araştırma arşivi · 2017-11-24

“milliyetçi kalkınma partisi”

mhp, bugüne kadar iktidar ile hangi konularda ve ne söylemler üzerinden ortaklaştı? bahçeli’nin hükümete desteğinin gerekçeleri neler?

“milliyetçi kalkınma partisi”

mhp, bugüne kadar iktidar ile hangi konularda ve ne söylemler üzerinden ortaklaştı? bahçeli’nin hükümete desteğinin gerekçeleri neler?

editör: can pürüzsüz/140journos · video editing: serkan arslan/140journos stajı · katkı sağlayanlar: deniz çakır/140journos stajı, burak şahin/140journos stajı

bahçeli yönetimdeki mhp’nin iktidar ile benzer söylemler içerisine girdiği konuları 4 ana başlık altında inceliyoruz:

ilginizi çekebilir

bunu da okuyuninceleme: “cumhuriyet kalkınma partisi”ana muhalefet partisi chp, bugüne kadar iktidar ile hangi konularda ortaklaştı?

15 temmuz darbe girişimi, 16 nisan referandumu, 24 haziran seçimleri

bahçeli, 15 temmuz gecesi, gelişmeleri mhp’nin ankara balgat’taki genel merkez binasında takip etti. darbe girişiminin ilk dakikalarında kurmaylarına başbakan’a ulaşmak istediğini söyledi. başbakan ile temas kurmaya çalışıldı ancak bu mümkün olmadı. mhp lideri özel kaleme başbakan’a iletilmek üzere şu mesajı aktardı: “biz bu yaşananlara karşı, siyasi iktidarın yanındayız.”

muhalefet cephesinden hükümete iletilen bu ilk destek mesajının, darbe girişiminin olumsuz sonuçlanmasında etkili olduğunu düşünenler “muhalefetin darbeye karşı demokrasinin yanında durduğunun anlaşılması, darbecilerin moralini bozdu, mücadele eden polise ise moral verdi” görüşünde. (kaynak)

bunu da okuyuninceleme: 15 temmuz darbe girişimi gecesi kim, kiminle, neredeydi, ne yapıyordu?

darbe girişimi sonrası, 11 ekim 2016 günü bahçeli, mhp grup toplantısındaki sözleriyle başkanlık sistemi tartışmalarını yeniden kamuoyu gündemine taşıyacaktı:

“en doğru, en sağlıklı olanı, sayın cumhurbaşkanı’nın fiilli başkanlık zorlamasından vazgeçmesi, yasa ve anayasal sınırlarına çekilmesidir. şayet bu olmayacaksa, ikinci olarak, fiili durumun hukuki boyut kazanabilmesinin süratle yol ve yöntemlerinin aranmasıdır.akp, hazırda tuttuğu veya üzerinde çalıştığı bir anayasa hazırlığı varsa, mutabık kalınan daha önceki maddeleri de ihtiva etmek kaydıyla tbmm’ne getirmelidir.

“cumhurbaşkanlığı sistemi”ni öngören anayasa değişikliği teklifi, 10 aralık günü ak partili 316 vekilin imzasıyla tbmm başkanlığı’na sunuldu ve 21 ocak 2017 günü tbmm genel kurulu’nda 339 oyla; 16 nisan’daki halk oylamasında da %51 oranında evet oyuyla kabul edildi.

bunu da okuyun · medium140journos’tan 16 nisan referandumu dosyaları

ulaştırma, denizcilik ve haberleşme bakanı ahmet arslan, bahçeli’nin bu süreçte izlediği siyaseti şu sözlerle yorumluyor:

