Akademik araştırmaların ve istatistiksel verilerin ışığında Türkiye’deki mevsimlik tarım işçiliğinin sebeplerinin başında zorunlu göç ve sürgünler ile tarım topraklarının daralmasıyla köylülerin birinci alternatif olan mevsimlik işçiliğe yönelmeleri geliyor.
Yazı: Berk Çetin · Fotoğraflar: Çağdaş Erdoğan · 140journos · Temmuz 2015
Türkiye’de mevsimlik işçi olgusu, olumsuz çalışma ve yaşam koşullarının yanında sebepleri itibariyle de başlı başına büyük bir sorunsal. Akademik araştırmaların ve istatistiksel verilere göre Türkiye’deki mevsimlik tarım işçiliğinin sebeplerini şöyle sıralamak mümkün: Terörden veya aşiret kavgalarından kaynaklı zorunlu göçler ve sürgünler, doğal olaylar sonucu veya insan eliyle tarım arazilerinin daralmasından dolayı köylülerin sahip oldukları verimli toprakları kaybetmesi ve birinci alternatif olarak mevsimlik işçiliği görmeleri ve büyüyen pazar ihtiyacını karşılamak için emek sermayesine duyulan ihtiyacın hızla artması.
(Fotoğraf: Çağdaş Erdoğan/140journos için)
Manisa’da 6 Temmuz 2015 tarihinda 15 tarım işçisinin kamyonet kasasında seyahat ederken kamyonetin bir tanker ile çarpışması sonucu 15 kişinin de ölümüne sebep olan kaza, mevsimlik işçilerin karşılaştığı zor çalışma koşullarının sadece bir kısmını gözler önüne seriyor. Güvensiz koşullarda seyahatin ötesinde mevsimlik işçiler, Mevsimlik Tarım İşçilerinin Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi Derneği’nin (METİDER) 2012 yılında hazırladığı rapora göre en çok günde 11 saati de geçebilen uzun çalışma saatlerinden, çalışma alanlarında banyo veya tuvaletin bulunmamasından ve sağlık hizmetlerine erişememekten şikayetçiler. Bunun yanı sıra mevsimlik işçilerin sadece %33’ü çalıştıkları alanlarda iyileştirilmiş içme suyuna ulaşabiliyorlar.
Ülkemizde mevsimlik tarım işçilerini koruyan özel bir yasa bulunmamakla birlikte, işçilerin yaşadığı sorunlara çözüm üretmek için çalışan bazı kurum ve kuruluşlar mevcuttur. Çeşitli üniversitelerin ilgili bölümlerinin ve STK’ların inisiyatifiyle çalışan Mevsimlik İşçi Göçü İletişim Ağı (MİGA) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yürütülen Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Projesi (METİP), işçilerin koşullarını iyileştirme gayretindeki kuruluşlardır.
Mevsimlik İşçi Göçü Çeken Şehirler
Kişi sayısı · 2014
Şehir
Kişi
Malatya
50.000
Adana
45.000
Giresun
20.000
Sakarya
15.000
Manisa
15.000
Ankara
10.000
Konya
10.000
Kayseri
10.000
İzmir
10.000
Bursa
9.000
Ordu
9.000
Hatay
9.000
Uşak
8.500
Nevşehir
8.000
Gaziantep
8.000
Samsun
7.000
Antalya
6.500
Mersin
6.000
Düzce
5.000
Kaynak: Kuvvet Lordoğlu, “Fındık Hasadının Oyuncuları”, Kalkınma Atölyesi, Temmuz 2014, Ankara, s. 126. Türkiye'de kuzey, güney ve batı Anadolu'daki 48 ilde mevsimlik gezici tarım işçisi çalışıyor (UNFPA, 2012).
İş Kazaları · SGK Kayıtları
2010–2013 · kayıtlı işçiler
Yıl
Ölen
Yaralanan
2010
269
12.315
2011
209
13.288
2012
117
14.216
2013
292
23.723
yöntem notu
Yukarıdaki tablo SGK kayıtlarına dayanıyor ve gerçeğin çok altında. İSİG Meclisi'nin tespitine göre mevsimlik tarım işçilerinin büyük çoğunluğu sigortasız çalışıyor ve SGK iş kazası istatistiklerinde hiç yer almıyor. Bu yüzden aşağıdaki bağımsız sayımı ayrı bir tablo olarak veriyoruz; iki seriyi tek grafikte birleştirmek yanıltıcı olurdu.
