokağa çıkmak, kalabalık yerlerde bulunmak konusunda çekince duyuyor musunuz, güvenlik kaygısı gündelik hayatınızı etkiliyor mu?’ sorusuyla ilgili veriler, tüm seçmenlerin ortalama %35’nin güvenlik kaygısı duyduğunu ve hayatının olumsuz etkilendiğini gösteriyor. gündelik hayatını etkilemese de güvensiz hissettiğini söyleyenler ise %28. chp’li seçmenlerde bu oranların, yani güvenlik kaygısının daha belirgin olarak öne çıktığını görüyoruz. chp’lilerin %48’i güvensiz hissettiğini ve gündelik hayatının olumsuz etkilendiğini söylerken, %30’u da gündelik hayatını etkilemese de güvensiz hissettiğini söylüyor. chp’lilerin sadece %22’si güvende hissettiğini söylüyor.
-aralık 2016’da sorulan dört soruya göre, mhp seçmeninin cumhurbaşkanı ile ilgili görüşlerini değerlendireceğimiz aşağıdaki dört grafiğin birincisinde ilk ifade “cumhurbaşkanının gitgide daha otoriter davrandığı, daha baskıcı bir yönetim uyguladığı”dır. bu ifadeye hak verme oranı ak parti seçmeni hariç tüm kesimlerde %50 oranının üzerindedir. ak partili seçmenin de bu ifadeye %28 oranında katıldığını belirtmekte fayda vardır. mhp’li seçmen ise ifadeye %57 oranında katılmaktadır. chp, hdp ve diğer partiler cephesinde ise bu oran sırasıyla %82, %83 ve %66’dır. bu tablo bize toplumun büyük çoğunluğunun cumhurbaşkanının otoriterleştiğini kabul ettiğini göstermektedir. mhp seçmeni bunda bir istisna olmasa da hak verme oranı saydığımız diğer kesimlere kıyasla görece düşüktür
-‘bazı eğitim kurumlarının kapatılması’nı toplumun birçok kesimi doğru bulmuştur. ancak bu uygulamayı yanlış bulanların oranı da hayli yüksektir. ak parti uygulamayı ancak %10 oranda yanlış bulan seçmeniyle bunun tek istisnasıdır. mhp uygulamayı %26 oranında yanlış bulurken, ak parti seçmeninden sonra uygulamayı destekleyen ikinci grup olmuştur. chp uygulamayı %52, hdp ise %66 oranında yanlış bulmuştur.
-‘bazı belediyelere kayyum atanması’nı mhp seçmeni ak parti seçmenine benzer şekilde %81 oranında doğru bulmuştur. geri kalan kesimler de çoğunlukla uygulamayı doğru bulmuştur. bu durumun istisnası uygulamayı sırasıyla %58 ve %82 oranlarında yanlış bulan chp ve hdp seçmenleridir.
-kasım 2016’da yöneltilen “türkiye hangi ülkeye benzese mutlu olurdunuz?” sorusuna tüm kesimlerden gelen iki yanıt ön plana çıkmaktadır. öncelikle en yüksek oranda benzemek istenilen ülke avrupa birliği ülkeleri olmuştur. birinci sırada %61 oranda chp, ikinci sırada %58 oranda hdp seçmeni ab ülkeleri yanıtını vermiştir. bu yanıtı en düşük oranda veren iki kesim sırasıyla %31 ve %37 oranlarıyla ak parti ve mhp seçmenleridir. yine de mhp’li seçmen seçenekler arasından en yüksek oranda ab ülkeleri yanıtını vermiştir. chp ve hdp seçmenleri hariç tüm kesimlerde ortalama %30 oranında “benzemesini istediği ülke yok” yanıtı verilmiştir. ak parti seçmeni ise en yüksek oranda “benzemesini istediği ülke yok” yanıtını verirken benzer oranda ab ülkeleri yanıtını vermiştir. bu tablo seçmenlerin çoğunluğunun türkiye’nin ab ülkelerine benzemesini istediği sonucunu ortaya koymaktadır.
