araştırma arşivi · 2018-02-20

“merkez siyaset”: ak parti’nin seçimler öncesi izlediği yeni politika emareleri

türkiye nisan 2017’de referanduma gittikten sonra bütün siyasi partiler gözünü iki önemli tarihe dikti; mart ve kasım 2019. cumhurbaşkanı…

türkiye nisan 2017’de referanduma gittikten sonra bütün siyasi partiler gözünü iki önemli tarihe dikti; mart ve kasım 2019. cumhurbaşkanı erdoğan “unutmayın, mart 2019, kasım 2019’un işaret fişeğidir, çok çalışacağız.” diyerek yeni hedefi belirledi. “merkez siyaset” dosyasında ak parti’nin 2019 politikalarını inceliyoruz.

editör: can pürüzsüz/140journos, sena macit/140journos, video: ege tatlıcı/140journos, sanat yönetimi: berkant akarcan/140journos, katkıda bulunanlar: fem fahralı/140journos stajı

mevcut ak parti politikaları

ak parti 2002’den bu yana sağ siyasetin alternatifsiz en büyük partisi olarak kalmayı başardı. 2002–2017 arası bu süreci, birikim dergisi’ndeki yazısında fethi açıkel üç ideolojik döneme bölerek tanımlıyor. bunlar:

2019’a giderken muhalefet partileri

“cumhur ittifakı”nı açıklayan devlet bahçeli liderliğindeki mhp, yoluna ak parti ile devam etme kararını aldı. 8 şubat 2018 itibariyle hdp’nin 9 milletvekili tutuklu durumda. partinin eş genel başkanlığına pelvin buldan ve sezai temelli seçildi. chp kanadına baktığımızda 36. olağan kurultayında kemal kılıçdaroğlu, rakibi muarrem ince’yi yenerek bir kez daha genel başkanlık koltuğuna oturdu. saadet partisi cephesinde ise bazı kıpırdanmalar ve chp ile görüşmeler olsa bile 2019 seçimlerini kazanabilmek için gereken büyük bir stratejik atak henüz gözlemlenebilmiş değil. ancak mhp’de gün yüzüne çıkan parti içi çıtırdama sesleri resmi olarak bir kopuşla sonuçlandı ve meral akşener, 25 ekim 2017 tarihinde iyi parti’yi kurarak oyuna dahil oldu. şu an için anket sonuçları akşener’in chp ve mhp oylarını böldüğünü gösteriyor. ancak akşener’in cumhurbaşkanlığına aday olacağını açıklaması ve iktidar hedefinde olduklarını vurgulamasını göz önünde bulundurarak iyi parti’nin ak parti seçmenlerini de kendi tabanlarına katmak istediklerini söylemek mümkün.

16 nisan’ın ardından ak parti

ak parti tarafında ise referandum sonrası bir iç değerlendirme dönemi başladı. 16 nisan 2017 tarihinde gerçekleşen referandumda “evet” oyunun fazla çıkmasına karşın 3 büyükşehirde “hayır” oyunun çoğunlukta olması dikkat çekti. cumhurbaşkanı erdoğan bu durumu “metal yorgunluğu” olarak tanımladı, çok daha dinamik bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu belirtti ve ak parti’de yaşanılacak değişimlerin sinyalini böylece vermiş oldu.

bunu da okuyunpartili cumhurbaşkanı: erdoğan’ın dönüşücumhurbaşkanı seçilmesiyle partisiyle bağı kesilen erdoğan, ağustos 2014'ten itibaren cumhurbaşkanının devletin karar…

gazeteci ruşen çakır ise bu durumu metal yorgunluğunun ötesinde ideolojik ve politik anlamda bir tıkanmışlık olarak yorumladı. peki bu şartlar altında ak parti 2019 seçimlerine giderken nasıl bir strateji izleyecek, “sağ kanada taze kan gelmesine” karşı aksiyonu ne olacak?

nisan 2017 tarihinden şubat 2018 tarihine kadar yapılan değişiklikleri inceleyerek “ak parti 2019 seçimlerine giderken ‘merkez siyaset’i mi önceliyor?” sorusuna cevap bulmaya çalışacağız.

siyasette atatürk ile görünürlük

uzun yıllar özellikle ak parti ve chp arasında büyük sürtüşmelere neden olan “atatürk ve atatürkçülük” konusu 2017’de bir kez daha gün yüzüne çıktı. ak parti’nin atatürk’le ilgili yeni bir politika izleyeceği tespiti ilk olarak 29 ekim resepsiyonuna katılan gazeteci abdulkadir selvi’den geldi. 10 kasım tarihi yaklaşırken konuya ilişkin tartışmalar arttı: ak parti beşiktaş ilçe teşkilatının “10 kasım’da anıtkabir’deyiz” pankartlarını hazırlaması ve hükümete yakınlığıyla bilinen medya organlarının gazete manşetleri sosyal medyada gündem oldu.