İş Cinayetleri · İSİG Sayımı
2013–2023 · sigortasızlar dâhil
Son on yılda ölen tarım işçisi
en az 1.803
En ölümcül ay
Ağustos · ort. 24
En az ölümlü ay
Ocak · ort. 6
Kaynak: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi. Ölüm nedenlerinde trafik ve servis kazaları başı çekiyor: işçiler kapalı kasa kamyonet, traktör römorku ve eski, kalabalık servislerle taşınıyor.
Çalışma Koşulları
Günlük süre
Oran
8 saatten az
%44
9–11 saat
%44
11 saatten fazla
%12
Cinsiyet dağılımı: erkek %50,3 — kadın %49,7. Bölgelere göre ürünler: Karadeniz fındık, Ege zeytin, Çukurova pamuk, Orta Anadolu soğan, şekerpancarı ve kayısı.
Mevsimlik işçilerin içinde bulunduğu zorlu koşullar kendi hayatlarının yanında toplumsal yaşamın dinamiklerini de olumsuz etkilemektedir. Örneğin sağlıksız barınma koşulları çevrede bir kirlilik ve kötü kokuya sebep olmakta, ayrıca kötü bir görüntü ortaya çıkarmaktadır. Yerli halk tarafından bu çadır yerleşkeleri uzak durulması, hatta mümkünse ortadan kaldırılması gereken yerler olarak görülmektedir. Ancak dışlanmanın daha önemli bir boyutu, çoğunlukla etnik köken, bazı durumlarda da dini inançlar üzerinden yaşanmaktadır.[2] Örneğin; Kürt ve Roman yoğunluklu mevsimlik işçi yerleşkelerinde yaşanan münferit bazı nahoş olaylar, kişileri aşıp işçi gruplarına mal olmakta, etnik köken ile ‘hırsızlık’ gibi olumsuz nitelemeler bölge halkı tarafından özdeşleştirilmektedir.[3] Emeğe biçilen değer konusunda da etnik kökenin veya milliyetin belirleyici bir özellik haline gelmesi bir başka büyük sorundur. TTB Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Nilay Etiler’in TBMM Mevsimlik Tarım Komisyonu’nda, 04.02.2015 tarihinde belirttiği üzere, geçtiğimiz yaz (2014) yerli yani Bursalı işçilerin yevmiyesi 50 lira, Güneydoğu’dan gelen Kürt işçilerin yevmiyesi 35 lira, Suriyeli işçilerin ise 20 lira olarak belirlenmiştir. Bu durumlar etnik kutuplaşmanın ve toplumsal katmanlaşmanın giderek keskinleşmesine sebep olmaktadır.
Bursa’da mevsimlik işçi olarak çalışan bir aile, çadırlarında. (Fotoğraf: Çağdaş Erdoğan/140journos için)
Mevsimlik tarım işçiliği müessesesi sadece etnik değil, aynı zamanda cinsiyete bağlı handikapların da oluşmasına sebep olabilir. Uzun çalışma saatleri sonrası, geleneksel aile yapısına bağlı olarak barınakların temizliğinden, çocukların ve yaşlıların bakımından ve beslenme ihtiyacının karşılanmasından da sorumlu olan kadınların sırtına fazladan yük binmektedir; ayrıca kadınların emeği işverenler tarafından erkek işçilere göre daha düşük ücretlerle değerlendirilmektedir. Bu durumun diğer bir yan etkisi de strese bağlı aile içi şiddettir; taşıdığı sorumluluklardan dolayı zihinsel ve fiziksel olarak yıpranan –ve yıpranma payı da hesaba katılmadan, sadece işgücü göz önünde bulundurularak ücretlendirilen- mevsimlik işçi kadınların çocuklarına fiziksel şiddet uyguladıkları da görülmektedir. Stresin oluşmasında bir diğer etken de tacizdir; işçi kadınlar hem o bölgenin erkekleri, hem de çalışma alanındaki erkek işçiler tarafından sıklıkla sözlü ve fiziksel tacize uğramaktadır.[4]
Bursa’da mevsimlik işçi olarak çalışan bir aile, çadırlarında. (Fotoğraf: Çağdaş Erdoğan/140journos için)