-mart 2016’da yöneltilen “türkiye’de hukukun ve yargının işleyişinden memnunum.” ifadesine yönelik yorumları içeren grafikte ilk bakışta çoğunlukla hukukun ve yargının işleyişinden memnun olmama durumu farkedilmektedir. tüm kesimlerde ibre memnuniyetsizlik yönünde ağır basmaktayken, bunun tek istisnası ak parti seçmenidir. ak parti seçmeninin yalnızca %18’i hukuk ve yargının işleyişinden memnun olmadığını belirtmiştir. mhp seçmeni ise %57 oranında memnuniyetsizliğini belirtmiştir.
-2015 yılı verisine göre, mhp seçmeni “ak parti iktidarı döneminde otoriterliğin arttığı iddialarını doğru mu yanlış mı buluyorsunuz?” sorusunu %67 oranıyla doğru bulduğu, %17’si ise yanlış bulduğu yönünde yanıtlamıştır. otoriterliğin arttığını düşünenlerin oranı türkiye genelinden yüksektir. bu doğrultuda, mhp seçmeni içinde ak parti iktidarı döneminde otoriterliğin arttığını düşünen ciddi bir kesim olduğunu söyleyebiliriz.
-mhp seçmeni son üç yılın verisine göre sokağa çıktığında ortalama %35 oranında güvende hissettiğini ifade etmiştir. 2016 yılı verisine göre %45’i güvende hissettiğini söylerken, bu oran 2017 yılında %36’ya düşmüştür. hem güvensiz hissedip hem de bunun gündelik hayatını etkilediğini söyleyen mhp’li seçmenin ortalaması ise 2016’dan 2017’ye geçilirken artmıştır. mhp seçmeni ve türkiye geneli ortalaması hemen hemen benzerdir.
-2016 verilerine göre mhp seçmeni “medyaya baskı yapılıyor mu?” sorusuna %13 oranında hayır, %52 oranında evet yönünde yanıt vermiştir. %35’lik kesim ise bu soruya duruma göre demiştir. türkiye genelinde seçmenler %44 oranında medyaya baskı yapıldığını düşünürken, mhp’li seçmenin yarısından fazlasının bu şekilde düşünüyor olması dikkat çekicidir.
-2017 verilerine göre mhp seçmeni “sosyal medyaya erişimin kısıtlanması hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna %57 oranında rahatsız olduğu, %34 oranında rahatsız olmadığı yönünde yanıt vermiştir. %9’luk kesim ise memnun olduğunu söylemiştir. özetle, tabloya ilk bakışta ak parti seçmeni hariç tüm kesimlerin bu durumdan çoğunlukla rahatsız olduğunu görüyoruz.
-özellikle 2015 yılının sonundan itibaren yaşanan şiddet olayları ve bunların gündelik hayatlarına etkileriyle ilgili soru karşısında, kendini güvende hissettiğini söyleyen ak parti seçmenlerinin oranı türkiye ortalamasının üzerindedir. ak parti seçmenlerinin %47’si “güvende hissediyorum” derken, türkiye genel seçmenlerinde bu oran %32’de kalmaktadır. “güvensiz” hissettiğini söyleyen ak parti seçmenlerin oranı toplamda %52’dir. “güvensiz” hissettiğini belirtenlerin yarısından biraz fazlası bu durumun gündelik hayatlarını etkilediğini söylemektedir. türkiye seçmenlerinin genelinde toplamda %68 seçmen “güvensiz” hissetmektedir ve bu seçmenlerin üçte ikisi bu durumun kendi hayatlarını olumsuz etkilediğini belirtmektedir.