cumhurbaşkanı erdoğan 10 kasım atatürk’ü anma töreninde “bugün hala atatürk’ün mirasçı olduğu iddiasındaki chp’nin atatürk’le zaten çok daha önceden zayıflamaya başlamış olan ilişkisi 10 kasım 1938’de tamamen kesilmiştir. (…) şimdi birileri çıkmış, biz atatürk’e atatürk dedik diye kendilerine göre bir sürü senaryo yazıyor. cumhuriyetimizin kurucusunun adı gazi mustafa kemal atatürk ise, bizim bunu ifade etmemizden daha tabii ne olabilir? chp gibi amorf bir partinin atatürk’ü milletimizden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz, bu da böyle biline. hele hele atatürk’ün özellikle bunların o zihinsel fetişizmine kurban edilmesine de hiç rıza göstermeyeceğiz. onu kurtuluş savaşımızın gazisi, milletimizin mustafa kemal’i ve cumhuriyetimizin atatürk’ü olarak tüm yönleriyle anlayacak ve anlatacağız. bundan hiç kimsenin rahatsız olmaması, tam tersine ülkemizin bu olgunluğa ulaşmasından dolayı herkesin memnuniyet duyması gerekir.” diyerek chp’ye yüklendi.

muhalefet ise gelişmelere “bu davranışların kaynağının atatürk sevgisi değil oy arayışı olduğu” gerekçesiyle tepki gösterdi. chp grup başkanvekili özgür özel konu hakkında “cumhuriyet halk partisi ile atatürk arasındaki bağ ne 10 kasım’da ne de hiçbir zaman kopmamıştır. recep tayyip erdoğan ile atatürk arasındaki bağın ise 16 nisan referandum sonuçlarından sonra kurulduğunu da sağır sultan da bilmektedir.” diyerek ak parti’yi eleştirdi. meral akşener ise “2010 referandumunda fetöcü oldular, 2011 seçimlerinde pkk ile eş oldular, 16 nisan referandumunda da abiler türk milliyetçisi oldular, yediniz mi? şimdi de bir şey oldu hepsi iyileşti, hep hastaydılar biliyorsunuz 10 kasımlarda 29 ekimlerde, hepsi turp gibi oldular. şimdi de atatürkçü oldular atatürkçü.” diyerek polemiğe dahil oldu. hdp parti sözcüsü ayhan bilgen ise “geçtiğimiz seçimlerde bize nasıl kur’an sallayarak siyaset yaptıysanız, önümüzdeki seçimlerde de nutuk sallayarak siyaset yapabilirsiniz, tercih sizin.” yorumunda bulundu. ak parti ve mhp tarafından bu yorumlara yanıt gecikmedi. başbakan binali yıldırım ve devlet bahçeli taraflarından atatürk’ün hiçbir kurum ve kuruluşun tekelinde olmadığı vurgusu yapıldı. binali yıldırım “bre ahmaklar, akp kurulduğu günden beri anıtkabir’e gidiyor. kaldı ki ak parti’nin atatürkçülüğünü kanıtlama gibi bir ihtiyacı yoktur.” derken, devlet bahçeli ise “atatürk’e alaka yükseliyormuş. ne var bunda? olması gereken bu değil mi?” açıklamasında bulundu.

büyükşehirlerde yeni figürler yeni politikalar

cumhurbaşkanı erdoğan’ın “metal yorgunluğu” söylemi ve daha dinamik bir yapı ihtiyacından en çok etkilenen kurumlar hiç kuşkusuz yerel yönetimler oldu. ak partili belediyelerden peşi sıra istifalar geldi.

bunu da okuyunyerel yönetimlerdeki istifalarcumhurbaşkanı erdoğan’ın “metal yorgunluğu” söylemi üzerine ak partili belediyelerden peşi sıra istifalar geldi.

peki istifaların ardından neler oldu? başkente baktığımızda yeni büyükşehir belediye başkanı mustafa tuna’nın ilk icraatlarından biri büyükşehir belediyesi kadrosunda önemli değişiklikler yapmak oldu. melih gökçek’e yakın isimlerin istifası istendi, ayrıca gökçek’in meşhur “fışkiye”si, dinazorlar, futbolcu heykelleri ve kızılay’daki ışıklı lale heykeli kaldırıldı. gazeteci mehmet tezkan bu durumu köşe yazısında “melih gökçek’in izleri silinmeye çalışılıyor” olarak yorumladı. ancak yeni belediye başkanı bu iddiaları yalanladı.