“99–2002 arasında hükümette sorumlu makamda bulunduğu için, iki başlılığın bu millete ne kadar zarar verdiğini bildiği için de dedi ki ‘ ben ak parti ile ortak hareket edeceğim. devlet bahçeli’ye teşekkür ediyoruz. sorumluluk alırsanız, devlet idare etmenin sorumluluğunu ne olduğunu bilirseniz, ona göre davranırsınız. sayın bahçeli, bu ülkede devlet idare etmiş, dolayısıyla devleti idare etmenin, hükümet olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu biliyordu.”
bunu da okuyuninceleme: partili cumhurbaşkanı “ erdoğan’ın dönüşü”

bahçeli, gerek 16 nisan’a giden günlerde, gerekse de yeni seçimlere giden süreçte, ak parti’ye desteğini, diğer muhalefet partileri ve liderlerinin pozisyonu üzerinden de konumlandırdı:

“eğer doğu perinçek ve hayırcı yoldaşları ile recep tayyip erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa kesinlikle ve istisnasız sayın erdoğan’ı tercih edebileceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalı.”
“şayet önümüzdeki siyasal süreçte bloklaşma sertleşir, cepheleşme keskinleşirse, chp, yanına hdp ve diğer yedeklerini alıp 16 nisan’ın rövanşını almak için çalışmalarına hız verirse, milliyetçi hareket partisi buna duyarsız ve tepkisiz kalmayacaktır. istikrarsızlıktan ve kaostan beslenenlerin, 15 temmuz’dan bu yana sürdürdüğümüz ilkesel duruşumuzu bozmasına müsaade etmeyeceğiz. dedik ki; bu durum karşısında partimiz; 7 ağustos yenikapı ruhu ve 16 nisan halkoylaması şuurunun gereği olarak adalet ve kalkınma partisi’yle cumhurbaşkanlığı hükümet etme sistemini 2019'da tam manasıyla tesis etmek maksadıyla, sonuna kadar birlikte ve yan yana mücadelesini sürdürecektir.”

2019'da cumhurbaşkanlığı için mhp’nin aday göstermeyeceğini açıklayan devlet bahçeli, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk seçimi için “cumhur ittifakı”nı gündeme getirdi. mhp ve ak parti arasında kurulan bu ittifak, 2018'de yapılan erken genel seçimde meclis çoğunluğunu elde etti.

meclisteki ‘kritik’ oylamalar

mhp, hükümete yönelik muhalefet gösterdiği dönemde de, meclis’te yapılan tezkere, 2007'deki cumhurbaşkanlığı ve 2008'deki başörtüsü düzenlemesi oylamalarında ak parti ile ortak hareket etmişti.

bahçeli, 2008'de 411 milletvekilinin desteğiyle meclisten geçen başörtüsü düzenlemesine yönelik desteğini “bir kimsenin başının örtülü olması nedeniyle, yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılamayacağını” ifade ederek açıklarken; 2013'te de meclise başörtülü vekillerin girişi hakkında “mhp, hanım arkadaşlarımızın başörtüsüyle meclise gelmelerine taraftardır.” diyecekti.

bunu da okuyuninceleme: dünden bugüne başörtüsü yasağı

bahçeli, vatan gazetesi yazarı murat çelik’in 2013'te kendisine yönelttiği “kritik bazı oylamalarda verdiğiniz destek nedeniyle muhattap olduğunuz ‘iktidarın gizli ortağı’ gibi eleştirilere ne diyorsunuz?” sorusuna cevaben “ülkenin menfaatleri gerekçesiyle yaptık” dedi.

“2007'de 367 tıkacını biz çekmemiş olsak, o gerilim 2011'e nasıl yansırdı? bunları kimse düşünmüyor, konuşmuyor.” — devlet bahçeli, gazeteci murat çelik’in sorusuna cevaben

tbmm’de 11. cumhurbaşkanı’nın seçilmesine yönelik yapılan oylamalar için yargı organları 367 milletvekili oturumlara katılmadı” kararını vermişti. o dönem ak parti, chp, dyp ve anap’tan oluşan tbmm’ye 22 temmuz 2007 erken genel seçimleri sonrası mhp, dsp ve dtp kökenli bağımsız vekiller de girmişti. mhp, genel seçim sonrası yeniden yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi için kendi adayını çıkartmış ve oturumlara dahil olmuştu.