-aralık 2016 verilerine göre, ak parti seçmenlerinin %44’ü medyaya baskı yapılmadığını, %36’sı duruma göre bazen yapıldığını, %20’si de yapıldığını söylemektedir. türkiye seçmenlerinin genelinde ise bu konuda tam tersi bir dağılım olduğu görülmektedir. duruma göre bazen baskı yapıldığını düşünenlerin oranı %32 ile ak parti seçmenleri arasındaki orana yaklaşırken, baskı yapılmadığını söyleyenlerin oranı %23, baskı yapıldığını söyleyenlerin oranı %44’tür.
-“adalet” kavramı chp ve hdp dışında tüm partilerin seçmenleri tarafından anayasa’da en çok vurgu yapılması gereken birinci ilke olarak gösterilmektedir. hdp seçmenlerinin üçte ikisinden fazlası farklılıklar arasında eşitlik ilkesinin anayasanın temel ilke/esasları içerisinde daha çok vurgulanması gerektiğini söylemektedir. “eşitlik” ilkesi chp seçmenleri tarafından da birinci sıraya yerleştirilirken, “adalet” ilkesi hemen hemen aynı oranlarda belirtilmiştir. ak parti seçmenleri için “eşitlik” ilkesi ikinci, “devletin bekası” üçüncü sırada belirtilirken, mhp seçmenleri için bu sıralama tam tersidir.
-ak parti seçmenleri arasında “devlet istediği kişiyi sebepsizce, keyfi gerekçeyle tutukladığı için fikrimi kendime saklıyorum” görüşüne katılmayanların oranı katılanların oranının oldukça üzerindedir. ak parti seçmenleri içinde fikirlerini açıklamaktan sakınmadığını söyleyen seçmenlerin oranı diğer tüm parti seçmenlerininkinin üzerindedir. ak parti’yi mhp izlemektedir. chp ve hdp seçmenleri ise tam tersi yönde görüş bildirerek çoğunlukla devletin keyfi gerekçelerle tutuklamalar yaptığını düşündüğünü ve bu yüzden fikirlerini açıklamadığını belirtmektedir.
-ak parti seçmenlerinin yarısından biraz fazlası kendisinden farklı siyasi görüşlere sahip olanlarla tartışmamak için fikrini kendine sakladığını belirtmektedir. ak parti seçmenleri ve hdp seçmenleri bu konuda benzer bir tablo oluşturmaktadır. fikrini kendine saklayanların hdp seçmenleri içerisindeki yeri ak parti seçmenlerinkiyle neredeyse aynı orandadır. diğer yandan, chp ve mhp seçmenleri yarıdan biraz fazla oranla farklı fikirlerden kişlerle tartışmamak için fikrini saklama davranışında bulunmadığını ifade etmektedir.
-devletin dönem dönem sosyal medya mecralarına erişimi kısıtlamasından en az rahatsız olan seçmenlerin ak partili’ler olduğu görülmektedir. ak parti seçmenlerinin beşte biri “rahatsızım” derken, bu oran chp’liler arasında %88, hdp’lilerde %82, mhp’lilerde %57 ve diğer partilerin seçmenlerinde %48’e çıkmaktadır. rahatsız olmadığını söyleyenler ve memnun olduğunu söyleyenler en fazla ak partili’lerdir.