bir diğer icraat ankaralıların en çok yakındıkları konulardan olan ulaşım alanında oldu. ulaşım fiyatlarına 2018 yılında zam yapılmayacağını açıklayan tuna, bununla birlikte toplu taşımanın gece saatlerinde de devam edeceğini bildirdi. ek olarak gökçek dönemindeki metrolarda canlı müzik yasağı da kaldırıldı. diğer bir yandan, 16 ilçede suya %5 oranında indirim yapıldı.

zaman zaman tartışma konusu olan, melih gökçek’in “en büyük hayalim” olarak nitelediği dev proje ankapark için de açıklamalarda bulunan tuna, projenin %90’ına yakın bir kısmının tamamlandığını ancak işletmeci firma bulmakta zorlanıldığını belirtti. böyle büyük ve detaylı bir projenin işletmeciliğini belediyenin yapmasının uygun olmadığını söyleyen tuna yasa değişikliği ile anlaşma yapılan işletmeciye vadedilen işletim süresinin uzatılması adına çalışmalar yapıldığını açıkladı.

istanbul’a baktığımızda kadir topbaş’ın boşalan koltuğuna oturan yeni büyükşehir belediye başkanı mevlüt uysal’ın da yönetimde yeni atamalar yaptığını görüyoruz. bununla beraber istanbul’da kadir topbaş döneminde ihalesi yapılan projeler de tek tek rafa kaldırılıyor.

aralarında kaynarca-pendik-tuzla ile ümraniye-ataşehir-göztepe metrolarının bulunduğu 6 metro ihalesi ekonomik nedenlerle iptal edildi. yapılan bu iptaller sonucu 1 milyar 300 milyon liralık kamu zararı oluştu. bu zarar, kamuoyunda “ihalelerde yolsuzluk mu yapıldı?” sorusunu gündeme getirdi. chp’li av. tamer kazanoğlu zararın halkın sırtına yüklendiğini belirtirek, kadir topbaş ve melih gökçek hakkında dava açtıklarını bildirdi. maden mühendisleri odası istanbul şube’den mehmet makar ise iptal edilen metro projelerinin olduğu gibi bırakılması halinde çökme riski oluşabileceğini söyledi.

ayrıca kadir topbaş’ın “ustalık eserim” olarak tanımladığı haliç-unkapanı sualtı karayolu tüneli projesi de rafa kaldırılan projeler arasında yerini aldı. mevlüt uysal konu hakkında “başlamamış bir şeyi bir başkasının ustalık projesi olarak yapmak yeni gelenin görevi değildir diye düşünüyorum. başlamış da yarıya gelmiş olsaydı evet o ustalığı devam ettirebilirdik ama o zaman o projeye benim bir şeyler ekleyip benim ustalığım demem lazım. dolayısıyla şu anda baktığımız zaman istanbul’da ondan öncelikli yapmam gereken şeyler olduğunu düşünüyorum.” dedi.

bunlara ek olarak “bodrum plajlarını istanbul’a getirmeyi” amaçlayan yeşilköy sahil projesi, sefaköy-başakşehir havaray sistemi ile haliç’in iki yakasını birleştirmesi planlanan pierre loti-miniatürk teleferik projeleri de iptal edildi. kamuoyunda çok eleştirilen yedikule bostanları projesinde ise değişikliğe gidildi; eski projede yer alan restoran kafe ve otopark gibi alanlar yerine yeni projede daha çok sera, pazar, çocuk oyun alanı, şifalı bitkiler bahçesi gibi alanlara yer verildi.

doğu ve güneydoğu’da kayyumlar aracılığıyla yeni yatırımlar

2016 yılında doğu ve güneydoğu’da 28 belediyeye atanan kayyumlar son hızla yeni icraatlar gerçekleştirmeye devam ediyor. sabah gazetesi’nin 19 aralık 2017 tarihli haberine göre kayyum belediyelerin yaptığı toplam yatırım tutarı 2,3 milyar doları geçerken 650 milyon liralık borç da ödendi. 16 nisan referandumunda kayyum atanan belediyelerde, 1 kasım 2015 seçimlerine kıyasla ak parti’nin oy oranlarında artış yaşanması, “bu yatırımların meyvesi” olarak yorumlandı.

cumhurbaşkanı erdoğan konu ile ilgili “artık eski güneydoğu yok. biz doğu ve güneydoğuda bütün kentsel dönüşüm çalışmalarımızla yeni bir atmosfer oluşturuyoruz. oralarda şimdi geceleri sokağa çıkmamak gibi bir şey yok. artık benim vatandaşım geceleri de oralarda sokağa çıkabiliyor. bize oralardan güzel haberler müjdeler geliyor. bakın biz şimdi oralarda kongrelerimizi yapıyoruz. ben de bizzat katılacağım. dilerim diğerleri de katılır.” açıklamasında bulundu.