3 kasım 2002'den 1 kasım 2015'e seçimler

2001 ekonomik krizini 2002 yılında başbakan bülent ecevit’in sağlığının bozulması, dsp içerisinden istifalarla yeni türkiye partisi’nin kurulması gibi gelişmeler izledi. dsp-mhp-anap koalisyon hükümetinin başbakan yardımcısı olan devlet bahçeli, 3 kasım 2002 tarihinde erken genel seçimler olmasına yönelik çağrıda bulundu ve çağrı tbmm’de yapılan oylamada olumlu karşılık buldu. bahçeli’nin bu sürpriz çağrısı, bugünün türkiye’sinde muhalefetin bir kısmı tarafından “ak parti’nin önünü açan karar” olarak eleştiriliyor.

3 kasım 2002'de tek başına iktidara gelen ak parti, 7 haziran 2015 seçimlerinde tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edemedi. seçim gecesi, bahçeli “mhp, şerefi ve haysiyetiyle, ilkeli ve dürüst politikalarıyla mecliste denetimi esas alan bir ana muhalefet partisi görevini de üstlenmeye hazırdır.” diyerek chp ve hdp ile koalisyon kapılarını kapattı. koalisyon görüşmeleri sırasında mhp’nin tavrı, kamuoyunun bir kısmında eleştiri konusu oldu ve “ak parti’ye örtülü bir destek” olarak nitelendirildi. bahçeli ve kurmayları, bu dönem kendilerine yöneltilen “hayırcı” ifadesine karşı, yaptıkları açıklamalarında mhp’nin hdp ile yan yana gelemeyeceğini vurguladı.

bunu da okuyuninceleme: iki sandık arası “başkanlık sistemi”

chp ve ak parti arasındaki iştikşafi görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması sonrası, bahçeli ve davutoğlu bir görüşme gerçekleştirdi. bahçeli, bu görüşmede davutoğlu’na dört başlıkta dosyalar sundu:

bunu da okuyuninceleme “iki nevruz arası: çözüm sürecinin en kritik yıllarının özeti”

bahçeli’nin gündeme getirdiği bu konular, 7 haziran ve 1 kasım 2015 seçimleri sonrası, iki parti tarafından da desteklenen politikalara dönüştü. “çözüm süreci” sona ererken, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması da 2016 mayıs’ta meclis genel kurulu’nda oylandı. dokunulmazlıklar, ak parti, chp ve mhp’nin evet oylarıyla kaldırıldı; hdp eş genel başkanları 4 kasım tarihinde gözaltına alındı.

bunu da okuyun · mediuminceleme: “1990'lardan bugüne devreden bir tartışma: milletvekili dokunulmazlığı”

dış politikada türkiye’ye yönelik tavırlar

terörle mücadele kanunu, 2016 yılında avrupa birliği’nin vize serbestisine ilişkin değiştirilmesini istediği; buna karşın hükümetin bu talebi kabul etmediği bir konu başlığı olarak yeniden siyaset gündemine girdi. bahçeli, ab’nin “vize serbestinin sağlanması için terörün tanımını değiştirin” söylemi karşısında “terörle mücadeleyi engelleme çabası” değerlendirmesinde bulundu.

bunu da okuyuninceleme: geri kabul anlaşması ve vize serbestisinin geçmişi

avrupa’da 16 nisan referandumu mitinglerinin engellemesine yönelik alınan kararlar sonrası, bahçeli’den hükümete destek geldi. erdoğan “ben istersem yarın gelirim ve kapıdan da sokmadığınız zaman ve ya konuşturtmadığınız zaman da ben dünyayı ayağa kaldırırım.” açıklamasında bulunurken bahçeli ise “alman, hollanda, avusturya yönetiminin tutumları değişmediği takdirde cumhurbaşkanı eğer avrupa’ya gidecekse, onu yalnız bırakmayacağım” dedi.