diğer araştırma merkezlerinin çalışmaları

partilerin seçim beyannamelerinde özgürlük

siyasi partilerin 24 haziran 2018 seçimlerine yönelik beyannamelerinde “özgürlükler” nasıl karşılık buldu?

ak parti

“kronik sorunların üzerine cesaretle giderek toplumsal ve siyasal hayatı normalleştirdik, toplumun kendi değer ve inançlarını yaşayabilmesi, farklı yaşam biçimlerine saygı gösterilmesini garanti altına aldık.
i̇fade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırdık ve basın özgürlüğünü genişlettik. i̇fade hürriyetiyle ilgili suçların tamamına, “eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” kuralını koyduk ve eleştiri hürriyetini teminat altına aldık.
insan hakları alanında önemli reformlar yaptık.
işkenceyi türkiye’nin gündeminden çıkardık.
bm çocuk hakları sözleşmesini göz önüne alarak çocuk hakları konusunda mevzuatta esaslı değişiklikler yaptık.
kadın hakları konusunda çok önemli düzenlemeleri hayata geçirdik
i̇ktidara gelir gelmez, ülkemizin demokratik yapısını ortadan kaldırmaya yönelik terör odaklarıyla daha etkili mücadeleye başladık. vatandaşla teröristi birbirinden ayırmayan ohal uygulaması ile red, inkar ve asimilasyon politikalarına son verdik.
kürt vatandaşlarımızın her türlü insani meselesini demokrasi ve refah sorunu olarak gördük. ortak tarih ve medeniyet birikimiz ile kardeşlik bağlarımızı ön plana çıkardık.
tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla anadillerinde görüşebilmesi, üniversitelerde farklı dil ve lehçelerle akademik çalışmaların yapılabilmesi ve enstitülerin kurulmasını, bunların orta öğretim kurumlarında seçmeli ders olarak okutulabilmesini, vatandaşlarımızın çocuklarına arzu ettikleri isimleri verebilmesini, farklı dil ve lehçelerde eğitim yapan özel okulların açılmasını mümkün hale getirdik, klavyeleri özgür kıldık.
tüm vatandaşlarımızın hakları ve özgürlükler alanında sorunlarını aşma iradesini ortaya koyarak, aidiyet duygusunu güçlendirdik.
sendika özgürlüğünü geliştirdik.
özgürlükçü bir dernekler kanunu ile sendika ve toplu i̇ş sözleşmesi kanununu çıkardık. toplantı ve gösteri hakkının kullanılması imkânlarını genişlettik.
azınlıklara ait cemaat vakıflarının mülk edinmelerinin kolaylaştırılması ve özgürlük alanlarının genişletilmesi konusunda esaslı değişikliklere gittik
neler yapacağız?
haklar ve hürriyetler alanında geçmişte sağladığımız kazanımları kararlılıkla koruyacağız. kapsayıcı ve evrensel değerlere dayalı bir vatandaşlık anlayışı içerisinde, birliğimizi ve bütünlüğümüzü pekiştirmeyi sürdüreceğiz. topluma kimlik ve yaşam tarzı dayatılmasının karşısında olmaya devam edeceğiz.
cemevleri, eğitim sisteminde sağlıklı bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız.
önümüzdeki dönemde de, başta istihdam, iskân ve eğitim sorunları olmak üzere roman vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne hız vererek her türlü ayrımcılık zeminini ortadan kaldıracağız.
gayri müslim vatandaşlarımızın herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakılmaksızın temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve inançlarının özgür bir şekilde yaşamalarının sağlanması hukuk devletinin güvencesi altında olmaya devam edecektir.
çoğulcu, eşitlikçi ve katılımcı demokrasi hedefimiz, türkiye’yi dünya demokrasileri liginde daha da üst sıralara taşıyacaktır.
ak parti olarak kurulduğumuz günden bu yana 3 temel alanda mücadeleyi amaç edindik. bunlar 3y olarak da isimlendirdiğimiz yasaklar, yoksulluk ve yolsuzluktur. 3y’nin temel hak ve özgürlükler alanında önemle üzerinde durduğumuz kısmı yasaklardır. i̇ktidarlarımız döneminde vesayetçi rejimlerin yasakladığı pek çok hususta özgürlük alanını genişlettik ve yasakları hayatımızdan önemli nispette temizledik, önümüzdeki dönemde de temizlemeye devam edeceğiz.
ohal uygulamasını vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerine zarar gelmeden milli güvenliğimizin ve vatandaşlarımızın huzuru tam olarak tesis edilene dek sürdüreceğiz. bu güvenli ortam kurumlar içerisindeki çetelerin temizliğine hız verdiği gibi vatandaşlarımızın huzur ve özgürlüklerini güvenli bir ortamda yaşamalarını garanti altına almaktadır.”