ak parti genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü mahir ünal ise “biz en başından beri 3 şeyi yapmaya çalışıyoruz: bölgesel kalkınma, demokratikleşme ve terörle mücadele. şimdi bölgesel kalkınma açısından bizim bölgeye yaptığımız yatırımlar ortada, yani 35 milyarın üzerinde bölgeye yatırım yaptık. helalii hoş olsun. aynı zamanda pozitif ayrımcılık da yaptık, çünkü uzun yıllar hizmet gitmediği için, hastanelerinden üniversitelerine, havaalanlarından duble yollarına kadar herşeyin yapılması gerekiyordu ve yapıldı. dolayısıyla bölgesel kalkınma açısından yapılması gereken şeylerin çoğu yapıldı.” dedi.

avrupa ile yeniden diyalog

2016 yılı içerisinde gündeme gelen vize serbestisini, avrupa birliği ülkeleri ile çeşitli diplomatik krizler takip etti. türkiye-avrupa ilişkilerini çıkmaza sokan ve vize serbestisini en çok zorlayan başlık “terör”ün tanımı konusunda uzlaşı sağlanamaması. ab, vize serbestisi için türkiye’den terörle mücadele yasasının avrupa birliği’ne uyumlu hale getirilmesini istiyor.

bunu da okuyun“mein land”: türkiye ve ab ülkeleri arasındaki diplomatik krizlermart 2016'da imzalanan mülteci geri kabul anlaşmasına göre, yunanistan’dan türkiye’ye getirilecek her mülteci…

vize serbestisi ile ilgili dışişleri bakanı mevlüt çavuşoğlu 6 şubat 2018 tarihinde açıklama yaparak ab’nin türkiye’den yerine getirilmesini istediği 72 kriterin tamamlandığını ve dosyanın ab’ye gönderildiğini ifade etti. sofya’da düzenlenen avrupa birliği gayrıresmi dışişleri bakanları toplantısında da türkiye’ye vize kolaylığı konusu görüşüldü. belçika dışişleri bakanı didier reynder konu ile ilgili “türkiye yasayı ab değerleriyle uyumlu hale getirirse, vize kolaylığı konusunda ilerleme sağlanır.” dedi.

15 şubat 2018 tarihinde almanya başbakanı angela merkel ile binali yıldırım bir araya geldi. afrin harekatı, terörle mücadele ve gazeteci deniz yücel’in tutukluluğu konularında görüşen ikili görüşmenin ardından basın açıklaması yaptı. söze başlayan merkel “ikili ilişkilerin çok zor günler geçirdiğini ve halen zorlu dönemlerin olduğunu ancak bu şekilde bir araya gelmenin çok güzel olduğunu” belirtti. “deniz yücel’in tutukluluğunun almanya için büyük bir önem arz ettiğini” söyleyen merkel “ayrıca hukuk ilkelerinin de masaya yatırıldığını ve iki ülkenin zor dönemlere rağmen ortak çıkarlarının olduğunu” ifade etti. türkiye’nin her ülke gibi güvenlik açısından kendi çıkarlarını gözetmek durumunda olduğunu söyleyen almanya başbakanı, “nato içerisinde abd ile ilişkiler açısından belli kaygılarımız var. burada herşeyin olumlu seyretmesini umuyoruz” dedi. mülteciler konusuna da değinen merkel “türkiye’nin mülteciler konusundaki çabasının daima takdir edilmesi gerektiğini” söyledi ve ab fonlarının bir an önce ödenmesi gerektiğini de ekledi. binali yıldırım ise “pyd/ypg terör örgütüdür. aslında ypg, pyd pkk’nın suriye şubesidir. bunu ingiltere de söylüyor, bunu amerikan istihbarat örgütü de söylüyor. dolayısıyla isimleri ne olursa olsun, bunların amacı bölgede huzur bozmak ve yeni sorun alanları oluşturmak. bu mücadeleyi verirken dostlarımızı daha fazla yanımızda görmeyi arzu ediyoruz.” ifadelerini kullandı. ertesi gün (16 şubat 2018) deniz yücel tahliye edildi.

ilginizi çekebilir

bunu da okuyunmuhafazakar demokratimam hatip liselerinin yaygınlaşması, eğitim müfredatında değişiklikler, internetteki yasaklamalar, karma eğitime ve…bunu da okuyunerdoğan sözlüğürecep tayyip erdoğan’ın gerek siyasi literatüre, gerekse günlük yaşantımıza kattığı, en sık kullandığı kelimelerin…bunu da okuyunrecep “trump” erdoğancumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan ve amerika birleşik devletleri’nin yeni başkanı donald trump’ın bazı söylemleri…