bunu da okuyuninceleme: türkiye ve ab ülkeleri arasındaki diplomatik krizler

türkiye’nin rusya ile ilişkilerinin bozulduğu dönem, rusya ışid petrolünün türkiye tarafından satıldığı suçlamasında bulunmuş; erdoğan “daiş’in petrollerini türkiye’nin satın aldığını söylemek, böyle bir iftirayı türkiye’ye atma hakkına kimse sahip değildir.” derken devlet bahçeli de konuya ilişkin açıklamasında “rusya devlet başkanının sözlerine bakarak erdoğan ve ailesini petrol kaçakçısı olarak görmemiz eşyanın tabiatına aykırıdır.” ifadelerini kullanmıştı.

bunu da okuyuninceleme: türk dış politikasında alternatif güzergah arayışları - rusya

mhp lideri bahçeli, katar ile diğer körfez ülkeleri arasındaki kriz sırasında hükümetin attığı adımlar ve söylemlere ilişkin de ‘doğru hamleler’ diyerek destek verdi: “doha’da üs kurmak, körfez ülkelerine müdahalede bulunmak şeklinde yorumlanmamalıdır. doha’ya şam’a, bağdat’a, ankara’nın milli ülküleri ile yaklaşıyoruz. malum çevrelere sormak istiyorum; türkiye’nin bölgede pozisyon alması gözünüze batıyor da birçok ülke niçin dikkatlerinizden kaçıyor, kimlere sözcülük yapıyorsunuz. eğer yürekliyseniz, minderden kaçmayacaksanız, abd’ye ‘ne işiniz var ortadoğu’da’ deyin de endamınızı görelim.”

bunu da okuyuninceleme: türk dış politikasında alternatif güzergah arayışları — körfez ülkeleri

“bir gece ansızın gelebiliriz” türkiye’deki milliyetçiler arasında sloganlaşan bu söz, suriye ve ırak’taki gelişmeler sonrası erdoğan’ın farklı tarihlerdeki açıklamalarında da yer aldı. bölgedeki pkk ve ışid faaliyetlerine yönelik türk silahlı kuvvetleri’nin olası operasyonlarının konuşulduğu; barzani’nin referandum kararının gündem olduğu günlerde erdoğan’dan duyulan bu sözü, bahçeli’nin konuya ilişkin değerlendirmesi izledi: “sayın cumhurbaşkanımızın suriye ve ırak’ta takip etmiş oldukları politikalarda bir tutarlılık görülmektedir.”

bunu da okuyuninceleme: kuzey ırak’la ilişkilerin son 30 yılı

bahçeli, erdoğan’ın abd’ye ziyareti öncesi “cumhurbaşkanının arkasında türk milleti vardır. hiç kimse gaflete düşüp türkiye’yi küçümseme yanlışına düşmemeli. cumhurbaşkanımız arkasına milletimizin duasını alarak muhattaplarının karşısına çıkacak.” dedi. washington’daki türk büyükelçiliği önünde erdoğan’ın korumalarının dahil olduğu kavgaya yönelik ise “sayın cumhurbaşkanı’nın abd ziyareti esnasında türk güvenlik görevlilerine kaba, sert, saldırgan ve saygısız muameleler hiçbir vatan evladının gözünden kaçmamıştır.” değerlendirmesinde bulunurken erdoğan da yaşananlara “bizim evlatlarımızı tutukluyorsun, pkk teröristlerini aradan birkaç gün geçince serbest bırakıyorsun, o evlatlarımız hala içeride.” şeklinde tepki gösterdi.

bunu da okuyuninceleme: suriye’nin kuzeyi’nde 2012'den beri neler oluyor?