chp

“türkiye’de toplumun etnik, dinsel, mezhepsel ve yaşam tarzı ekseninde kutuplaştırılması, artık sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. tek adam rejimi ve şahsileşmiş parti devletinin, tüm yurttaşlarımızı kucaklamayan, ortak bir paydada buluşturmayan anlayışı, türkiye’yi kalkınmış ve demokratik ülkelerin gerisinde bırakmaktadır. akp’nin cumhuriyet tarihiyle hesaplaşma çabası, ülkenin yetişmiş insan kaynaklarına ve ilerleme motivasyonuna zarar vermektedir. chp, hiçbir yurttaşımızı inancı, kökeni ve kimliği nedeniyle dışlamayacak ve ötekileştirmeyecektir. her bir bireyi demokratik bir yurttaşlık anlayışıyla kucaklayacaktır. özgürlükçü yurttaşlık siyasetimizin ve cumhuriyet anlayışımızın gereği budur.
tek adam rejiminin askıya aldığı ya da ihlal ettiği tüm anayasal ve evrensel hakların yeniden kullanımını sağlayacağız.
başta ohal olmak üzere tüm bu uygulamaları sonlandıracak, yarattıkları tahribatı ortadan kaldıracağız.
yurttaşlara dönük işkenceye varan şiddeti, eziyeti ve onur zedeleyici tüm uygulamaları sonlandıracağız.
20 temmuz dahil tüm darbelerin izlerini silecek, yürürlükte olan darbe yasalarını kaldıracağız.
barışçıl toplantı ve gösteri hakkının hiçbir koşulda kısıtlanmaması ve demokratik tepkilerin özgürce ifade edilmesiyle yetinmeyecek, nefret söylemi ve şiddet çağrısı içermediği sürece en aykırı fikirlerin savunulmasını dahi yasal güvence altına alacağız.
yurttaşlarımızın sindirilmesine, baskı altına alınmasına, suçlulaştırılmasına ve fişlenmesine yönelik yerleşik tüm uygulamalara son vereceğiz.
tarafsız ve sorumsuz bir cumhurbaşkanı için düzenlenmiş cumhurbaşkanına hakaret suçunun, partili ve siyaset yapan bir parti genel başkanına zırh, muhaliflerini yıldırma ve cezalandırma aracı olarak kullanıldığı dönemde yaratılan tüm mağduriyetleri af ve tazmin edeceğiz.
kamu görevlilerine hakaret suçunun ifade ve eleştiri özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde kullanılmasına son vereceğiz.
özgürlükçü demokrasinin teminatı olan örgütlenme hakkının ve örgütlü toplumun önündeki tüm engelleri kaldıracağız.
çoğulculuğu ortadan kaldıran baskıcı ve tekçi iktidar anlayışının ürünü tüm uygulamaları sonlandıracağız.
yurttaşların yaşam hakkının kutsallığından hareketle, tüm kamu pratiklerini bu ilkeye göre tavizsiz bir şekilde düzenleyeceğiz.
polis vazife ve salahiyet kanunu’nu demokratikleştireceğiz.
kolluk kuvvetlerinin, yurttaşların temel insan haklarını hiçe sayacak şekilde orantısız şiddet uygulamasını ve silah kullanmasını engelleyeceğiz.
keyfi bir biçimde uygulanan kamu görevlisine direnme ve hakaret suçunun kötüye kullanılmasına izin vermeyeceğiz.
kişisel verilere hakim kararı olmaksızın erişilmesini engelleyecek, bu yolla elde edilen kişisel verileri yargı kararı ile imha edeceğiz.
kişisel verilerin korunması kanunu’nu evrensel ilkeler çerçevesinde, unutulma hakkını da kapsayacak şekilde düzenleyeceğiz.
bilgi teknolojileri ve i̇letişim kurumu’nun faaliyetlerini özel hayatın korunması ilkesi çerçevesinde yapılandıracağız.
özgür basını yasama, yürütme ve yargıdan sonra, demokrasimizin dördüncü kuvveti haline getireceğiz.
yurttaşların gerçekleri öğrenme hakkının önündeki tüm engelleri kaldıracağız.
i̇nternet ve sosyal medya yasaklarını kaldıracağız.
rtük’ü bir baskı ve sansür aracı olmaktan çıkaracağız.
tutuklu gazeteci ayıbına son vereceğiz.
yazar, gazeteci ve medya çalışanlarının maruz bırakıldığı işten attırma, ambargo, polis baskısı, hukuksuz yargılama, sansür ve hakaret davaları gibi uygulamaların önüne geçeceğiz.
basın mensuplarına karşı işlenen suçları kamu görevlilerine karşı işlenen suçlarda olduğu gibi ağır biçimde cezalandıracağız.”

hdp

“2002 yılında insan hakları vurgusuyla iktidara gelen akp, 16 yıl boyunca yaşam hakkından işkenceye, ifade özgürlüğünden toplanma özgürlüğüne kadar tüm anayasal hak ve özgürlüklerde adeta bir enkaz bıraktı.
15 temmuz darbe girişimini bahane ederek taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri (örneğin avrupa i̇nsan hakları sözleşmesi) askıya aldı. akp’nin militarist, eril ve nefret söylemi içeren dili insan haklarını ihlal edenleri cesaretlendirdi. cezasızlık sistematik hale getirildi. barış isteyen yurttaşlar ve akademisyenler kovuşturmaya uğradı ve tutuklandı.
2018 yılı mart ayı itibariyle türkiye’de cezaevlerinde yaklaşık 225 bin mahkûm bulunmaktadır. cezaevlerinde doluluk oranından ötürü insanlık onuruna aykırı koşullar açığa çıkmaktadır. yurttaşlar adalet isterken, akp halklarımıza yeni cezaevlerini yatırım müjdesi olarak sunmaktadır. cezaevlerinde yoğunlaşan insanlık onuruna aykırı ortam ve muameleler neticesinde, siyasi tutsaklar peş peşe yaşamını yitirmektedir. cezaevlerinde bulunan binlerce siyasi 17 tutsağa rehine muamelesi yapılmaktadır. cezaevlerinde çocuklara yapılan taciz, tecavüz ve kötü muamele korkunç boyutlara ulaşmıştır. hasta mahpuslara sunulması gereken sağlık desteği sağlanmamaktadır.
türkiye’de akp dönemi kadar halkların ayrıştığı, inançların baskı altına alınarak özgürlüklerinin elinden alındığı başka bir dönem olmamıştır. akp’nin inancı siyasete alet eden tavrı ve inançlar arasında ayrımcı yaklaşımı inanç özgürlüğünü engellemekte toplumsal ve inançsal yozlaşmaya sebep olmaktadır.
özgürlükçü laiklik anlayışını ısrarla savunacağız.
i̇nançların devletin tekeline alınmasına son vereceğiz.
i̇nanç ve vicdan özgürlüğünü eşit yurttaşlık temelinde anayasal güvenceye kavuşturacağız.
biz’ler, din, mezhep, felsefi görüş ayrımı yapmaksızın, tüm halkların ve inançların kendilerini özgürce ifade etme hakkını savunacağız.
demokratik anayasa ile din ve devlet ilişkilerini düzenleyen tüm yasal ve kurumsal ilişkileri yeniden organize ederek i̇nanç hizmetleri üst kurulu’nu kuracağız. bu kurulda her inançtan bir temsilci bulunacak.
başta cemevleri olmak üzere, alevilerin bütün ibadet mekânlarını ibadethane olarak tanıyacak ve kamu güvencesi altına alacağız.
her öğrencinin kendi inancı ile ilgili ders alma özgürlüğü olacak.
devlet tarafından el konulmuş vakıf malları ve taşınmazlar iade edilecek, benzer uygulamalara son verilecek ve devletin tasarrufundan doğan maddi zararları tazmin edilecek.
yurttaşların yaşam biçimi ve kıyafetine müdahale edilmesine hiçbir şekilde izin verilmeyecek.
farklı inanç ve halkların kutsal değerlerini ve mekânlarını tehdit eden, kültürel yaşam alanlarını yok eden yapılaşmalar olmayacak.
nefret söyleminin temelinde önyargılar, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, her türlü ayrımcılık, cinsiyetçilik ve homofobi yatar.
i̇nsanların nefret söylemiyle damgalanmasına, suç algısı ve düşmanlık yaratılmasına karşı duracağız ve nefret suçlarının cezalandırılması için çalışacağız.”
bunu da okuyun · mediumeğitim ve seçimler [whatsapp yayını]siyasi partiler, seçim beyanname/bildirgelerinde eğitime ilişkin nelerden söz etti? partilerin eğitime dair vaatlerini…↗

ilginizi çekebilir: 140journos’un benzer diğer içerikleri

bunu da okuyun · mediumAİHM İstatistiklerinde TürkiyeBelgesel] 1959'da Avrupa Konseyi yargı organı olarak kurulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi verilerine göre Türkiye…↗bunu da okuyun · mediumTürkiye ve Dünya Ülkelerinin Hapishanelerinde Kaç Mahpus Var?Türkiye’de ve dünyadaki diğer ülkelerdeki hapishanelerde kaç mahpus bulunuyor?↗bunu da okuyun · mediumTürkiye’nin Basın Özgürlüğü KarnesiUluslararası rapor ve endekslere göre Türkiye’nin basın özgürlüğü karnesi nasıl?↗bunu da okuyunOHAL’in Bilançosu15 temmuz darbe girişimi’nin ardından ilan edilen ve iki yıl süren olağanüstü hal uygulaması süresince en sık gündeme…↗bunu da okuyun · mediumTCK 158'den TCK 299'a: Cumhurbaşkanı’na Hakaret Davalarının Son 30 Yılı1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Devletin Egemenlik Alametlerine ve…↗
↓ daha fazla için kaydır