iki lider, abd’nin pyd ve gülen’e yönelik kararlarını benzer söylemlerle eleştirdi: bahçeli, “pyd, ypg, pkk’ya silah veriyorsunuz, teröristbaşı gülen’in pensilvanya’daki çiftliğinde bakım ve korumalığını yapıyorsunuz. bu ne yüzsüzlüktür?” derken, erdoğan konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “meşru müdafaa hakkımızı, devletimizin ve milletimizin bekası için atacağımız adımları engellemek isteyenlere mesajım şudur: suriye’de kendisine, yolda seçtiğiniz terör örgütüyle sizin nasıl bir geleceğiniz olur, onu bilmiyorum ama ülkemize saldırıp sonra da arkanıza sığınan terör örgütüyle yol yürüdüğünüz sürece bizimle bir geleceğiniz olmayacağını da çok iyi bilmelisiniz. aynı şekilde ülkemizde darbe teşebbüsünde bulunan bir diğer terör örgütünün elebaşını ve mensuplarını ısrarla topraklarınızda barındırmaya devam ederek, türkiye’nin gönlünde onulmaz yaralar açıyorsunuz.”

bunu da okuyuninceleme: “gülen’in sabıka kaydı” hangi olaylardan sorumlu?

abd’nin istanbul başkonsolosluğu çalışanı metin topuz’un cep telefonunu notayla istemesi karşısında erdoğan, “fetö ile irtibatı ya da iltisakı sebebiyle bir kişiyi gözaltına alıyorsunuz, kendisini istemeye yüzleri tutmadığı için olsa gerek ‘diplomatik dokunulmazlığı var’ diye telefonuna sahip çıkıyorlar. böyle bir şey de yok. belki yutarlar diye buradan giriyorlar. kime neyi yutturuyorsun?” dedi. bahçeli ise konuyu şu sözlerle gündemine aldı: “darbecileri türkiye’ye vermeyen abd, kala kala telefona mı kalmış, gözü telefona mı takılmıştır? madem telefon bu kadar değerlidir, o zaman verin hain gülen’i alın telefonunuzu, üstelik tepe tepe kullanın, sabahlara kadar işid’den fetö’ye, pkk’dan ypg’ye kadar önünüze gelen terör örgütüyle konuşun, özlem giderin. kontörünüz biterse yüksünmeden, milletvekili maaşımdan fedakârlık yaparak, kişisel harcamalarımdan kısarak, söz veriyorum ben size göndereceğim. yok, telefonu alamazsınız, hükümet buna aldırış etmezse, hemen yaka silkmeyin, yine sözüm söz olsun, yeni bir telefon alıp kargoya vereceğim ve rakka’ya göndereceğim. nasılsa anında elinize geçer.”

metin topuz’un gözaltına alınması sonrası gelişen vize krizinde, yaşananlardan abd büyükelçisi john bass’i sorumlu tutan erdoğan, “eğer koskoca amerika birleşik devletleri’ni ankara’daki büyükelçi yönetiyorsa yazıklar olsun.” diyerek tepkisini gösterdi. bahçeli, “ülkemizde bulunan yabancı diplomatlar haddini bilecek, görev ve sorumluluklarının hudutlarından taşmayacaktır.” dedi.

abd ile gerilim yaşanan bir diğer konu rıza sarraf (reza zarraf) tutukluluğu. erdoğan, konuyu “rıza zarrab’la ilgili atılan adımlar, bunları biz adil yaklaşım tarzları olarak görmüyoruz” ve “bu işlerin arkasından çok pis kokular geliyor” ifadeleriyle değerlendirmişti. bahçeli de konu hakkında “abd burada bazı konularda türkiye üzerinde baskı mı yaratmak istiyor? abd’nin, kendi hükümranlık alanında işlenmemiş bir suç için bir dava açma gibi bir yetkiyi kendisinde nasıl göryor? abd’nin böyle bir hakkı yok. ben olsam abd’ye notayı 50 tane verirdim. senfoni orkestrası kurardık o notalarla” değerlendirmesini yaptı.